ŞİİRLER 1

Kırdılar dalımı 


Ağacın dalını kim kırmış 
Bağ viran gül sönük neşesiz 
Bülbül aç susuz küskün 
Çakal ise sevinçli neşeli 

Dalımı kim kırdı acımadan 
Kovdu ayrı düşürdü beni 
Baharım bitmeden kışa tutuldum 
Budanmış kup kuru bir ağaç gibi 

Körpe körpe meyvelerim 
Daha az sevimli çiçeklerim 
Körpe tomurcuklar güzelliğini 
Daha da açacaktı al rengini 

Daha da meyvelerin olacaktı 
O çiçeklerinden belliydi 
Yeni yeni filizlerimden 
Meyvelerimiz bollaşan aşmıştı 

Çiçeklerim güzel renkleri 
Güzel kokulu hoş duyguları 
Kırdınız o güzel dalımı filizimi 
Tabiat ağlar öksüz kaldı sevimli 

Ne güzel olacaktı tabiatla beraber 
Arılar da birleşip bal yaparlar 
Şimdi öksüz kaldı kelleşti dağlar 
Güzelim gül soldu Bülbül ağlar 

Verilmiş nimet 

Durgun sessiz bir su gibi 
Mazlum sefil görünüşüm 
Derdim çok oldu yanarım 
Dal sen gör cevherimi 

almadan gözükmez ki 
Pul gibi satarsın beni 
Bir bak görcevherimi 
Pırıltısından kamaşır gözün 

Gözündeki o güzel ışıltı 
Ne güzel görünüyor gözlerin 
O güzel nimeti görsün gözlerin 
Görüyor o güzel melek gözün 

Derindedir o cevherim 
Dal gör nimeti cevherim 
Haktan aldım gıda yazarım 
Damarımda dolaşıyor kanım 

Ne güzeldir şirin dillerin 
Tek tek dizilmiş dişlerin 
Akıl vermiş güzeldir beynim 
Sevgi ile seni severim 

Gönül sultanı
 
Gel derdime derman eyle 
Gönlüm yanmış cerrah eyle 
Gönül berrak olmuş nakış eyle 
Gönüllerin sultanısın sen 

Seven gönülleri seversin sen
Sevginle dolmuş kalbim senin 
Sevgi ile donatılmış gönül senin 
Gönüllerin sultanısın sen 

Doğurdu anam dünyaya geldim 
Sağa sola baktım güneşi ayı gördüm 
Sevgiyi sevdim sevgine büründüm 
Seven gönüllerin sultanısın sen 

Ay mehtabında güneşin ışığını sevdim 
Dağlarına hayranım nehirlerine coştum 
Sevgileri aradım seven sevgiyi buldum 
Seven gönüllerin sultanısın sen 

Seven gönüllere kötülük girmesin 
Sakin gönlüm senin, fettah sensin 
 Fth et kötülükleri, gönlüm seni sevsin 
Sen gönüllerin Fettahısın


Neden ?

Bu ailenin tadı neden bozulmuş 

kimi aç susuz takatsiz zahmet içinde 

 kimi sağa sola kaçıyor gerçekten 

kimisi tok aciz yalnız ve huzursuz 

kimi bilemiyor nereden nerelerde s

Sanki avcı kovalıyor korku içinde 

Arıyor bilemiyor yavrusu nerede 

Ya bir dağda ya da bir akrabanın pençesinde 

Neden bu ailenin tadı bozulmuş 

Kim bu acımasız , zalim ya da bencil 

kimi siyah kimi beyaz ikisi de perişan 

Kimdir karanlıkta zincire vurmuş kalan 

Uyan kardeşim bu ne talan uyan 

Baba oğuldan oğul babadan kimi kimden 

Ya sen ya ben ya da benden alan ayrılık 

Hani evler nerede perişan bozuk ve yıkık 

Her şey sessiz sedasız ve neşesiz 

Hani yaylalar sedasız bülbüller küskün 

Üzgünüm baykuşlar neşeli                                                                                                                             

Zehir gibi lokma yutma 

Şu aleme sakın dalma 
Günahlara mail verme 
Yaradan bir gayri tapma 
Doğru yoldan sakın sapma 

Söylemiştim fani dünya 
Tatlı gibi zehir yutma 
Bu cilvesidir ağuludur 
Doğruyu yol hak yoludur 

Dünya malı zehirlidir 
Şeker ile kaplanmıştır 
Bunu bilmeyen çok yutmuştur
Haktan gayri çok mahrumdur 

Dünya güzel güzel için 
Yazın ekin güzün biçin 
Dünyaya geldik ahret için 
Ölüm güzel Allah için 

Allah için canım feda 
Haram lokma ahu yutma 
Karanlıktan sakın korkma 
Bir gün olur güneş doğar 

Muhammed imiz aşk karadır 
Nurlu güneş ay kamerdir 
Tur-i sina cevher dağıdır 
Mahşerde bize şefaattir                                                                                                                                                         
                                  

Çocukken Uyandım    


Ben çocuktum güzel oynardım 
Gözlerimi açtım hemen uyandım 
Sağa sola baktım biraz yürüdüm 
Güneşe baktım ilham aldım 

Yedi yaşındaydım hemen anladım 
Birçok haklı gerçeği gördüm 
İnsanları sevdim iyi övdüm 
Çirkinden kaçtım iyiye sığındım 

Nehirler akarken seyrettim 
Nazar eyledim güzel baktım 
Çağlayan sesinden name yazdım 
İçindeki canlılardan hikmet aldım 

Her canlıyı yaratmış rabbin 
Kısmeti vermiş Taksim Taksim 
Hak gerçeği helal gördüm 
Hakka döndüm şükür eyledim  



Gönül Baharı 

Yine esti gönlümden göründü baharım 
Eridi gönlümdeki kar elveda sonbaharım
Gülşen’e döndü gönlüm için yazlarım 
Bir türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım

Yeşile boyandı gönlümdeki dağlarım 
Eridi huylarım akarsular gibi çağlarım 
Yeşerdi kardelen çiğdem kengerim 
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım 

Serildi gönlümdeki yemyeşil sofram 
Baharım olmuş benim güzel çıyam 
Daima renk vermiş can papatyam
Bin türlü nakışlı oyalı güzelim yapraklarım 

Şenlenmiş bağlarım ne güzel baharım 
Yaprak açtı filizlendi bağlarım 
Açıldı gül Gonca vermiş güllerim 
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım 

