ŞİİRLER -----> 1 ŞİİRLER -----> 2 ŞİİRLER -----> 3
YOKSA
Ey dilber huri misin melek misin
Aşk şarabından bir kadeh içer misin
Kadehin boşaldıysa mey benden olsun
Yeter ki gülsün yüzün neşen bol olsun
Yeter ki benim gibi aşka düşme
Sen de benim gibi aşık mısın
Sakın nehir gibi deli akma
Irmak olup çağlar mısın
Canım benim gibi aşık mısın
Biraz olsun yüzüme güler misin
İnan seni her şeyden çok özledim
Benimle biraz dertleşir misin
Sırma saçın, ipek mi, ibrişim mi
Tarak alıp benim için tarar mısın
Seni nasıl özlediğimi bilmez misin
Benim için has bahçeme iner misin
DİNMEZ Kİ
yine serse bill hal deyim
Kapatılamaz bendim
Berrak akıyorum
İçilmez mi fıratım
Seyhan'ın Ceyhanım
Yeşilim Kızılırmak'ım
Damarda dönen kanım
Sevgiler olmaz mı
Göletler oldu kebabının
Akarsularla göletlerim
Akıp coşup giden
Bbir gün umman olamaz mı
Şekerden mi olur şerbet
Bunu bilmezler mi gerçek
Muhammed'e yol aldı niyet
Bir gün revan olup gitmez mi
HİLAL KAŞIN
Bana bir hilal göründü
O kaşın değil miydi
Ela gözlerin üstünde
Yansıdı kamaştı gözlerim
Gönül penceresinden
Bakarken serap gördüm
Seherde göründü güneşim
Aydınlandı karanlık dünyam
Yine o can o sevgi o sevda
Sanki ateş var kalbimde
Oturmuş aydınlık pencereye
Olmuşum kalbimdeki sevgiye köle
KİME
Ah çekerken ne Kelam kaldı ne de dil
Sevdalandım mı kalmadı bende akıl
Beynimdeki bütün sualleri sil
Seni nasıl arzuladığını bir de bil
Ahu zarım nereden geliyor
Bakışların ok gibi bağrımı deliyor
Barış varken savaş da ne oluyor
Delik deşik oldu ağlar bu gönül
Has bahçem kurudu kalmadı gül
Ağrıları susmaz dertli Bülbül
Ahu zarın bitmez mi senin ey gönül
Gel beni tarumar etme ey gönül
YAŞLILIK
Ulu çınarım asırlardan beri
Gövdemden uzanan dalları
Yumak yumak budakları
Yıllara meydan okur Çınarım
dirsek dirsek kollarım
rengarenk yapraklarım
kuşlara yuva veririm
benim güzel ulu çınarım
Asırlardır gölge olurum
Altımda seyranlık olur
İlkbaharda çiçek açarım
Benim yem yeşil çınarım
Kuşlar öter dallarında
Yavruları uyur yuvalarında
Yemyeşil baharım var
Bahar seninle güzel çınarım
HAYRAN KALDIM
Şu tabiatın envai güzelliğine
Görkemli karlı dağlarına
Gümbür gümbür akarsularına
Baka baka hayran kaldım
Menekşe, nergis papatyalar
Gülümsüyor sanki bahar
İki mevsimi bir arada yaşıyor
Başı kar etekleri bahar
Yücelmiş gururlu dağlar
Bin bir cevher barındırır
Ne ekersen bire bin verir
Yemyeşil çiçekli ovalar
Ulu Çınar'lı dev ormanlar
Dallarında ötüşür kuşlar
Avaz avaz dökülür nağmeler
Dillerinde hep SubhanAllah
BAL MI ARIYORSUN
Gezen bir arı mı oldun gönül
Gülden çiçekten mi alırsın bal
Bulamadın mı konacak bir dal
Dilinden bal mı akıyor gönül
Sohbetin bal mı şeker mi gönül
Bazen susarsın lal mı oldun gönül
Yoksa dalında mutsuz musun gönül
Aç gözünü seyret doğayı gönül
Başka çiçeklerden arıyorsun bal
Konmak için yetmez mi bir dal
Uzaklarda arama ne dal ne gül
Has bahçem senindir buyur gel
Gözlerin bir şeyler arıyor gönül
Uzaklarda arama buradayım gönül
Bakmaya doyamadığım çiçeklerim
Kucak açmış Seni bekler gönül
FARK EDER Mİ
Ha sen a ha ben
Şu bülbül memleketi
bağsız bırakılmaz ki
Virane olup, her şey
Silinip yok olursa
Baykuşlar gelip konmaz mı
Bülbül isem bu bahçelerde
Tehvid kelimesini haykırsam da
Konuş kanaryaca istersen
Yada bülbülce ötersen
Bende ibibikçe seher vaktinde
Beraber şarkı söylesek olmaz mı
KALBİMDEN
Seslendim güzel sana
Telim, mızrabım, sazımla
Seslenmiştim güzel sana
Duygularımla hislerimle
gece gündüz sesleniyorum
Canan neden duymuyorsun
Sesleniyorum seni her dem
Duygularımla hislerimle
Kalbim sana gel diyor
Bağım senin bahçem senin
Bostanımdan da sesleniyorum
Duygularımla hislerimle
Sana uygun bir bağım var
Bahçemde Bülbül seni sesler
Gül dalında gülşen'le
Duygularımla hislerimle
Uludağ'da güzel bağda
Bülbül ağlar sana sevdalı
Gel diyorum bağlarım senin
Duygularımla hislerimle
SON BAHARIMDA
Duygularımla yapa yalnızım
Dertli yaşlı bir bülbülüm
Sesimi duyarlar bilmez ki benim
Nağmelerin dertli ben üzüntülüyüm
Hüzün iç içe sıkıştırmış beni
Gülsem de şu yalancı dünyamı
Bir gülücük değiştirelim mi talihimi
Nağmelerin dertli ben hüzünlüyüm
Çünkü gördüm gidenleri
Gözlerim dolu unuttular beni
Gün gelecek herkes unutacak beni
Hüzünlüyüm nağmelerin dertli
SEFA İÇİNDE
Ey gül dalında sefa eden Bülbül
Yaprak altında ne işi var gülün
Altındaki dikeni yakar canını bir gün
Zarin edeceksin sonbahar ayında
Gül solunca sana dokunur hançer
Kuru dala avunma çok beklersin
Umudunu asla kaybetme
Belki yine gelecek ilkbahar
Tahammül etmez güle gülüm
Ağlar kalbim coşar sevgilerim
Kış geldi yine bozuldu bağım
Bağın da senin gülüm de senin
YENİ BAHARIMDA
Harika geçiyor günlerin
Günlerim aylarım baharım
Bu günümde böyle geçti
Ömür geçti yine kışa kaldım
Her gün dalımda konuğumsun
Hem hoş sesim hem avazımsın
Tatlı nağmeler fısıldaşır rüzgar
Kimse koparamaz seni dalımdan
Gül bahçem baharım ağlar
Dağında kar fırtına var
Kapanıyorlar yorgun ben yorgun
Gelmek isterim arada uçurum var
CANLI
insanlar Gezer durur
bu sular nereden gelir
dillerin şirin konuşur
güneş doğar hayat verir
Dil tat alır verir lezzet
Gül kokusunu çekerek hisset
Topraktan çıkan su berrak
Deli akar Dicle, Fırat
Bu güzelliğe şahit olsun gözlerin
Toprakla her şey canlanır
Bahar hayat verir can verir
İlahi güçtür bunları döndüren
GÜLEMEZ BANA
Bağım soluk kalmış karşımda
Akan sular durmaz Fıratım'da
kalbimde çağlayan anlarım coştu
Akan gözyaşlarıma karıştı
İçimdeki sorgu suallerim
Saklı kalmış dünyamda
Ahu zar içinde duygularım
Ateş gibi yanar içimde
Duygular gizli sır içinde
Cümleler yazılı deste deste
Yığılmışlar hep üst üste
Mahpus kaldı hem şiir hem beste
Koparılmış bir deste gül gördüm
Her şey ne güzel yaratmış rabbim
Hep dalında hep kalsa gülüm
Mutlu kalır dalında gülüm
ÖKSÜZ SEVGİ
Hava kapalı bulut gibi
Bazen hava açık güneşli
Güneş batar gece hüzünlü
Her yer zifir gece karanlık
Dünya güler yüzlü bir yalancı
Bencillik ve gaflet yoklar bizi
Fakirlikte özler zenginliği
Çok mal sevdirir küfür ve günahı
Cilveler hoş gelir bizlere
Yalnız Semih sevgi temiz aşk
Bitmesin o aşk gitmesin Mehtap
Sevgi öksüz ağırlaşır kalp
BİR BOŞLUK
İçimde bir bahar havası esti
Baktım yücelerden semaya
Gök yüzünde samanyolunda
tek tek yıldızlar içinde
Kademe kademe arşı ala
Semaya doğru baktığımda
Rabbim emir buyurmuş
Ay güneş bir arada gökyüzünde
GÜLDEN
Endamın güzel nazik tenden
Hani o güzel goncan dalından
Dökülür nağmeler dilinden
İlahiler dökülür hasbahçenden
Can dururken bu bedende
beden çürümez mahşerde
Dirilir beden hesap gününde
O zaman gülşene dönersin yine
Tektir bizi yaradan Hak
Cennet var cehennem Mustafaya hak
Bedenin dirilir sanki beyaz zambak
Zambak güzel şehadet dilde
HER GÜLDEN
tatlı dilinden söyletir Bülbül
dilinden bal alan arıyım
şakır baldan tatlı diliyle Bülbül
Avazından ağlar lar çalar sazım
sazının hevesinden ağlar Bülbül
ezilmiş gül goncalar ağlar
içinde Çağlar Gülşen namesi
vazgeçmiş gül ağlatır bülbül
Gül bahçemde açar güller
dert keder ağlatır Bülbül ağlar
sazım dertli çalar dilde nağmeler
her dil döküşümde içim ağlar
HAYAT VAR
bağlarım ormanların seyrangahtır
eşsiz ormanında güzel yeşillik
selvilerim yücelmiş göklere
yan yana dizili çamlarımda
ormanının çevresi öyle güzel ki
gülenyüz gibi gülümsüyor sanki
hele kokan güzel menekşelerim
hayat vermiş tabiata renk renk
cıvıllaşıyor kuşlar güzel dallarda
sanki bayram var kuşların yuvasında
yavrular yeni kanatlanmış uçarlar
GONCALI YUVA
gel kurum gel bana
lale sümbül solmadan
gel bana gel kumralım
gül alem açıldı sana
Güneş doğmuş yeni baharım
mevsim güzel Gülbahar ıım
bağrımda mevsimim de senin
Dal bağıma bağımda senin
lale sümbül lüm yaprak açmış
gül goncalar cuma karışmış
kurum bir gün gelir diye
kalbim yolunu şaşırmış
BEN
bu diyarda koşarken
belki güzelleşir hayat
nasip olsa içsem abI hayat
imkan olsa da içsen abı hayat
biz ehli kubur ki onun için
ta ki hayatta son nokta için
karun gibi malın olsa da
Bu dünya fani değil mi
karun sonsuza dek yaşayacak gibi
belki de unutmuştu ölümü
zekatı unuttu yaptığı zulümü
bütün servetini kaybeden o değil mi
annem güçlü baki dünyaya
zaten babam da oradaydı ya
mesajı aldın mı ey Mustafa
ruh bedenden bir gün uçmaz mı
DERİNDEN
irmağın akıyor gayet berrak
aşık oldum sana ey Fırat
deryam olmuş sanki gölet
aşka nasıl düştüm hayret
aşk maddesi mest etti
bilinmez bir alem gibi
aşk alemi sarhoş etti
dünyasına daldırdı beni
zaman çabuk gelip geçti
hiç anlamadan ömür nasıl geçti
yaz baharım çabuk bitti
gülüm soldu dikenim kaldı
ahlar gönlüm ahu zarlı
Gönlüme nehir akar gizli
coşmuş Fırat sesliyor seni