Gel gör dağında eser rüzgarım 
Bütün çayır çimen sallarım dallarım 
Yamaçlarıma bak ne güzel çiçeklerim 
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım 

Bak ne güzel şenlermiş baharım 
Öter bülbüller coşmuş kumruların 
Açılmış çiçek rengarenk tomurcuklarım 
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım            



Ya cahildir hiç duymamış 

Yar cemali sanki sönmüş 

aşkı akmış akmış bitmiş 

Gönül yine yalnız kalmış 

Gel gidelim dosta gönül 

Benim gönül yine küsmüş 

Ben söyledim yar inanmış 

Kamet aldı namaz kılmış 

Gel gidelim dosta gönül 

Yarı cahildir hiç duymamış 

Anne baba söylememiş 

O bilmeden günah yapmış 

Gel gidelim dosta gönül 

Yar teninle gururlanış

Günah olur ar bilmemiş 

Söyleyince can kapanmış 

Gel gidelim dosta gönül 

Uyanmış gözünü açmış 

Fünya fanı yeni bilmiş 

Hakka dönmüş çok ağlamış 

Gel gidelim dosta gönül 

Güzel tenin yeni görmüş t

Tane nardır perde çekmiş 

Yar kapanmış çok yakışmış 

Gel dönelim dosta gönül

Kadeh alır içer misin 

Sana dedim ey şekerim  

Şeker misin ey şirinim 

İşte ben de aşk badeyim 

Kadeh alır içer misin 

İşte canım ey didarım 

Şöhret bendim ey sultanım 

Aşk maddesi yaktı canım 

Canan mısın ey civanım 

Dağımdaki maralımsın 

Ormandaki sen ceylanım 

Şeker dedim sen durrisin * 

Melek gibi sen hurisin 

Güzelleşmiş çeker misin

Güzel olmuş didar sensin 

Şekerle etmiş balım benim 

Alır biraz tadar mısın 

Civan seni görmedim 

Hal vaktini sormadım 

Sen gidince ben özledim 

Dönüp bana bakar mısın 

Civan oldum ben civanım 

Taze civanı sevdim 

Gözünü gördüm 

Dönüp biraz sever misin


 *Durr: Eski dilde mücevher  


Gurbet

Sevmek öyle zor ki 

kovmak ise hüzün acı 

kovuldum ben gurbete 

sevgi benim içimde 

Hüzün ağlar kalbimde 

Ben gurbette süründüm 

Gurbet benim içimde 

sevgi acı ızdırap benimle 

Canan yalnız kalsın diye 

Ben kovuldum başka ellere 

Sevgimde ayrı düştüğü isem 

Yine ararım kendi hisimle 

İşte yine arzulandım ben 

Yaşlar dökülür gözlerimden 

Sevgi yine tutuştu içimde 

Izdırap acı sevgi his benimle 

Gurbete düştüm yine ben 

Dolu acı gurbet içimde 

Coşmuş deryam yeniden 

Gözün bendi içimde 

Paramparça olsam ben 

Sevgin yazılıdır içimde 

Güzel ay ışığının mehtabında 

O güzelliğin daim gözüm önünde

 

Ey Çöldeki Gül

Nun içinde bir nokta
Pelin yaprak gül oldu 
Her yaprağın bin desen 
Çiçeklere renk verdin 

Kalemlerde heceler
Nokta virgül kafalarda 
estler üstler minlerin 
Gerçek oldu Muhammed 

Kafiyelerin sonunda 
Cebir metre terazi 
Hakikatin gerçeği 
Külliyelerde son oldum 

Kalemlerin içinde 
Mürekkebin gerçeği 
Mühür oldun çanakta 
Sinelerin içinde 

Benek Benek nunların 
Açmış Sinem içinde
Nokta virgül gül oldun 
Yeni taze gül açtı 

Cihanların sultanı 
Yüce gani yaratmış 
İsmi yazdı karşısında 
Bulmuş Cihan güneşi 

Kalu beladan beri 
Seni kutlu kılındı 
Adem’in neslinden 
Ondan evvel yazıldı 

Yemin edem nunlara 
Hiç duymadım böylesi 
Nokta nokta virgüller 
Çalar oldu cümlesi 

Nun'un içinde bir nokta 
Beyinlerin şifresi 
Yemin edemem sin'lere 
Sırrı kainat cümlesi 

Muhammed’in nurunda 
Güneş doğmuş hak için 
Öyle Cemal gündüz ki 
Karanlıkları kaçırdı 

Dallarında gül açtı 
Kumsalların güzeli 
Yansıyor uzaktan 
Bülbüllerin sevdası 

Bülbüllerin uçuştu 
Kanat açmış geliyor 
Aç Muhammed kolların 
Sar sineler bağrına   


Bereketli Irmak Bizim

Cennetteki dört ırmağı 
Yeryüzünde bereketli 
Nil şirindir şerbet gibi 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Kızılırmak akar kanım
Gafletten uyanalım 
Kardeş kanı dönmeyelim 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

İman sevgi albayrağım
Ay yıldızlı sancakların 
Damardaki dönem kanım 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim

Ülkemizde can damarım 
Kol vermiştir sevgi dalım 
Bereketli su akarım 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Gözümüzü açıp uyanalım 
Dinsizlere kanmayalım 
Bu bir tuzak düşmeyelim 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

kanımla al al olmuş dağım 
Ovamızda sel sel olan kanım 
Öksüz kalan alanlarım 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Dede birdir analarım 
Ağlar ana nelerim 
Kardeş bacı sarılalım 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Dağım süphan ağrı dağım
Dnsizlere vermeyelim 
Ezan sesi kesmeyelim 
Fırat Ceyhan Seyhan bizim 

Cennetteki deryalarım
Ülkemdeki can damarım
Hhem mutluyum bahtiyarım 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Şanlar bizim şöhret bizim 
Kuran bizim ezan bizim 
Kardeş bizim bacı bizim 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Kalbimdeki sevgilerim 
Muhammed’dir peygamberim 
Üveysimiz sevgi dalın 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim 

Bahtiyar olan mustafa’yım
Sonra surun ümmetim 
Barış olur çok mutluyum 
Seyhan Ceyhan Fırat bizim       


Sonbaharın Son

Sıcak bir soluk kapkara bir bulut 
Hüzünlü bir mevsim hüzün ve somut 
Çatı simsiyah karanlık bir bulut 
Gözler olup benz ise kaçıp ve dönük 

Eller cansız kollar gevşek ve dönük 
Ten ise yapmış cansız ve donuk 
Bineceği hazırlanmış at ise cansız 
Matemli adım atılır hüzün hüzün 

Uzanmış bir yol yolcu ise dönsüz 
Karanlık bir yol bulutsuz güneşsiz 
Yolcu ise katkısı ne bilmem belki yalnız 
Valizi dolu mu boş mu belki valizsiz 

Yıldızlar yok bile yol ise uçurum 
Mumlar yanmıyor ki göz ise mahrum 
Durulmuyor kendin atılır adım adım 
Döneceği yok belki daha uçurum ve derin 

Sesler geliyor dünyalar yıkılır 
Çıkmış rüzgar lodos dağlar dümdüz 
Kurulmuş nizam intizam hani iman 
Terazi kalkmış  ha azıcık kalmış 

Ceneler yere değmiş yokuş bitmemiş 
Dizler yorulmuş tırnaklar yok olmuş 
Gözler görmüyor mırıl mırıl ses geliyor 
Evet kıyamet kopmuş sorgu günüymüş 

  

Bende Hayret Ettim

Yaratıldım ey allah’ım 

Paramparça azalarım 

Eklem eklem dirseklerin 

Eklemişler sinirlerim 

İçimdeki can damarım 

Dolaşıyor benim kanım 

kalbim senin ey Allah’ım 

Benim bütün azaların 

Klbimdeki perdelerim 

Seni sever cevherlerim 

Her bir cevher azalarım 

İllah sana ben borçluyum 

Seni sevdim budur hakikatım

Sevgisine sevgi aldım 

İllah sensin hey Allahım 

Ahmedinden şefaat dilerim

Kalbim ağlar ben yanarım 

Aşkın ile ben titrerim 

Kalbimdeki sevgilerim 

Seni sevmiş arzularım 

Fatma oğlu Mustafayım 

Bir gün gelir ben göçerim 

Allah’ından dileklerim 

Muhammed’den şefaat dilerim 



Fırtınalı  Sonbahar

Bu hayat mı bilmem nedir 

Başım kardır çok dumandır 

Dağlar başı fırtınadır 

Bir gün eser Göçer beni 

Aşkın nedir aşk ateşin 

Yaktı canımı şimşeklerin 

Sevdim diye zahmet verdin 

Aşkın kaptı yaktı canımı 

Yüce dağdım ben ne oldum 

Çirkinleştim çok yaşlandım 

İçimi yaktı volkanların 

Yandı bütün cevherim 

Bu dünyada sefa nedir 

Yalan dünya cilvesidir 

Dalma sakın çabuk biter 

Dilin nasıl şehâdet söyler 

Gözü ağlar Mustafa’nın 

Dünya fanı sen bilirsin 

Fanı dünya ne yaparsın 

Sefa zevkler şaşar bizi 

Dağ başına duman kapmış 

Ak kefeni nasıl giymiş 

O canlıyı şimdi ölmüş 

Fırtınalı sonbaharmış


Her Şey Yok Olmuş


Canım sensiz güller solmuş

Bahçem virane dönmüş, neşe bitmiş

Bülbüller susmuş güle  küsmüş

Canım sensiz neşem yok gülmeye

Yeniden bülbüller gelmiş destur alıp ötmeye

Hiç sensiz canım istemiyor bülbüller ötmeye

Sen maziye bak bitmiş o toz pembe

Canım Sensiz gündüzüm hep karanlık

sen bilmiyorsun kalbim atıyor bağrım yanık

Senin için mecnun oldum, dağlara hep konuk

Sensiz bağım bozulmuş güllerim soluk


Bir daha olmasın 

Ey bosnalılar uyandınız mı gafletten 

Kur’an daim daimi her dünyadan 

Felaketi gördünüz kuran’ı unutmadan 

Uyanın sarılın kurana sarılın kurana 

Belki de yarın için iyi oldu bu felaket 

Gözünüz açıldı gerçeği gördünüz alamet 

Kovulunca illiyet olmasın böyle melamet 

Uyanın sarılın kurana sarılın kurana 

İnan ki dinsizlere güvenilmez inanılmaz 

Fırsat beklerken filler gün gelir acımaz 

Gördünüz namusumuzu ettiler cerg-u baz

Uyanın sarılın kurana sarılın kurana 

Ey bağrı dağlayan Mustafa Ayhan

Nice destanlar yazdınız hani uyanan 

Cihandaki imanlılar uyanmıştır inan 

Beraber sarılarını kuran’a kuran’a


Bırak Allah aşkına 

Ne güzel gözlerine boya yapma sakın 

Allah zaten çok güzel yaratmış lakin 

Kirpiklerin çok güzel dahi karşılarım 

Göz bebeğin çok güzel yaratmış nur işin 

Saçların hem kumral hem sarışın 

Gerekmiyor saçların meslek kıvrım kıvırışım 

Allah çok güzel yaratmış kurmuşsun ne işin

Bırak Allah aşkına kendi halinde olsun kumral sarışın 

Ne güzel yaratmış güzel seni yaratan 

O vücudunu yaratan zaten zülcelal den utan 

O güzel terenle gururlanma onu güzel sakın 

Allah sana emanet etmiş senin o güzel tenim



Yaram yine değişti mi 

Yaram yine değişti mi 

Kabarıp sızlar öpüştün mü 

Canım canana can çekişti mi 

Tutuştu yandı canın dönmedin mi 

Canan gelip bakmadın mı 

Yoksa yaban oldu unuttun mu 

Çirkinleşti mi vazgeçtin mi 

Yandı canım canın nerede 

Öbüşlendi didişti benim yarem 

Kalem ile yazmış benim kader 

Öbüşmüş kabarmış elem keder 

İçim titrer yar geçti mi 

Öbüştü hep birlikte didiştiler 

Pençe ile kanayan yarayı deştiler 

Hep gittiler yar canana can övdüler 

Canan gelip görmeden inandın mı 

Ben Allah’tan yanayım dedi içsinler 

Nşterleyip kanatsınlar

Paramparça çektirsinler 

Hakkı sevdim duymaz ki 

Canan inanmıştır hak Allah’ı 

Ben yanmışım küllerimi 

Saç bağlarıyla al elin ile 

Topla benim tozlarımı


Seherden Şafağım 

Hicran dilden kaş'ın 
Lebin güzel şirin sözün 
Bu bir nimet ki gözün 
Seher yıldızı sandım 

Kaşıın taze hilal gibi 
Mehtabın dır gündüz gibi 
Gözünü açtı içini gördüm 
Seher yıldızı sandım 