hiç duymuyor ki Gülşen beni
küçükken hep seni andım
Hayalini düşümde gördüm
içimde tuttum hep sakladım
bendim koptu birden aktım
RÜYA GERÇEK OLDU
aşk ateşi yaktı beni
bu gül müydü Gülşen miydi
gece geldi düşüme girdi
uyandım birden divane gibi
gizli gizli sokuyordu
seslenince hemen baktı
mahvoluruz çok korktum
Hak divanında çok zor olur
şükürler olsun allah'ıma
bu gerçek değil bir rüya
bütün kalbimle hakka sığındım
gönül sevmiş günahım ne ki
bu bir gül idi Gülşen oldu
gönül ona Bülbül oldu
o güldükçe bülbülü sevdi
Bülbül beni bırakıp gitti
işte gecem böyle geçti
ahu zarım deryayı aştı
gülbahçem Gülşen oldu
ben gönlümü kandıramadım
AVIM KAÇTI
ben avcıydım avımı ararken
Baktım dağların eteğinde
önümde bir geyik kaçtı hemen
sevgim ok oldu koştu peşinden
geyik kaçtı ok peşinden gitti
aramıza dağ engeli girdi
sevgi oku döndü bana değdi
yaşım geçtiği ölüm vakti geldi
ceylanım kaçıp gidince
ormanlarımız öksüz kaldı
sevgim avcı hisim yolcu
yola düştüm revan oldum
Yol karışık ben şaşırdım
baktığımda uludağ'ı aştım
mustafam muş'tan gelmiş
Ciğerim kebap közde pişmiş
ZAMAN NEREDE
Her şeyi gördüm alem içinde
kimi vahşi insan biçiminde
peki bu insanlar nerede
Kimi de geçim derdinde
yine yaz geldi vahşilik ormanda
namaz niyaz yok içki sofrada
şempanzemi oldu kadın kucakta
cesedi yakılmış kadın bulundu
ağaçlar gölge mi yaptı sandınız
Allah sizleri görmez mi sandınız
hiç anlamazlar ki bunlar gerçeği
tutup kulaklarını çekmeden
cennet cehennemi duymadınız mı
bir kadına neden kandırıp yaktınız
bir gün gelir dansa kalkacak kızınız
sarhoş musunuz neden kucağına aldınız
ÖZLEDİM YİNE GELDİM
Bir zaman ormanı gezdim
Orman güzel neşe vericiydi
Bindokuzyüz seksen yılıydı
Bir bir saydım o günleri
gezerken yine bursa'da
özlemişim yeşil selvileri
baktım ormanı da yakmışlar
kalmış bir kaç çalı çırpı
böyle görünce çok üzüldüm
ormanın ölmüştü yas bağladım
gezerken baktım o güzel dallarında
ağlıyor taze körpecik filizleri
sesler kesilmiş ormanda sessizlik
yapraklar zikir ederdi mevsim kurak
Bulutlar geziyor yine yağmur yok
ağlayan fundalık benden su istedi
HAKTAN SÖYLE
durma sakın dilim durma
gün gelir susacaksın
söyle dilim söyle gerçekleri
şimdi varken kalanlara söyle
Sakın Hak yolundan sapmasınlar
bir gün gelir fanı olur
dilin durur sözün kalır
kalanlara selam olsun
selam olsun selam olsun
kalanlara selam olsun
bilenlere selam olsun
selam olsun selam olsun
bana söyleyenler nerede
ben de giderim bir gün belki
kalanlar da benim gibi tıpkı
ölenlere rahmet olsun
rahmet eyleyin rahmet olsun
rahmet eyleyin rahmet olsun
şeyda olan dilim söyle
selam rahmet söyle
kalanlara selam olsun
hem nakşi hemde kadiriyim
kalbim Sagbetullah Hizanidir
bütün alemler hep birdir
alemlere selam olsun
GÜLŞEN
yapraklı budaklı dallanmış görünümde
bir kök salmış kalbimin derinliklerine
sökmeyin kalsın kalbimin içinde
her tomurcuk aşacak bir Gülşen
o bahçelerin hiç sormaz ki
yaz kış sonbahar hep aynı
öyle güzel olmuş ki Gülşen gibi
güzelleşmiş bağ olmuş Gülşen
tek tek açılır yeşil yapraklar
içimde bitmeyen ilkbahar var
tek bir yaprağını koparamaz rüzgar
dallarım la hep güzel kalacak Gülşen
SEVGİ
şu bencil insanlar
yazıklar olsun yazıklar
balta olmuş eller
yazıklar olsun insanlar
Herkesi çok sevdim
iyi kötü demedim
hepsini aynı sevdim
kestiler dalın budağım
şimdi nereye gideyim
ağlıyor elsiz kollarım
haktan imdat bekler mi
yorgun bakar gözlerim
aşığım sevdalıyım
bir deli divaneyim
bunlar sevgiyi bilemez
neden bunları sevdim
kalbim içi bahçedir
Gülşen bana haindir
Bülbül oldum Gonca
neden beni küstürdün
UÇURUM
aç gözlerine bak uçurum
nereye bakarsan bak uçurum
atlama sakın bak uçurum
kımıldama yıkılır bak uçurum
dipsiz ve verin bak uçurum
dibinden yıkılıyor bak uçurum
sesler geliyor bak uçurum
çok ince koparmak uçurum
yatma hey uyan bak uçurum
açılmış çok derin bak uçurum
yanar var dibine bak uçurum
dur frene bas bak uçurum
GÜNÜN BİRİNDE
gördüm miskin bir kişi
sefil ve yalnız bir kul
onu gemlikte görmüştüm
oturmuştu duvarın dibinde
almış eline bir şişe
ahmak ondan alır neşe
bak gör ki daha neler var
yanında yücelmiş dağlar
yüzünde hem neşe hem hüzün var
dön bak allah'ın ahmakına
uzamış bulutlara yeşil selviler
zikir eder yüce yaradanına
sordum elindeki şişe ne
içerim dedi dertler kederde