Ak gerdanlım boyun sülün 
Taramışsın saç kahkülün 
Kaş altında gördüm gözüm 
Seher yıldızı sandım

Dolaşmış saçın gülşen'in 
Tarağında parmaklarım 
Bana bakıyor gözlerin 
Seher yıldızı sandım 

Hülyam oldun kaçıyorsun 
El eylerken gelmiyorsun 
Güzel gözünü gördüm 
Seher yıldızı sandım



Dünya Beni Çok Kandırdı 

Doğdu battı benim güneş 
Ömür geldi çabuk geçti 
Şol yel esip geçmiş gibi 
Bunu bende anlayamadım 

Çocuktum emeklerdim 
Baktım hemen ben büyüdüm 
Dünya için çok uğraştım 
Ölüm geldi çaktı geçti 

Bu dünyaya neye geldim 
namaz niyaz kılmak için 
Dünya beni çok kandırdı 
Günahlara dalmak için 

Bu dünyayı bilemedim 
Cilvelere ben kapıldım 
Hemen birden ben uyandım 
Tekmeledim yüz çevirdim 

Kardeş gel de uyan sen de 
Ömür geldi geçti birden 
Bunu sende bileceksin 
Son nefesin şahadet olsun 
Canlıları sen yarattın 
Namaz niyaz taat için 
Cinileri sen sildin 
cinler gibi silme bizi



Bazen ağlattı bazen güldürdü 

Mahim saklanmış neyisimi titretir
Yanarım kükremiş yerler sallanır 
Çatlamış vadiler sularım coşmuş 
Yanarım mah yüzünü benden çevirmiş 

Mahim gizlenmiş demiştim size ben 
Aç gözünü bak tabiata gör gerçekler
Dağ dağlar üstüne kurmuş ne güzel 
Güneş girmiş buluta ay bana gözükmez 

Güzel beni sevdi sevdirdi yüz çevirdi
Fener gibi yandı gözüktü hemen söndü 
Bazen sevdi beni cilve etti güldürdü 
Bazen yüz çevirdiği mahvetti öldürdü

Bazen ok mızrakla ben de darbe açtı 
Bazen güldürdü acılığı yaram sardı 
Bir bahar gibi güllenndi gülşen'e döndü 
Hemen sarardı soldu gazele döndü 

Bazen coşturdu beni derya oldum 
Bazen yüz çevirdi dertlere girdim 
Dert dolu gemiye benzedim yüzdüm 
Mecnun ettiği beni dağlara eş olur



Ey Gönül 

Ey gönül sen yine dilberi cananı mı gördün 
Sen vezni Bülbül şahane dilbaz yazımı gördün 
O Zülfü didar kaşı keman canı canbez mi gördün 
Rengi kamer bejna cevher miski amber mi gördün 

O nakşı nigar ayhan'ı yakan bazı mı gördün 
Gül beri Canan bahçıvanı gül verimi gördüm 
Mustafa'yı görüp yakan nazanı can mı gördün 
Ne olduğunu coşkun eritin aktın feryat ediyorsun 

Cihanı miski amber can mı yaktı 
O sefayı can zülfi kemanbaz mı yaktı 
Çehreyi cevher yakanı kazbazmı yaktı 
Gülcanı gabberi gülşen'in gül mü gördün

Seni didarı gülderdi dil mi yaktı 
O canım mis ebru keman mı yaktı 
Katmeri can merali bağ mı yaktı 
Sen cananı can kaşları hilal mı gördün 

Ey dertli gönül pür oldun kor yanıyorsun 
Sen miski anberi gönül canı mı gördün
Gerdana zer abu hayat mı gördün 
Seni didem'i canlı her demi yaktı 
Nev civanım Enver hülya mı yaktı 
Gülistanı sünbül Goncayı gül mü yaktı 
Gönül cambaz derdi dil mi yaktı 
Her du çeşmin ile ağlıyorsun sen



Deli Gönül 

gönül gönül dertli gönül 
Ne istiyorsun bilemem ki 
Daldan dala konmak için 
Bülbül oldum kanat yok ki 

Bağ bağbanlıdır olmuyor ki 
Hiçbir dalak olmuyor ki
Meyve değil satılmıyor ki 
Yasak olmuş çalınmıyor ki 

Gönül gönül dertli gönül 
Gönül coşkun durmuyorsun g
Gece gündüz çağırıyorsun 
Bu bir aşktır çağlıyor ki 

Derin derya durmuyor ki 
Hiçbir bahriye geçmiyor ki 
Gönül yanıp yakıyor ki 
Sevdalanmış bilmiyor ki 

Gönül durup dinlenmez ki 
Hakkı sevmiş geçemez ki 
Cebbar yakmış söylemez ki 
Bu bir cevher bulunmaz ki


Aşk Aşkına 

Nasıl bir aşkla sevmişim seni bilir misin 
Aşkın benim kaderim civanım 
Her gece arzuladığım özledimsin
Aşkın öyle titretiyor ki beni 
Cereyana kapılmış gibiyim görmelisin 
Hem aşkın ızdırabındayım 
Hem de ayrılık hasretinden güzelim 
Yüz binlerce sitem etsen bana 
Aşkım aşkına sevmiştir canım 
Gönül de inanmış sana aşkım 
Aşk aşkına coşmuş fıratım
Yazılıdır ismim kalbimden aşkınla kebanım 
Sorarsam bir garip aşk ile yanmış
Maşukun  Mustafa Ayhan olmuş 
Ararken ummana dalmış



Sevgiye Hücum 

İçimde bir meclis kurulmuş 
Bir dilek var olmuyor istek 
Yıpranmış nabız atar damar 
Daim olur istek taze kan 

İstek his Birleşmişler 
Özenti özen arzular 
Savaş açmışlar düşünceye 
Arz ettim hakkı imdat var 

Karanlık olmuş güneşim 
Kalbimden dönen yanar var 
Sevgi his döndürür başını 
İçinde ağlayan ahu zarım var 

Karşımda durmuş sanki 
Gerçekten umut kesmedim 
O benim baş dileğim 
Kalbimdeki sevgiyi sevdiğim 

İşte her an ok gibi arzular 
Sevdiğime sevgime hücumlar 
İstek sevgi ve dilekler 
Ahtım isteğim bir yudum kevser 

İçimi meşale olmuş ta sanki 
İçimde rengarenk mumlar 
Çağlar çağlayan olmuş da Ayhan 
Gül rengine ahuzar eden Bülbül var



Baharla Beraber 

Baharla beraber ne güzel yazlar 
Çevreler değişmiş dağlar güler 
Yeşil zümrütten bürünmüş dağlar 
Sevenlerle beraber ne güzel 

Gülşen'e bürünmüş coşmuş bahar 
Gülzar olana gül baharlar 
Bir gün el elde olursa bahar 
Sevenlerle sohbet ne güzel

Seyretmiş mavi denizler 
temiz koku ile eser rüzgarlar 
Uçar yüzer martı kuşlar 
Sevenle beraber seyran ne güzel 

Bak günler geride yazıp bağlar 
Gelir gün coşmuş Bülbül olur ahuzar 
Dağlar kem olmadan güzel bahar 
Deste çiçekleri sevmek ne güzel 

Gül rengi güzel seven meskenler 
Sümbül açmış gül çiçekler 
Gül rengi güller sanki sabah Seher 
Seven ışıklarıyla baş başa ne güzel 

Bak ne güzel Müzeyyen olmuş dağlar 
Cıvıldaşır seviniyor kuşlar 
Kış gelmeden bağırır bilim sevenler 
Karşı karşıya Şemsi hüzün ne güzel




O Gözlerin Mavisi 

Mağrur gözlerinin rengine 
Vurulduğu için acı siren 
Sisli gözlerin dahi yalnız 
Berrak güneş Meltem ezgisi ile 

Yudum yudum semayı içer 
Süzer o güzel gözlerinin 
İçim masmavi deryadır
Bin bir mahluk  içer yudum yudum

Yüreğimde bin sevgi çevresi 
Allah birdir içim dolu sevgi 
Dağlarda güneş olur güzeli 
Bize tek birdir tek teselli 

Sevgi dedin yaktın canımı 
Gözlerin rengini güzel mavisi
Güzel yüzün şöhlet rengi 
Mehtap öylesine cömert ki 

İçimde bir sevgi sedası 
Şöhlenmiş aşkın şeması 
Işıkların ulvi ziyası 
O güzel yüzün Şemsi şölhesi 

Ufuklara başka bakışla 
Vuslat umuduyla bak ona
Şair ise ey sefil Mustafa 
Tek bir Allah tekdir ona




Bahar Sanki Miski Amber 

Ela gözlüm ne güzel gözler 
Güler gül yüzlüm güller açar
Lebi şeker tuti diller 
O güldükçe güller açar 

Güzel harama hiç bakmaz 
Aslı güzel çirkin olmaz 
Seni severken bakamaz 
Nadidedir hiç bulunmaz 

Güneş doğar dünya döner 
Dertli gülmez daim ağlar 
Bu bir aşktır her dem  yakar 
Dertli gönül içim yanar 

Mevsim yeni taze bahar 
Güzel olmuş gül fidanlar 
Samur saçlar karışmışlardır 
Ela gözle kara kaşlar 

Hilal kaçtır için haşlar 
Aklım aldı baştan şaşar 
Kalbim yufka için beşer 
Yar cananın arzularım 

Arzularının her dem ister
Gül'e karışmış karanfiller 
Kalbimin içindeki bağrımda



Bağ Bozuk Maral Hasta


Terk eylemi içtim bağ bahçeyi 
Özledim her şeyim özlediğim 
Filizler kırık boyunca soluk 
Marala sordum halini vaktini

İyi değilim hastayım dedi 
Yaşamak benim için neye 
Daldım zifiri karanlıklara 
Efkarlandım ızdırap içinde 

Unutulmaz ki aciz zaman içinde 
Yakıp küllerimi savur olsalardı 
Yollarını çok özledim bile 
Kurbanım senin bir saniyene 

Sen hastayken benim için yaşamak niye 
Bu viran sönük neşe bitmiş 
Filizler eğik kurcalar sönmüş 
Maralım üşümüş hastalanmış 

Senin her rahatın nefesin 
Benim mutluluğum en derin 
Izdırabın varsa bana gönder 
Canımda senin güzel maralım 

Bozulmasın bağın, Goncaların 
Güzel olsun yazın baharın 
Filizlerin, güllerin olsun
Izdırapların benim olsun maralım


Sabır  Senden


Revan oldum yoldaşlar
önüme çıktı çıkmaz yollar
Çıkmış bağrımda başlar
Sabır senden, sabır senden

Kapıldım gönül vefasına
Düştüm bela denizine
Vefasızı sevdim yine
Sabır senden, sabır senden

Önce sevdi sonra yüz çevirdi
Gönlüm yine derinden yandı
Aşka saldı, yüz çevirdi
Sabır senden, sabır senden

Ben de bilmem nasıl oldum 
Rüyadayım gibi hayal gördüm 
O gülerken ben kapıldım 
Sabır senden sabır senden 

Ayrıldı canımdan Mustafa 
Ey Allah'ım umudum sana 
Hep yaslıyım baştan başa 
Sabır senden sabır sende

Dilek

Her çiçekle dile gelen
Her bitkiyle gülüp konuşan
Tabiatı sevip sevdirip saran
İrtibatımı kesme Ya Rab

Mustafa Ayhan size hayran
Gönlümde filiz taze fidan
Pak ve billur gibilerden
İrtibatımı kesme Ya  Rab

İyilerle iyi irtibat kuran
Dağlarla bülbüllerle konuşan
Her canlıyı  aşkıyla seven
Kötülüklerle rezil etme beni Ya Rab

Mustafa'nın dilekleri sana 
Ayhan sevdikleri her canlıya 
Bağışla onları da unutma 
Sırları sakla rezil etme ya Rab

Sevdiğim kişinin tarikatına 
Can kurban olsun onun hatırına 
Onları koru felaket yağdırma 
Bağışla onları ağlatma ya Rab 

Mustafa binler yalvarır sana 
Koru beni şeytana ağlatma 
Aşkım sevgim sevdiğim Allahıma 
Bersis edip beni ağlatma ya Rab

Bir Vefasız

Bir vefasız gönlüm aldı 
Şan aldı şöhret buldu 
Tekme vurdu yüz çevirdi 
Coştu deli gönül coştu 

Hem aklımı zihnimi aldı 
Divana oldum del eyledi 
Hasretinden içim yandı 
Coştu deli gönül coştu 

Aklım aldın fikrim şaştı 
Medet deli oldum deli 
Yetiş ey mir Hasan veli 
Coştu deli gönül coştu

Canım gitti hasret kaldım
Özleminle alev aldım
Bu bir aşktır içimi yaktı
Coştu deli gönül coştu

önce sevdi sonra yüz çevirdi 
Gönül yine minnet kaldı 
Umdukları boşa çıktı 
Coştu deli gönül coştu 