bütün kötülükler bunun için de
sakın kendini onunla kirletme
MAALESEF
maalesef dünya boş dediler
Bu dünya boş değildir
Yedi belalı felek var
sekizincisi en güzeli dünyadır
asla dünyaya kötü denilmez
nebiler ve resulullah'ın yeridir
dünyayı zindan etme ey ehli iman
dünyayı güzelleştirir olsun gülistan
sakın kalbin olmasın zindan
şefaat edecek Muhammed Kuran
o son nefesin ve o son an
kırılırsın ehli cenneti mekan
BİR DAĞ İÇİNDE
oh Allah dedim kendimi
buldum bir daha içinde
her şeyi seyrettim yine
ben bir dağ tepesinde
cevherinde bir dere gördüm
akardı bir dağın içinde
kana kana yudumladım yine
yorgun düştüm bu dağ içinde
çift Bülbül gördüm meşesinde
Katıldım bülbüllere oldum şair yine
bülbüller ile coştun Sevdalandım yine
Hoş bir seda duydum dağ içinde
GENÇLİK
bağlamda araz araz öter Bülbül
bahçemde ıtır kokar gül Gonca
goncası açılmış taze sümbül
gül solmasın diye bülbül dilek tutar
Bülbül zevk sefa sürer herdem
büyümüş fesleğen Nesrin sümbül
sanki hiç gelmeyecek sonbahar
bu çiçekler elbet bir gün solar
ey Bülbül zevkin beyhudedir senin
fırtınalar koptu dağına kar yağdı
babam bozuldu güllerin soldu
Daha çok beklersin bahar gelir diye
GAYRISI YALAN
dilim söylüyor ne yapayım
güzel kalem sen de yaz
allah'tan başka yar mı var
Gayrisi yalan gerisi yalan
Nasıl da kaldım yapayalnız
Ne yaparım ben leylasız
Figan ettim duymadılar sesimi
Senden başka kimim var gayri
AŞKINLA
mecnunla var avcı mı yoksa savaşçı
savaşıyor aşkıyla her mecnun
ben savaşçı değil bir mecnunum
şehit olayım leyla'nın elinden
mecnunlar hep sevda şehididir
katilleri ise Leylalar mıdır
Hayır onlar birer canandır
Yanan hem leyla hem mecnundur
leylamın anlında kara yazgı
Her şey amel defterinde yazılı
Yanmaya razıyım yeterki gelsin
Bundan daha güzel şehadet olur mu
HER ŞEY YOK OLMUŞ
canım sensiz güller solmuş
bahçem viran neşem kalmamış
güller solmuş bülbüller küsmüş
yok olmuş her şey harabeye dönmüş
canım sensiz neşem yok gülmeye
bülbüller gelmiş destur ister ötmeye
dön mağazaya bak bitmiş o toz pembelik
canım sensiz gündüzüm hep karanlık
bilmiyorsun kalbim atıyor bağrım yanık
sana mecnun oldum çöllere konuk
Sana sunmaya ne bağım var ne de gülüm
sensiz bağım bozulmuş güllerim soluk
MAĞRUR OLMA
mağrur olma ey fani insan
sen de yoğrulmuşsun topraktan
neden havalanıyor olsun gururla
bir gün yine toprak olacaksın
kulluk görevini yapmıyorsun
sen bir derin uykuya dalmışsın
baki kalacağını mı sanıyorsun
neden böyle bir gaflete dalmışsın
ey insan neden uyuyamıyorsun
dünya durmadan dönüyor
bu devran bizleri de döndürüyor
bu çark bizi un ufak öğütüyor
sonunda toprak bizi yutuyor
Fani dünya hali işte böyledir
gerçek görevimizi unutturuyor
geçim derdi ahireti unutturuyor
ZAMANIM
bugün bulutlar bana küskün
gülmez bana açılmaz gül
bükük lalem bana küskün
sahalarda sabahım sessiz
bir ben bir de aşk yapa yalnız
çöllere mecnun olmuş aşkımız
yaşım erken ama belim bükülmüş
yolum zahmetli ve engebeli
adım atarken sanki sırattayım
her şey bana karşı kaderle birleşmiş
sorguya mı çekildim başım eğilmiş
gitme vakti geldi yollar bana küsmüş
SEVGİLERİM
bir sevda doğuyor içimden
bir yanım dağ bir yanım orman
dalları karışmış orman içinde
dalımda Gonca bağımda papatyam
çiçekler bağımı sarmış
sarmaşıklar dalında rengarenk
gülşen'e dönmüş gecem Mehtap
aşkım benimle sefa ve ahenk
sevgim her an muhabbet içinde
bülbülüm Goncana sesleniyor
gel muhabbet var bağımda
sevgim bağdır gülşen'e gel
KİMİ
yaksın leyla'nın aşkı beni
aşkınla yanayım yeter ki
küLlerim yine sana seslenecek
Leyla Leyla diyecekti
aşkınla öyle yanıyorum ki
dilim nağmelerini söyleyecek
aşkın sarsın yaksın beni
köLümden gülşen bitecekti
Gülşen hem aşkın Alevi içinde
yanardağ patlayacak içimde
baharla doğup gelsin gülşeni im
belki yanardağımı söndürecekti
aşkla yanan alevin pervanesiyim
yeter ki sönmesin aşka alevin
her daim ki ben yanayım
yeter ki ara evlerin kapsın beni
gel görüşelim yeter ki sen gel
alevinde gel aşkın ateşiyle gel
aşkın ateşinden korkmuyorum ben
gel volkanın'la gel yak beni
ERİDİ KAR
bir dünyam var Gülbahar
daha da bahar gülbaharım
gönlüm bahar içimde
bağrım eser nevbahar
çayır çimen seslenir içimde
Şeyda bülbülüm öter gel
açılsın goncaların Gülşen
esen rüzgarların sesleniyor gel
gönül içinde gülüm Gülşen