Gönül coştu menzil aldı 
Sevgi hisler uzak kaldı 
Yetiş ey Abdulkadir Geylani 
Coştu deli gönül coştu


Gel Gidelim Dosta Gönül

Gel gidelim dosta gönül 
Bu bir yoldur hak yoludur 
Bunu bilmeyen haktan ıraktır
Gel gidelim dosta gönül 

Haktır Hakkın gerçekleri 
Hak vermiştir nimetleri 
Güneş saçar ışınları 
Gel gidelim dosta gönül 

Dağ güzeldir ey dostun 
Taşta olduğu güzel postun 
Ben bir deli divane oldum 
Gel gidelim dosta gönül 

Bu bir dağdır güzel dedim 
Namaz kıldım selam verdim 
Haktan olduğu hakkı gördüm 
Gel gidelim dosta gönül 

Dağ güzeldir ben demiştim 
Kamet aldım namaz kıldım 
Önüm kabe Hakka  yönüm 
Gel gidelim dosta gönül 

Gönül gönül güzel gönül 
Ne güzelsin sen gönül 
İster orda ister burada 
İster uzak ister yakın 
Gel gidelim dosta gönül


Seni Sevdim Ey Cebbar'ım

Aşk odunu ben olmuşum 
Onun için ben yanarım 
Yazılmıştır ben bulmuşum 
Onun için ben ağlarım 

Ben düşmüşüm yerde kaldım 
Hep çırpındım ben yoruldum 
Senden başka kim bilir ki 
Medet senden ey Cebbar'ım

Kırılmasın benim kalbim 
Senin aşkın dolabıyım 
Kalp kırılmış dağılmasın 
Sen kalbimin mimarısın 

Aşkın dolmuş dökülmesin 
Kadeh böyle dolu kalsın 
Kadeh kadeh böyle kalsın 
Kadeh dolu bade olsun 

Aşk badesi hep tatlıdır 
Her aşkın mayasıdır 
Aşk kişinin gıdasıdır 
onu içen ben bilirim


Dökülmüş Yapraklar Bülbüller Yaslı


Gülistana baktım güller yaslı
Ormana baktım gözü yaşlı
Doruklara baktım zirve karlı
Dökülmüş yapraklar orman yaslı

Cananla gezdiğim yerler ıssız
Dökülmüş yapraklar dallar ıssız
Yapraklar savrulur, dağlar yalnız
Leylalar gitmiş Mecnunlar yalnız

Hayat bitmiş ömür tükenmiş
Gözleri uykudan yeni uyanmış
Bir şey söyleyecek dili tutulmuş
Vaktin gelmiş kefenin biçilmiş

Sonbaharın gelmiş karın yağmış 
Gözlerin yumulmuş güneşin batmış 
Lalezar dertli gülün solmuş
Yüzler soluk, bütün sevenler yaslı

Sular çekilmiş dereler kurumuş 
Ağaçlar eğilmiş kökler kurumuş 
Yeni filizler ağlar öksüz kalmış 
Ayhan'ın ağlar Mustafa yaslı

Sefil Mustafa

Bu sevgi bana zahmet ise 
Yazılmış Allah'tandır elbette 
Izdırap çekiyorsam içimde 
Belki kaderde belki de defterde 

Silinmez ki o çok yücelerde 
Yazılıdır meleklerin dillerinde 
Bazen okunur bazen de gaipte
Güneş gibi doğar da girer buluta 

Bu bana ızdırab çekilmez cefa
Ağlar iki gözünden sefil Mustafa 
Ay bana gözükmez güneş bulutta 
Ben özümü bağladım Cenabi Huda'ya 

Bu eziyet, ızdıraptır beni ağlatan 
Zaman sayar geçer yelkovan 
Güneşim doğmadan saklanmış tan 
Odur işte ağlatan Mustafa Ayhan 

Gölgede hasret kaldım inan ben 
Allah özümü bağlamış gerçekten 
filizini hayranım ey taze fidan 
Goncayı sevdim gül denizinden 

İşte ızdırap içinde nice zamanım 
Sensiz olmuyor ki geçmiyor günlerim 
İçimde yanar olmuş yeni volkanın 
İçim paramparça sızlar Ayhan'ım

Alemlerin Sultanı

Deryada dalgalar Esen rüzgarlar
Hep bir ağızdan zikreder Allaha
Şefaat eyle ey alemlerin sultanı
Yetiş imdadımıza Ya Resululah

18 bin  aleme Server Olan Muhammed
Cümle ashaba rehber olan Muhammed
Bütün kainata şefaatli olan Muhammed
Canım feda, yetime mürüvetli muhammed


Uyan Açılsın Gözlerin

Haram ile kurulmasın tahtın 
Kayar bir gün düşersin 
Elin tutmaz bükülür belin 
Sonra hüngür hüngür ağlarsın 

Haktan olmasa niyetin 
Uçar gider güzel imanın 
Giderse güzel imanın 
İmansız dünyayı ne yaparsın 

Gerçeksiz fanidir dünyan 
Bunu biliyor Mustafa Ayhan
Tabiata bak güzel hayran 
Baban vardı nerede anan

Tövbe edersen şad olursun 
Perdeler açılsın sevabın yazılsın 
Gözlerini aç gerçekler görünsün 
Aç kalbini nefretler dökülsün 

Bak ne güzel şimdi rahatın 
Helal olsun o güzel tahtın 
Nefreti ittin haramı kovdun 
İmanı ararken kuranı buldun

Bahçem Gülşene  Döndü

Bir zaman yaz idim filizlerim vardı
Büyüdü dallarım Goncalarım oldu 
Açıldı goncalar yeşile büründü 
Güçlendi bahçelerin gülşen'e döndü 

Ne çabuk mevsim değişti çevrem bozuldu 
Goncalı acıdım bülbüllerin ne oldu 
Bir zaman denizdim kurudu deryalarım
Her dem ağlarım öksüz kaldı çakılların 

Ben Mustafayım bu dünyada neyim vardı 
Selamlarım ile bir kaç beste hatıram kaldı 
Ne kadar kuruyup  dikene döndüysem
Aldanmayın gül yine dikenin dalındaymış


Anneciğim Diyebilseydim

Anneciğim diyebilseydim ne olurdu 
Kısmet denizdir hiç azalır mıydı 
Doğurmadan  atmasaydın beni 
Sevseydin beni ne güzel olurdu anneciğim 

Odanız bomboş neşesi suskun 
Baba yorgun anne ise küskün 
Oynayıp sevdirip güldürseydim sizi 
Demesi bile ne güzel olurdu anneciğim 

Yatırım uzaklara gitseydin sen 
Sevgi hissimden anlayıp ağlasaydın 
Kana kana  içseydim sütünü doymadan
Ne güzel olurdu anneciğim 

Dedemin kucağında otursaydım
Aksakalını tutup sevseydim 
Gözlerimi açıp seni görseydim 
Ne güzel olurdu anneciğim 

Paramparça etmeseydin beni 
Dünyaya gelip görseydim sizi 
Görseydin yerde yatan cenazemi 
ne güzel olurdu anneciğim
 

Sevgi Bağı

kurban olduğum çileli civanım 
Ben varlığınla yaşıyorum 
Senin her  nefes alışın bana
Bahar rüzgarının esintisidir 

Bu sevdiğim tabiat güzelliği 
Bu denizleri, doyumsuz tabiatı 
Sevdiklerim sevdiğim güzelliği 
hep senin sevginin eseridir 

Sevgin denizleri doldurmuş 
Kanatlanmış dağları aşmış 
Kalbimin okyanusu kabarmış 
Dalgaları sevginin coşkusudur 

Kalan yaşlanmış kemiklerim 
Çökmüş yüzüm  bükülmüş belim
Kamburunu kavuğa dönmüş 
Aşkın deryasına tıpkı kayık gibi 

İşte yine sensiz geçti günüm
Ömrümün sevgisiz baharında bir gün 
Gün doğar iken sanki kavuşur gibi 
Günüm geçti yine sensizim

Seni hep uzaktan seveceğim 
Gezdiğin toprağı özledim 
Her varlığı şerefimle sevdim 
Senin yokluğunu dahi seveceğim


Sakın Sarma

Ağlama  gönül gül senindir
Sen yanarsın can benimdir
Canan gitmiş aşkı kalmış
Beni yakan Yar aşkıymış 

Sen gülüzarsın Gül senindir
Sen küssen de  Aşk benimdir
Yaktığın can benimdir
Bakmıyorsan kaş benimdir.

Çatma kaşın Mah yüzlüm
Kırdığın kalp benimdir
Yumma canım güzel gözün
Ağlıyorsan yaş benimdir

Güzel yüzlüm seyir benimdir
Saklıyorsan Mah benimdir
Vurma canım av senindir
Vurursan vur can benimdir.

Çekip gitme canım senindir
Sevmiyorsan da aşk benimdir
Aşkın bittiyse hüsran benimdir
Rüsva etme ar benimdir

Sar diyorsan kalbim senindir
Sarmazsan da nar bizimdir.
Hakkı sorsan hak haklınındır
Hakkı bilmezsen de aşk benimdir


Odağımda

Ateş yanar çanağında 
Çanağında yanağında 
Ateş çakan yar eliydi 
Ciğer pişti köz içinde 

Diğer eliyle dost dileğiyle 
Beni yakan aleviyle 
Şimşek çakan ateşiyle 
Yer eliyle dost eliyle 

Güzel cemal gördüm sandım 
O bir ışık mum ucunda 
Pervaneyim sana geldim 
Ben çarpınca yandım piştim 

Aşk ateşi yoksa seni 
Eğer cevher hazine olsa 
Çok yanarsın pasın gider 
Sen gidersin adın kalır


Gerçek Gözler

Güzeldir gerçek gözler 
Semayi süzüp çakanlar 
Tıpkı teleskop gibi 
Hakikati gören gözler 

Mikroskop gibi olma 
Bozuk çıkar tahliller 
Bakterilerden bıkarsın 
Kinin artar nefretin


Sakın

Aldanmayın hor bakışıma 
Süzülmüş balın peteklerde 
Bütün gerçeklerim sizlere 
Figan bülbülüm gül dalında 

Gerçeklerimiz de hak yolları 
Ağızların çiçek renkleri 
Ebru perde benim gönlümde 
Haktan şerbet dolmuş tasımda 

Süzülmüş akar sızağımda 
Sızağımda hak cihanda 
Sözlerimde berrak tasarımda 
Ay güneş gördüm ziyasında 

Seherlerde evvel erkende 
Karanlık mavi bulutlarda 
Öbek öbek uçar elinde 
bütün gerçekler cihanında 

Seyrana çıktım Bülbül dile 
Yaprak açmış neslinde güle 
Meşgulüm , müşkülüm bağlarımda
hakkın ne nakşi nigar bağlarında


Bendimde

Figan eder gönül sevdası 
Seher bedirlerle havası 
Mavi atlasın dudağında 
Açılıyor hakkın perdesi 

Ebru desen perde çiçekler 
Tek tek yıldızlar yani yaşıyor 
hakkın Cihan atlasında 
Dolanır ay güzel ziyası 

Peyk, gezegen, yıldızların 
Parlıyor kararlılık atlasta 
Hakkın penceresini açın 
Bak gör gerçekleri cihanda 

Hakkın gerçekleri bezenmiş 
Gece mehtabın seyranında 
Çeker gider bulut yol alır 
Parlıyor yıldızlar asılmış 

Ay dolanır güzel ziyası 
Bulut arası mehtabında 
Doğarken görüşüyor sanki 
Ziyası sevgi cihanında 

Nizamlar gönlümü mest etti 
Figana döndüm gece gündüz 
Ebru desenlerini gördüm 
fethetti benim içimi


Masmavi Atlas

Aşık olduğum tabiata yoldaşım 
Peyanım yolcu oldum yollarında
Şafaklarda hak güneşi gördüm 
Karanlık kaçtı gönül içinde 

Çiçek açtı köknar ağacında 
Dallarım duvarlarında sallandı 
Meltemleri esti şol seherde 
Gönül çadır açtığı yamaçlarda 

Şol  soframda ziyade sizlere 
Helal kızdır sevgim gerçek size 
Hak cihânın nimetinden aldım
Zerre miskal. Hep bendimde 

Akarım bendim dolmuş taşımda 
Tasımda Nehrinde balımda 
Tepsi açmış kadehim dolu 
Arınmış balımı sundum cihana 

Cihanı sevdim çiçekler için 
Gördüm nakış ebrular için 
Nakışlar aşkaradır  hak için 
Demdemleri gördüm cihan'ın da 

Fezaya baktım çok güzel nizam 
Hak Allah'ta gerçekler intizam 
Gök mavisi gök kubbe içinde 
Ökbanda yıldızlar tarlasında 