dağ Müzeyyen bağırın güzel
kuzular meler kuşlar cıvıldaşıyor
bağırıp sana sesleniyor gel
BEN ONA
can dedim canımdır o can
canımdır o sevgi o canım
şirinim şeker şekerim bal
duymuş lezzet almaya geldi dil
dilsiz şirin için şirinim dile tat
şirindir baldan o sevgiye muhtaç
kalp yanar sevgiyi söyletir dil
kalp yanmazsa dil söyler mi hiç
Ey güzel sevgi en güzel aşk
kalbimde sultansın başımda taç
sevgilerim senin için dil sana muhtaç
dil seni söyler senin aşkına muhtaç
OLSUN ŞEN OLSUN
sakın demeyin gülün solsun
gülüm olsun beni yaksın
canım ona kurban olsun
intizarım Gülşenimdir
ister gel sen beni öldür
Sonumuz yine ölümdür
gül dalında Gülşen güldür
gözüm görsün Bülbül ötsün
epey zaman hiç görmedim
çok küçükken böyle yandım
sen bursada ben muşta doğdum
bu bir rüyaymıydı gördüğüm
aşk Alevi sardı beni
şimşek çarptı geldi geçti
vurdu sinemi deldi
fidanım arşa yükseldi
bu dert hiç dinmiyor
ızdırabı var hep yakıyor
dalda gülüm şen durmuyor
Bülbül yandı gül bilmiyor
Mustafandır derin ağlar
içim Umman derya Çağlar
aşk teknesi alev alev yanar
gemi battı selam sana
ŞÜKÜR GEREK
nefes alıp vermek
ne güzel nefes almak
bir nefes bin cihana bedel
gözleri açıp cihanı görmek
ne güzel Cihan gerçek
nefesin kıymetini bilmezsek
bir dakika nefes tutmak gerek
nimetinden anlayın gerçek
bir defa şükür etmek gerek
çok güzel nefes alıp vermek
ne güzel görmek ne güzel gezmek
nimetleri çok büyüktür bir bilsek
DAĞLAR
ne güzel yaratılmış güzel dağlar
o güzel çayır çimen sümbül bağlar
gül dalında Bülbül destUR almış ağlar
seslenmiş yeşile bürünmüş bağlar
ne güzel dağlar bu dağlar
o güzel dereler durmaz Çağlar
bir aradan ayrılanlar durmaz ağlar
Ferhat şirin için delmiş dağlar
şirin duymuş Ferhat ölmüş durmaz ağlar
Kerem yanmış aslı karalar bağlar
arzu için kamber durmaz her dem ağlar
Leyla için mecnun çöllerde Gezer
GEL GÖR BENİ
canım ne haldeyim
gel de gör beni
canım çok yanıyor
canım gel de gör beni
inan hep hastayım
bin bir derde düştüm
çok kötü vuruldum
hilal gel de gör beni
Gece gündüz aradım
senin aşk tuzağına düştü
çok fena takıldım kaldım
canım geldi çöz beni
gece gündüz feryadım
yoktur benim dermanım
sen benim her şeyim merhemin
canım gel de sür bana
aradım seni uzağa düştüm
çok garip çöllerde kaldım
Ben bu ellerde şaşırdım kaldım
canım gelde bul beni
GÜL TARLASI
gel gidelim göle doğru
gül gölgesinde ben seninle
muhabbet edelim derinden derine
sen benimle ben seninle
gül dalında Bülbül öter
bizi dansa davet eder
hem dertliyim hem de derbeder
Bülbül durmadan öter
beni diyardan diyara atar
bir derdime bin dert Katar
Mustafa kimsesiz his eder
senden başka beni kim anlar
BENİ SENİ
kalbim senin olsun
senin de benim olsun
aşkın benim olsun
aşkım da senin olsun
aşkın beni yaksın
aşkım da seni yaksın
külümüz bir olsun
aynı yerde gömülsün
mezarımız aynı olsun
üzerimizde gül bitsin
sarmaşıklar olsun dolansın
Dalımız eğilsin olsun lalemiz
SOLMA SEN
bir gün görmezsem seni
ben sanki olmuşum bir deli
bir gün görsem ben seni
sanki dünyanın sahibi benim
üzülmesin sen sakın
bol olsun senin neşen
sen solma öyle hep şen
sabret vakit çok erken
gözlerim ağlamakta
Berraksın Dicle ve fırat'tan
güneşten önce doğar tan
umudumu kesmem allah'tan
YOLLARA DÜŞSENE
bir gün bize gelirsen
bir dönüp bak bana
tellerin öyle güzel ki
bize gel sen tara
ela gözlerini özledim
bize gel de bak bana
canım senindir senin
ister gel de al sana
öf çekip kızarsam da
Şekerden tatlı bal bana
boş kalmış şu kovanım
işte gel de girsene
arı oldum ben konarken
gül sizindir bal bana
bağa girdim kovuldum
Gülşen senindir can bana
Yedi yaşımda ararken
gönül kondu bağlara
Gonca daha yok iken
garip fakir çocuktum
Başı açık yalın ayak
gelip düştüm yollara
memleketleri çok gezdim
Bursa oldu mekana
NOKTAMDA
gizli bir sır saklamış
hiç çıkmaz içimden
o da aynı benim gibi
yanar alev başlamış
neydim niçin ne oldum
gizli sırrımı söyledim
çocukları gördü gözlerim
kırka kadar sakladım
oldum sevgi haz sevda
ne yapayım her şeyi sevdim
sevdim bütün tabiatı cihanda
o cihanda Cihan benim içimde
benim dünyam mecazi imiş
haktan başka ne varmış
hallaç Mansur yakılmış
derya deniz olsam ne fayda
yüce mevlâm eylermiş
hallaç çalabı sevmiş
Mansur en'el hak mı demiş
Yunus olsam ne fayda
kara yağız bir çocuğum
haktan gerçeği gördüm
Muşluyum adım Mustafa
revan yolcu olsam ne fayda
YA MUHAMMED
daldım Evliya deryasına
derviş oldum aşk yoluna
nurun güneş bu cihanda
ay kamerim sığındım sana
Ebubekir ömer Osman
şir ali'dir ali aslan
ok fırladı hamza yaydan
yay geldi sığındı sana
imanım var çok mutluyum
son resulun ümmetim
şükür allah'a ben nakşiyim
tespihiyle salat sana
dervişlik tir gizli sırrım
gizli sırrım aşka pir'im
aşka daldım ben yanarım
cürmüm ile geldim sana
BENİ
mevsimi bahar mı sandın
yoksa sonbahar yağmurları mı
bakma çimenlere ömrü kısa
solar bir gün kar yağınca
gerçek şu ki solmayan bağım
gönül içinde ölüm söz sevgim
sarmaşığın uzadı Goncalarım
kalbim şahittir şehadetine
Bitmeyen bahar mı sandın kendini
yazın sonu sonbahar değil mi
eğer inanmazsan gel de bir bak
ey şair Mustafa Ayhan
senin de yazın bitecek bir gün
kara kışınla baş başa kalırsın
gel senin de solmayan bağın olsun
hakikaten dön kalbinde sevgi olsun
ANSIZIN
gece uyurken yatağımda
Gördüm enteresan bir rüya
biraz uyanır gibi oldum
gözlerimi yumdum yine uyudum
baktım yine o güzel geldi yanıma
aldı ellerimi koydu kalbine
olmaz dedim bu olur mu ya
sorgu var yazılır soru, sualde
kaçıp uzaklaştım oradan
dağları engelleri aşarken
paramparça olmuş kemikleri
toplayıp ellerimle döşerken
baktım ben yine oradayım yine rüyada
bir bahçeye sanki yeniden gül diktim
hemen bitiverdi o kemikler dirildi
giyinik gül Gülşen oldu karşıma dikildi
GÜNEŞ YÜZLÜM
ey güneş yüzlüm ben buralıyım
bu güzel karlı dağlar benim
gümbür gümbür akar nehirlerim
lütfedip bir yudum içer misin
yüce dağlar ulu dağlar
bütün kuşlar sana konar
sana baş köşeyi ayırsam
bana konuk olur musun
karlar zirveye örtü olmuş
gönül gelip seni sevmiş
gerçek yaylam çok güzelmiş
gelip çadır açar mısın
yamaçların ışık saçar
sümbül aşmış koku saçar
reyhanlarım miski amber
Gülşen sen de kokar mısın
Mustafa'dır benim adım
çok yücedir benim dağım
mermer değil mücevherim
alıp takı yapar mısın
YALANCI
zaman bozuk çakal uyanık
çalım yedik kandırıldık
türlü suçtan aranan bir sanık
gaflete düşürdü boğdu bizi
zaman bizi uyutuyor sanki
öyle hain öyle uyanık ki
sefası hoş ama belası gizli
ceza'nın hası bekler bizi
zaman eğlenceli ama kandırdı bizi
öyle çabuk geçirdik ki günlerimizi
giden günlerimiz gelmiyor geri
İşte hayat böyle harcadı bizi
GÜZEL OLUR DEDİK
tek başımaydım işlerim bozuk
herkesi sevdim kalbimde boşluk
kalbimizde sevgiye baraj yaptık
deryalara nehirlerle doldurduk
eskiden de yalnızdım şimdiki gibi
hep ağlardım babasız yetim gibi
suyum akar sanki koca Fırat gibi
feryat ederim hiç kimsem yokmuş gibi
başımda bulut gözümde yağmur
selviler gel bana yağ diyor
içimde buhar nem olmuş yağmur
Kadehim dolmuş içinde kaynar
Bulutlu bir dağ vardı başında kar
vurulmuş sine delinmiş akıyor sular
deryam olmuş deniz durmuyor dalgalar
vuruldum kalbimden içim kan ağlar
BEDENİMDE
Bezenmiş dallar yaprak misali
göğsünde düğmeler Gonca misali
sallanıyor sanki taze gelin misali
dikenleri gizli hiç gözükmez ki
öyle güzel bezenmiş ve giyinmiş
güzel bahar mevsim içinde gül
kolları var gibi sallanır sanki
kalbimde bahar tek bir güzel gül
güzel açılmış bana güzel görünürken
kalbime saplanmış sanki gülüyor diken
sanki okşuyor kalbimde dönerken
alev almış yanar olmuş içimde
gül yürürken gördüm goncası elinde
derdimi anlatınca anlayamadım gülce
hevesinden yanar gönül içi gözümde perde
saplanan gizli hançerin indir yüreğimde
FİGAN
Ey eşsiz Bülbül figanın nedir
arife sabahı kurbana bir gün
ağlatma sakın ağlattın beni
sen de mi düş gördün benim gibi
ağlamasa sakın senin değil benim hakkım
O Leyla o can o hilal mehtabı gördüm
Ağlıyorsun sende durmadan bağrımı deldin
ne hakkın var ağlatıyorsun sen beni
yarın bayram yine yalnız
Bin dokuzyüz doksan beşteyiz
bir kurban var kesilmiyor yapayalnız
ey can gelip kurban eder misiniz beni
ÖLÜMÜME BİLE GELMEDİ
gel baharında güller solmadan gel
bu bağlamdan sen de faydalan gel
rengarenk çiçeklerim senin içindir gel
gel de bağlarım muradına Ersin gel
baharım bitti mevsim yaza girdi gel
yazın bitti sonbahara girdim gel
Bahçeme gazel düştü uçmadan gel
Esti poyraz kırık dallarımı görmeye gel
sonbaharım bitti kışa girdik gel
Dağıma yağan karları görmeye gel
kefenimi biçmişler giydirmeye gel
Gel barışıp helalleşmeye gel
YİNE Mİ ?