Aşkımda sevgi oldu böylesi 
Sardı içinde bin bir hevesi 
Hevesinde arzular oldu 
Arzular titretti sevgi ise


Gülümseyerek Vurdu

Ben yaşlandım böyle kaldım 
Dost eliyle ben vuruldum 
Ok elinde mızrak ile 
Vurdu Bana çekti geçti 

Ne haldeyim ne haldeyim 
İçim yandı alev aldım 
Yar elleri darbe açtı 
Vurdu bana çekti geçti 

Ağzı yandı bana güldü 
Bağırın içi Sinem yandı 
Dost elinde darbe aldım 
Vurdu bana çekti geçti 

Can kaşların helal sandım 
Dost sanmıştım ben sarıldım 
Aşk ateşiyle  ben yandım 
Vurdu bana çekti geçti 

Yara bere darbe açtı 
Naralarım çok yükseldi 
Ben sanmıştım felek dostum 
Vurdu bana çekti geçti 

Mustafa'nın dillerini 
Eksilmez ki sözlerini 
Yarim dostum yaktı beni 
Vurdu bana çekti geçti


Yeşil Mavi Dağlar

Kızıl goncalar gül beyaz 
Yeni açmış tomurcuklar 
İlkbaharın mevsiminde 
Ovalar allanmış dağlar 

Dağlar dağlar karlı dağlar 
Yamacında ilkbahar 
Papatyalar yenisi şişiyor 
baharlar güzel ilkbahar 

Gül kırmızı çiçek sarı 
Bülbüllerin kanları 
Al baharlı mavi dağlar 
Kuşlar Avaz avaz şarkı söyler

İlkbaharın gönlünü gördüm 
Cennet ne mekanların sandım 
Bu ne sevgi şunu ne sevda 
Uçan kuşlarında gördüm 

Güneş doğmuş gül parlıyor 
İlkbaharın sabahında 
Bülbül susmaz gül dalında
Gül makamı hep çalıyor 

Sarı sabah gün batışı 
Al baharlı mavi dağlar 
Efkarlıyım hayranıyım 
İlkbaharın mevsimlere 

Mustafa'nın dert ortağı 
Yüce dağları yamacı 
Ciğerime düştü size 
Sizde kaldı arzularım 

arzu halım Sevgi sevda 
Tepe dağlar yamacında 
Mustafam  kalmış yaya 
Zirve tepe kar başında


Göçersem de

Bir gün olur güneş doğar 
Yeni sabahlar sabah 
Yine değişir mevsimler 
Geçer gelir ilkbahar 

Yüce dağlar öyle kalsın 
Benim dağlar yıkılmasın 
Ben göstersem de buradan gitsem 
Hayat yaşam sizde kalsın 

Benim dağlarım seyranım 
Ferhat şirin mecnunların 
Göçen kervan konukların 
Ben mecnunum leylam dağlar

Mustafanın sözlerinde 
Benim bağrım sinesinde 
Gün batışının gölgesinde 
Doya doya dinleyemedim s

Soğuk sular hepsi sizde 
Hava yağmur Baran yerde 
Orman yeşil çiçeklerle 
Hayat kudret yaşam sizde 

Mustafanın özü kara 
Kara toprak tarlasında 
Çoktan beri ekmiş 
Sende hakkı ilahi odağında


Dağlarım


Bahar sandım sana geldim 
Bilir misin bilir misin 
Fırtınalı kıştan kaçtan 
Bilir misin bilir misin 
Ömrüm geçtiği yollarından 
Bilir misin bilir misin 
Yokuş yamaç yordu beni 
Bilir misin bilir misin 
Yamacında çok yoruldum 
Bilir misin bilir misin 
Çıktım yüce dağ başında 
Bilir misin bilir misin 
Yollarında ömrüm geçti 
Bilir misin bilir misin 
Yarı yolda böyle kaldım 
Bilir misin bilir misin 
Fırtınalı kar tipiden 
Bilir misin bilir misin 
Kısık kısık aldım soğuk nefes 
Bilir misin bilir misin 
Hep Leyla felek burada 
Bilir misin bilir misin 
Sinmiş saklı gizli benden 
Bilir misin bilir misin 
Yalan sandım bildim dünya 
Bilir misin bilir misin 
Ben bilmişim felek 
Böyle bilmesin bilmesin 
Bir gün gelir geçer dünya 
Bilmesin bilmesin hani 
Yarım dost Mustafa 
Çoktan beri göçmüş buradan
Bilir misin bilir misin

İçim

Mühürlü bir zarf gibi
İçimde gizli bir sır gibi
Kim bilir  neler vardır
Yıllarca senin yüzünden 

Başımda hep ağrı hissettim
Çürüdü ömrüm beyhude
Çare aradım durdum
Derdim sendendir çare bahane

İçim sızladı  gözlerim doldu
Bunca yıl ömrüm heba  oldu
Açılırsa  bu sırlı zarf
Kim bilir neler var içinde


Selamlarım

Hem giderim Hem ağlarım
Kalanlara selam olsun
İçim kaynar kazan gibi
Binlere selam olsun

Aşk alemi içimi yaktı
Yananlara selam olsun
Yanmayanlar nereden bilsin
Kalanlara selam olsun

Girmişim bilinmeyen bir yola
Yayalara selam olsun
Ben yollarda revan olsun
Yolculara selam  olsun

Gidenlere içim yandı
Sızısı olanlara selam olsun
Mustafaya selam verenlere
Kucak dolusu selam olsun

Dedim

Bir bana baksana
Saçıma aklar düşmüş
Zirvelerim bembeyaz
Yakınlara  kar inmiş

Baktım düşmüş yollara
Üstü başı toza banmış
Yıllar yorgun ben yorgun
Hayat  zalim ben kırgın


Kaldım uçsuz sahradayım
Kurumuş Ağzım dilim dudağım
Bağrım alev alev yanarken Kevserden
Bir bardak içmeye kalmadı mecalim
İçmek isterdim Kevser den bir bardak


İşte

Dedim sana güzelim
Neden bu kadar nazlandın
Nerede bağın bostanın
Taht senin taç senin

Baharımda güzel çiçeğim
Dağlarımda yeşil yamacım
Sabah güneş doğarken
Dağ senin çiçek senin

Bülbül oldun bağımda
Öter oldun dalımda
Şenlendi lalezarım
Bağ senin çiçek senin





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

.

  Varlığın ötesinde, bir sır gizli,  Her zerrede bir aşk, ilahi ve saf,  Kalpten kalbe yolculuk başlar,  Mânâ denizinde, derinliklerde saklı...