O sürüşlerinin teline takıldım
eyvah yine mi yanacağım
önce göründü sonra gitti meralim
eyvah alime yine yandım
buselerini çiçek sanmıştım
Bülbül idin dalak olmuştun
duydum bağların sahibiymiş
eyvah yine Gülşen siz kaldım
bağına yine konmaya geldim
bağlarıma baykuşlar konmuş
özledim dilleri dinlemeye geldim
bağım kurumuş evsiz kaldım
GEL
belki uzaklardasın ama sevgin bana yakın
uzaklarda değilsin hep benimle aşkın
hayalim, düşüm, rüyam ve aşkımsın
damarlarımdaki kanımdan sana selam olsun
sevgin içimde yanıyor bir Volkan gibi
kalbimden sergilerin sesleniyor seni
yine yanımda yoksun bekletme beni
aşkına hastayım görmeye gel beni
BENİ BENDEN SORUN
dumansız dağ olur mu
gelen onu benden sorun
çilesiz Bülbül olur mu
gelin onu gülden sorun
bursa'ya neden geldi mi
gelin onu bana sorun
içinde ateş var kime yandım
gelin onu bana sorun
lal olan dilim susmaz
gelin beni ondan sorun
gönül neden böyle yanar
gelin onu dilden sonra
o bülbülü güle geldi
susarak geldi göre üzdü
neden Gülşen beni terk etti
gidin beni ondan sorun
niçin beni küstürdün
gül süz asla örtmez Bülbül
Gülşen bana sırtını döndü
nedenini ondan sorun
İÇİM BAHAR
gülbahar'ın benim canım
önce bakıp gülüyordum
beni görünce hemen soldun
sanki kara kış oldum
ey gülşen'in goncalısın
Goncaların zambak gibi
ben gelince neden soldun
Kaynar su oldum sana döküldüm
sevgin bana haz verir
hazım ile sana geldim
niçin korktum benden
Kem bakan düşman mıyım
hak vallahi sana geldim
bana inan aşkın benim
Ruh ikizin canım benim
ben sevgiyim benden korkma
BAKTIM
zaman çok hızlı hiç durmaz gider
gece gündüz durmadan akar
bizi de sürüklüyor peşinden
cilvesine kapıldık ona kandık
pişman olup uyandık yeniden
ta ki uçuruma gelip dayanırken
döndüm ama önüm yokuş ve kaygan
ipin ucundan sımsıkı tuttum
inandım hak allah'a çok pişmanım
bir ip ucunu da Gülşenime bağladım
iman varsa tamamdır itikadın
onları da kendime bağladım
çok pişmanım dedim ey allah'ım
bütün inananların elini tuttum
onları da ipucuna bağladım
ağır olmaz ki nakşilere inşallah
DOLAŞTIM
gezdim gördüm bu dünyayı
bir alarm sarmış bu alemi
zehirden daha acı verir
sevgiyi yitirmiş bu alem
hakikati bilmez haksızı sevmiş
alem içinde coşmuş deliler
içiyorlar şarap viski kokteyller
helali haramı karıştırmış bu alem
ahmak körler gerçeği göremez
haktan hakikat işlerine gelmez
şarabı içerler zıkkımdan çerez
vahşet içine dalmış bu alem
acıdım bu alemin derdi ne
hele bakın bu zamanın gençliğine
içer sarkıntılık yapar kıza kadına
helali harama karıştırmış bu alem
SESSİZ KALDIM
seslendin duydum sesini
kıyamadım kıyamadım
soracak diye aşkımı
diyemedim diyemedim
üzülmüştür belki şimdi
bilemedim anlayamadım
o aşk beni şaşırtmıştı
hiç bilemedim hiç bilemedim
yar ararken ben dalmıştım
uyanamadım uyanamadım
alo dedi çok utandım
suskun kaldım suskun kaldım
mışıl mışıl uyuyordu
neden çaldım uyandırdım
yar kalkınca çok üzüldüm
neden çaldım uyandırdım
o yorgundu çok yorulmuştu
aşkı beni şaşırtmıştı
yanar alev duman oldum
onun için deli divaneyim
AŞKA SUSAMIŞ
kuraklıktan kurumuş çatlamış toprak
nehirlerim coşmuş çağlıyor dalgalar
çatlattı kalbimi coşmuş olan nehirler
aşk ile akan suları zehir nisandan canım
kalbimin derinliğinde açılmış büyük vadi
terk ettiğinden beri kalbim öksüz kaldı
kalbimde kamp kursam gelir misin sevgilim
Arzularım yola çıkmış ağlıyor hazin hazin
Çöl ortasında dikili tek ağacım
tükendi kaynakların soldu çiçeklerim
kaybettim her şeyimi servetimi
kırık kalbimin sahibi Gülşen mi
leyla'yı kaybeden bir mecnunum
dağları ağaçtan çöllere eş oldum
yalvarışım sana yücelerin yücesi allah'ım
bütün kalbimle ya Rabbi senin kulunum
O GÜN
duydum ki goncaların açılmış
bir gün büyür dalında gül olur
ince zarif mahmur gülüşündür
taranmış zülüflerin yüzüne akar
Taranmış Zülüfler saçına karışır
o endamınane giysen yakışır
Siyah saçlar omuzlarından akar
savrulur kahküller yele karışır
güzel endamın gayet zariftir
siyah kirpiklerin sanki ok'tur
tarama saçlarını rüzgar dağıtır
tel tel olmuş yanaklarından dökülür
NEDEN
ey çam ağaçlarım
yapay yalnız mı kaldık
sizinle ve tek ben
kokunuz avutur beni
sabah rüzgarının esintisi
öyle güzel ki kuşların cıvıltısı
uykudan uyandırdı beni
ben sanmıştım ki sizinle
Gülşen bahçemiz var
zümrüt gibi yeşilliğini
biz meğer ki kandırdı beni
gönül bülbülü boşa havalandı
sizlere konmaya geldim
anladım ki her şey bana boş
yine ben tek ve öksüz kaldım
gel ağlama hakkın divanında
ondan Gülşen bahçesini dile
bülbülü kavuştur güle
gayrisi boştur ev Mustafa en
elde mahşerde gezersen
kor gibi ateş var orada
gülşeni sakın unutma
elini çabuk tut bırakma
sırat ince olsa da korkma
BİR YAZARIM
gah mecnunum gah deliyim
ben bilmem ben neyim
Ferhat gibi şirin dilim
kan vermeyeyim arzuladım
gah ağlarım gah yağarım
ben de bilmem ben neyim
içim Emrah Selvi boylum
mecnun oldum Leyla benim
kureyşi oldum ey Bağı gurab
gah şiirin gah vezin im
bağı irem Bülbül senin
gül tevhidin öter daim
güzel bağban bağ diktirir
solmayan reyhan gülşenimdedir
Gonca yalanan gül benimdir
kalbim olmuş sırra cebir
GÜLŞENİM
gül baharınla beni kandırdın
goncalarla bana güldün
şimdi neden soldun söyler misin
çok acıdım yazık oldu Goncaların
arzun oldu arzularım senin için
kamber miyim arzum niçin
kerem'i terk eyleminin aslı mı oldun
Senin ferhat'ın ağlar şirin için
neden terk eyledin çektin gittin
sen beni nasıl da kandırdın
güneş gibi doğdun yine baktım
bir daha doğmayacak gibi battın
naz eyleme öldürüyorsun beni
ya aşkım ben Alevi dönüp sarsa seni
kara topraklara gömdün mustafa'yı
bir daha kalkıp sana güler mi
GÜLŞENİME
bakın söylemiştin ben çok derdim var
dediler ki burada iyi bir tabip var
o tabip canımdır benim için ağlar
tabi çok üzgündü gönlüm yasta
bilmiyorsun gece gündüz figanımı
aşkın yakıyorsa yaksın canımı
senin için hazır duran bir kurbanım
kurbanın burada al götür canım
içimde dinmeyen bir yangın vardır
dumanın saran içindeki budağıdır
derdi veren bize dermanını bulur
o yücedir mevladır o gafurdur
söyledim size içimde bir sızı var
alevlendi aşkım durmadan yanar
ellerinle al kadehi bana doldur
Beni hapseden aşkın bir kapandır
İnan seni çok özledim göresim geldi
Sanki biri gülşenin'i bana müjdeledi
Goncam çoğaldı bülbüllerim sevindim
Uykudayken dediler aç gözünü gülşen geldi
MUTSUZ GÖZLER
Can çekişirim bedenim yorgun
Gözlerim yolda belki bu gün
Can çıkmadan cananım gelsin
Canan uzaklardan geliyor yorgun
Gözlerim hep seni arar canım
Ta canım çıkınca,
Can vermek zor geldi bana
Sensiz Azrail emaneti alınca
Bedenim cansız bir gül gibi
Çok üzüldüm bağım solunca
Sensiz mezar taşımı diktiler
Menkir münkir ifademi alınca
Sessizlik içinde kaldı muastafam
Umudumu kesmedim Allahtan
Çok mutlu olan bir bahtiyarım
Gülşenim mezarıma çiçek dikince
GÖZ YAŞLARIM
gözlerimden akan Yaşlarım
arena benziyor yalan yaşlarım
bir gün kabarır coşar kalkarım
kapı boğar mahveder beni
hele o derya gibi akıp giden arzular
dağları dolaşa dolaşa akar gider
bir derin sonsuzluğa dökülür
korkarım girdabı kapıp buhar beni
bakın şelalelerin yüksekten dökülür
kazanım kaynıyor içten hüngür hüngür
suyum kaynar derecede buharlaşır
mutlak bir gün haşlayacak beni
her şeyin tamam selam okunmuş
kefenim bir şeymiş suyum ıslanmış
ak kefenim ezelden beri biçilmiş
Dilerim gülşen'im giyindirir beni
GÖNÜL AYNASINDAN BAKARKEN
Nedir göründü gönlümde zafer
nice şafaklarda bu Cemal nedir
bugün içine doğmuş bu güneş
ne mal ne mülk ne de dünyadır
rabbim andıma cihanda vekil
hakikati aydınlatan son güneştir
o gerçektir herkes bunu bilir
tek yolcuya canım kurbandır
karanlıkları aydınlatan Cemal
hak mahbubu hakime divandır
hakikat için hak doğru yolu göstermiş
tek yolcuya canım kurbandır
her nebi peygamber resul
bütün rehberlere ışık ve Cemal dir
hakikati gönüllere bürünmüş
hiç bitmeden akan deryadır
Bütün alemlerde tek bir gül
damlalarını yeşermiş Burhandır
aşıkların yollarına revan olmuş
aşkın aleme son Leyla dır
SABAH ERKEN
gün doğarken seni gördüm
benim gülüm güne dönmüş
türlü türlü renk içinde
güzel canım hep allanmış
gönül aynasında gördüm
yüce dağlar eteğinde
biricik gülü müsün bağ içinde
tek bir gülüm irem bağında
güzel olmuş güzel net van
gül içinde saklı kalbim
Bülbül olmuş benim dilim
aşkın güzel mor sümbülüm
gönül aynasında gördüm
benim gülüm güzel olmuş
Nebi kiraz şekerlenmiş
yaprakları hal hal olmuş
gül güzeldir kendi dalında
gece olur selvi yaprağında
Mehtap güzelden altında
gönül aynasında seni gördüm
NİYE GÖNÜL
yanarım neredesin gönül
günahım nedir ki ey gönül
meradan buldun niye sevdin
nasıl oldu düşmedi gördün
çekim isdırap senin içindir
nereye kaçar ey gönül
gül neden baktın bakmasaydım
aşıkmış sın gibi sevdi gönül
Hilal ebruların yay gibi canım
onun için mi ahu zarım oldu
mühür gözler üstünde hilal gördüm
saplandı kızıl oklar ağlarım gönül
gel gönül gözlerimi şikayet edelim
neden bakıp beni sevdaya saldın
gözler kendini savundu gözlerim
bir rüya mıydı düş müydü görmedim onu
SENDE DAL
niçin olmasın bilemiyorum
gözlerimi kapayıp dalıyorum
sanki hayal aleminde deyim
mürşidimi aynada gördüm
gönül aynası teveccüh etti
açıldı bu gönlümde camlı pencere
Saadetimi görünce tebessüm etti
pencerem sevgi ile nur doldu
tutundum zati murşid eteğinden
sakın bırakma tut ellerinden
yollar kaygan korkarım düşmekten
seni gördüm penceremden bakarken
ey şeyh abdulbaki menzili Hüseyin
gözlerimi yumar erken tuttum eteğini
nedense sen delil değil misin
beni maşukuma götürür müsün
çok arzuladım susamış arzularım
kadeh dolu kevser yerinden içeyim
gözünü kaparken aynada gördüm
güzel bağa aşık oldum uçuyorum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder