Kırdılar dalımı
Ağacın dalını kim kırmış
Bağ viran gül sönük neşesiz
Bülbül aç susuz küskün
Çakal ise sevinçli neşeli
Dalımı kim kırdı acımadan
Kovdu ayrı düşürdü beni
Baharım bitmeden kışa tutuldum
Budanmış kup kuru bir ağaç gibi
Körpe körpe meyvelerim
Daha az sevimli çiçeklerim
Körpe tomurcuklar güzelliğini
Daha da açacaktı al rengini
Daha da meyvelerin olacaktı
O çiçeklerinden belliydi
Yeni yeni filizlerimden
Meyvelerimiz bollaşan aşmıştı
Çiçeklerim güzel renkleri
Güzel kokulu hoş duyguları
Kırdınız o güzel dalımı filizimi
Tabiat ağlar öksüz kaldı sevimli
Ne güzel olacaktı tabiatla beraber
Arılar da birleşip bal yaparlar
Şimdi öksüz kaldı kelleşti dağlar
Güzelim gül soldu Bülbül ağlar
Verilmiş nimet
Durgun sessiz bir su gibi
Mazlum sefil görünüşüm
Derdim çok oldu yanarım
Dal sen gör cevherimi
almadan gözükmez ki
Pul gibi satarsın beni
Bir bak görcevherimi
Pırıltısından kamaşır gözün
Gözündeki o güzel ışıltı
Ne güzel görünüyor gözlerin
O güzel nimeti görsün gözlerin
Görüyor o güzel melek gözün
Derindedir o cevherim
Dal gör nimeti cevherim
Haktan aldım gıda yazarım
Damarımda dolaşıyor kanım
Ne güzeldir şirin dillerin
Tek tek dizilmiş dişlerin
Akıl vermiş güzeldir beynim
Sevgi ile seni severim
Gönül sultanı
Gel derdime derman eyle
Gönlüm yanmış cerrah eyle
Gönül berrak olmuş nakış eyle
Gönüllerin sultanısın sen
Seven gönülleri seversin sen
Sevginle dolmuş kalbim senin
Sevgi ile donatılmış gönül senin
Gönüllerin sultanısın sen
Doğurdu anam dünyaya geldim
Sağa sola baktım güneşi ayı gördüm
Sevgiyi sevdim sevgine büründüm
Seven gönüllerin sultanısın sen
Ay mehtabında güneşin ışığını sevdim
Dağlarına hayranım nehirlerine coştum
Sevgileri aradım seven sevgiyi buldum
Seven gönüllerin sultanısın sen
Seven gönüllere kötülük girmesin
Sakin gönlüm senin, fettah sensin
Fth et kötülükleri, gönlüm seni sevsin
Sen gönüllerin Fettahısın
Neden ?
Bu ailenin tadı neden
bozulmuş
kimi aç susuz takatsiz zahmet içinde
kimi sağa sola kaçıyor gerçekten
kimisi tok aciz yalnız ve huzursuz
kimi bilemiyor nereden nerelerde s
Sanki avcı
kovalıyor korku içinde
Arıyor bilemiyor yavrusu nerede
Ya bir dağda ya da bir
akrabanın pençesinde
Neden bu ailenin tadı bozulmuş
Kim bu acımasız , zalim ya da bencil
kimi siyah kimi beyaz ikisi de perişan
Kimdir karanlıkta zincire
vurmuş kalan
Uyan kardeşim bu ne talan uyan
Baba oğuldan oğul babadan kimi
kimden
Ya sen ya ben ya da benden alan ayrılık
Hani evler nerede perişan bozuk
ve yıkık
Her şey sessiz sedasız ve neşesiz
Hani yaylalar sedasız bülbüller
küskün
Üzgünüm baykuşlar neşeli
Zehir gibi lokma yutma
Şu aleme
sakın dalma
Günahlara mail verme
Yaradan bir gayri tapma
Doğru yoldan sakın
sapma
Söylemiştim fani dünya
Tatlı gibi zehir yutma
Bu cilvesidir ağuludur
Doğruyu yol hak yoludur
Dünya malı zehirlidir
Şeker ile kaplanmıştır
Bunu
bilmeyen çok yutmuştur
Haktan gayri çok mahrumdur
Dünya güzel güzel için
Yazın
ekin güzün biçin
Dünyaya geldik ahret için
Ölüm güzel Allah için
Allah için
canım feda
Haram lokma ahu yutma
Karanlıktan sakın korkma
Bir gün olur güneş
doğar
Muhammed imiz aşk karadır
Nurlu güneş ay kamerdir
Tur-i sina cevher
dağıdır
Mahşerde bize şefaattir
Çocukken Uyandım
Ben çocuktum güzel oynardım
Gözlerimi
açtım hemen uyandım
Sağa sola baktım biraz yürüdüm
Güneşe baktım ilham aldım
Yedi
yaşındaydım hemen anladım
Birçok haklı gerçeği gördüm
İnsanları sevdim iyi övdüm
Çirkinden kaçtım iyiye sığındım
Nehirler akarken seyrettim
Nazar eyledim güzel
baktım
Çağlayan sesinden name yazdım
İçindeki canlılardan hikmet aldım
Her
canlıyı yaratmış rabbin
Kısmeti vermiş Taksim Taksim
Hak gerçeği helal gördüm
Hakka
döndüm şükür eyledim
Gönül Baharı
Yine esti gönlümden
göründü baharım
Eridi gönlümdeki kar elveda sonbaharım
Gülşen’e döndü gönlüm
için yazlarım
Bir türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım
Yeşile boyandı gönlümdeki dağlarım
Eridi huylarım akarsular gibi çağlarım
Yeşerdi kardelen çiğdem
kengerim
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım
Serildi gönlümdeki
yemyeşil sofram
Baharım olmuş benim güzel çıyam
Daima renk vermiş can papatyam
Bin türlü nakışlı oyalı güzelim yapraklarım
Şenlenmiş bağlarım ne güzel
baharım
Yaprak açtı filizlendi bağlarım
Açıldı gül Gonca vermiş güllerim
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım
Gel gör dağında eser rüzgarım
Bütün çayır çimen sallarım dallarım
Yamaçlarıma bak ne güzel çiçeklerim
Bin türlü nakışlı oyalı güzel yapraklarım
Bak ne güzel şenlermiş baharım
Öter
bülbüller coşmuş kumruların
Açılmış çiçek rengarenk tomurcuklarım
Bin türlü
nakışlı oyalı güzel yapraklarım
Ya cahildir hiç duymamış
Yar cemali sanki sönmüş
aşkı akmış akmış bitmiş
Gönül yine yalnız kalmış
Gel
gidelim dosta gönül
Benim gönül yine küsmüş
Ben söyledim yar inanmış
Kamet aldı
namaz kılmış
Gel gidelim dosta gönül
Yarı cahildir hiç duymamış
Anne baba
söylememiş
O bilmeden günah yapmış
Gel gidelim dosta gönül
Yar teninle
gururlanış
Günah olur ar bilmemiş
Söyleyince can kapanmış
Gel gidelim dosta
gönül
Uyanmış gözünü açmış
Fünya fanı yeni bilmiş
Hakka dönmüş çok ağlamış
Gel
gidelim dosta gönül
Güzel tenin yeni görmüş t
Tane nardır perde çekmiş
Yar
kapanmış çok yakışmış
Gel dönelim dosta gönül
Kadeh alır içer misin
Sana dedim
ey şekerim
Şeker misin ey şirinim
İşte ben de aşk badeyim
Kadeh alır içer misin
İşte canım ey didarım
Şöhret bendim ey sultanım
Aşk maddesi yaktı canım
Canan mısın ey civanım
Dağımdaki maralımsın
Ormandaki sen ceylanım
Şeker dedim
sen durrisin *
Melek gibi sen hurisin
Güzelleşmiş çeker misin
Güzel olmuş
didar sensin
Şekerle etmiş balım benim
Alır biraz tadar mısın
Civan seni
görmedim
Hal vaktini sormadım
Sen gidince ben özledim
Dönüp bana bakar mısın
Civan oldum ben civanım
Taze civanı sevdim
Gözünü gördüm
Dönüp biraz sever
misin
*Durr: Eski dilde mücevher
Gurbet
Sevmek öyle zor ki
kovmak ise
hüzün acı
kovuldum ben gurbete
sevgi benim içimde
Hüzün ağlar kalbimde
Ben
gurbette süründüm
Gurbet benim içimde
sevgi acı ızdırap benimle
Canan yalnız
kalsın diye
Ben kovuldum başka ellere
Sevgimde ayrı düştüğü isem
Yine ararım
kendi hisimle
İşte yine arzulandım ben
Yaşlar dökülür gözlerimden
Sevgi yine
tutuştu içimde
Izdırap acı sevgi his benimle
Gurbete düştüm yine ben
Dolu acı
gurbet içimde
Coşmuş deryam yeniden
Gözün bendi içimde
Paramparça olsam ben
Sevgin yazılıdır içimde
Güzel ay ışığının mehtabında
O güzelliğin daim gözüm
önünde
Ey Çöldeki Gül
Nun içinde bir nokta
Pelin yaprak gül
oldu
Her yaprağın bin desen
Çiçeklere renk verdin
Kalemlerde heceler
Nokta virgül kafalarda
estler üstler minlerin
Gerçek oldu Muhammed
Kafiyelerin sonunda
Cebir metre terazi
Hakikatin gerçeği
Külliyelerde son oldum
Kalemlerin içinde
Mürekkebin
gerçeği
Mühür oldun çanakta
Sinelerin içinde
Benek Benek nunların
Açmış Sinem
içinde
Nokta virgül gül oldun
Yeni taze gül açtı
Cihanların sultanı
Yüce gani yaratmış
İsmi yazdı karşısında
Bulmuş Cihan güneşi
Kalu beladan beri
Seni kutlu kılındı
Adem’in neslinden
Ondan evvel yazıldı
Yemin edem nunlara
Hiç duymadım böylesi
Nokta nokta virgüller
Çalar oldu cümlesi
Nun'un içinde bir nokta
Beyinlerin şifresi
Yemin edemem sin'lere
Sırrı kainat cümlesi
Muhammed’in nurunda
Güneş doğmuş hak
için
Öyle Cemal gündüz ki
Karanlıkları kaçırdı
Dallarında gül açtı
Kumsalların
güzeli
Yansıyor uzaktan
Bülbüllerin sevdası
Bülbüllerin uçuştu
Kanat açmış
geliyor
Aç Muhammed kolların
Sar sineler bağrına
Bereketli Irmak Bizim
Cennetteki dört ırmağı
Yeryüzünde
bereketli
Nil şirindir şerbet gibi
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Kızılırmak akar
kanım
Gafletten uyanalım
Kardeş kanı dönmeyelim
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
İman
sevgi albayrağım
Ay yıldızlı sancakların
Damardaki dönem kanım
Seyhan Ceyhan
Fırat bizim
Ülkemizde can damarım
Kol vermiştir sevgi dalım
Bereketli su akarım
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Gözümüzü açıp uyanalım
Dinsizlere kanmayalım
Bu bir
tuzak düşmeyelim
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
kanımla al al olmuş dağım
Ovamızda
sel sel olan kanım
Öksüz kalan alanlarım
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Dede birdir
analarım
Ağlar ana nelerim
Kardeş bacı sarılalım
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Dağım süphan ağrı dağım
Dnsizlere vermeyelim
Ezan sesi kesmeyelim
Fırat Ceyhan
Seyhan bizim
Cennetteki deryalarım
Ülkemdeki can damarım
Hhem mutluyum bahtiyarım
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Şanlar bizim şöhret bizim
Kuran bizim ezan bizim
Kardeş bizim bacı bizim
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Kalbimdeki sevgilerim
Muhammed’dir peygamberim
Üveysimiz sevgi dalın
Seyhan Ceyhan Fırat bizim
Bahtiyar olan mustafa’yım
Sonra surun ümmetim
Barış olur çok mutluyum
Seyhan
Ceyhan Fırat bizim
Sonbaharın Son
Sıcak bir soluk kapkara bir bulut
Hüzünlü bir mevsim hüzün ve somut
Çatı simsiyah karanlık bir bulut
Gözler olup
benz ise kaçıp ve dönük
Eller cansız kollar gevşek ve dönük
Ten ise yapmış
cansız ve donuk
Bineceği hazırlanmış at ise cansız
Matemli adım atılır hüzün
hüzün
Uzanmış bir yol yolcu ise dönsüz
Karanlık bir yol bulutsuz güneşsiz
Yolcu
ise katkısı ne bilmem belki yalnız
Valizi dolu mu boş mu belki valizsiz
Yıldızlar yok bile yol ise uçurum
Mumlar yanmıyor ki göz ise mahrum
Durulmuyor
kendin atılır adım adım
Döneceği yok belki daha uçurum ve derin
Sesler geliyor
dünyalar yıkılır
Çıkmış rüzgar lodos dağlar dümdüz
Kurulmuş nizam intizam hani
iman
Terazi kalkmış ha azıcık kalmış
Ceneler yere değmiş yokuş bitmemiş
Dizler yorulmuş tırnaklar yok olmuş
Gözler görmüyor mırıl mırıl ses geliyor
Evet kıyamet kopmuş sorgu günüymüş
Bende Hayret Ettim
Yaratıldım ey allah’ım
Paramparça
azalarım
Eklem eklem dirseklerin
Eklemişler sinirlerim
İçimdeki can damarım
Dolaşıyor benim kanım
kalbim senin ey Allah’ım
Benim bütün azaların
Klbimdeki
perdelerim
Seni sever cevherlerim
Her bir cevher azalarım
İllah sana ben
borçluyum
Seni sevdim budur hakikatım
Sevgisine sevgi aldım
İllah sensin hey Allahım
Ahmedinden şefaat dilerim
Kalbim ağlar ben yanarım
Aşkın ile ben titrerim
Kalbimdeki sevgilerim
Seni sevmiş arzularım
Fatma oğlu Mustafayım
Bir gün
gelir ben göçerim
Allah’ından dileklerim
Muhammed’den şefaat dilerim
Fırtınalı Sonbahar
Bu hayat mı bilmem nedir
Başım
kardır çok dumandır
Dağlar başı fırtınadır
Bir gün eser Göçer beni
Aşkın nedir
aşk ateşin
Yaktı canımı şimşeklerin
Sevdim diye zahmet verdin
Aşkın kaptı yaktı
canımı
Yüce dağdım ben ne oldum
Çirkinleştim çok yaşlandım
İçimi yaktı
volkanların
Yandı bütün cevherim
Bu dünyada sefa nedir
Yalan dünya cilvesidir
Dalma sakın çabuk biter
Dilin nasıl şehâdet söyler
Gözü ağlar Mustafa’nın
Dünya
fanı sen bilirsin
Fanı dünya ne yaparsın
Sefa zevkler şaşar bizi
Dağ başına
duman kapmış
Ak kefeni nasıl giymiş
O canlıyı şimdi ölmüş
Fırtınalı sonbaharmış
Her Şey Yok Olmuş
Canım sensiz güller solmuş
Bahçem virane dönmüş, neşe bitmiş
Bülbüller susmuş güle küsmüş
Canım sensiz neşem yok gülmeye
Yeniden bülbüller gelmiş destur alıp ötmeye
Hiç sensiz canım istemiyor bülbüller ötmeye
Sen maziye bak bitmiş o toz pembe
Canım Sensiz gündüzüm hep karanlık
sen bilmiyorsun kalbim atıyor bağrım yanık
Senin için mecnun oldum, dağlara hep konuk
Sensiz bağım bozulmuş güllerim soluk
Bir daha olmasın
Ey bosnalılar uyandınız mı gafletten
Kur’an
daim daimi her dünyadan
Felaketi gördünüz kuran’ı unutmadan
Uyanın sarılın
kurana sarılın kurana
Belki de yarın için iyi oldu bu felaket
Gözünüz açıldı
gerçeği gördünüz alamet
Kovulunca illiyet olmasın böyle melamet
Uyanın sarılın
kurana sarılın kurana
İnan ki dinsizlere güvenilmez inanılmaz
Fırsat beklerken
filler gün gelir acımaz
Gördünüz namusumuzu ettiler cerg-u baz
Uyanın sarılın
kurana sarılın kurana
Ey bağrı dağlayan Mustafa Ayhan
Nice destanlar yazdınız hani
uyanan
Cihandaki imanlılar uyanmıştır inan
Beraber sarılarını kuran’a kuran’a
Bırak Allah aşkına
Ne güzel gözlerine boya yapma sakın
Allah
zaten çok güzel yaratmış lakin
Kirpiklerin çok güzel dahi karşılarım
Göz
bebeğin çok güzel yaratmış nur işin
Saçların hem kumral hem sarışın
Gerekmiyor
saçların meslek kıvrım kıvırışım
Allah çok güzel yaratmış kurmuşsun ne işin
Bırak Allah aşkına kendi halinde olsun kumral sarışın
Ne güzel yaratmış güzel
seni yaratan
O vücudunu yaratan zaten zülcelal den utan
O güzel terenle
gururlanma onu güzel sakın
Allah sana emanet etmiş senin o güzel tenim
Yaram yine değişti mi
Yaram yine değişti mi
Kabarıp sızlar
öpüştün mü
Canım canana can çekişti mi
Tutuştu yandı canın dönmedin mi
Canan
gelip bakmadın mı
Yoksa yaban oldu unuttun mu
Çirkinleşti mi vazgeçtin mi
Yandı
canım canın nerede
Öbüşlendi didişti benim yarem
Kalem ile yazmış benim
kader
Öbüşmüş kabarmış elem keder
İçim titrer yar geçti mi
Öbüştü hep
birlikte didiştiler
Pençe ile kanayan yarayı deştiler
Hep gittiler yar canana
can övdüler
Canan gelip görmeden inandın mı
Ben Allah’tan yanayım dedi içsinler
Nşterleyip kanatsınlar
Paramparça çektirsinler
Hakkı sevdim duymaz ki
Canan inanmıştır hak Allah’ı
Ben yanmışım küllerimi
Saç bağlarıyla al elin ile
Topla benim tozlarımı
Seherden Şafağım
Hicran dilden kaş'ın
Lebin güzel şirin sözün
Bu bir nimet ki gözün
Seher yıldızı sandım
Kaşıın taze hilal gibi
Mehtabın dır gündüz gibi
Gözünü açtı içini gördüm
Seher yıldızı sandım
Ak gerdanlım boyun sülün
Taramışsın saç kahkülün
Kaş altında gördüm gözüm
Seher yıldızı sandım
Dolaşmış saçın gülşen'in
Tarağında parmaklarım
Bana bakıyor gözlerin
Seher yıldızı sandım
Hülyam oldun kaçıyorsun
El eylerken gelmiyorsun
Güzel gözünü gördüm
Seher yıldızı sandım
Dünya Beni Çok Kandırdı
Doğdu battı benim güneş
Ömür geldi çabuk geçti
Şol yel esip geçmiş gibi
Bunu bende anlayamadım
Çocuktum emeklerdim
Baktım hemen ben büyüdüm
Dünya için çok uğraştım
Ölüm geldi çaktı geçti
Bu dünyaya neye geldim
namaz niyaz kılmak için
Dünya beni çok kandırdı
Günahlara dalmak için
Bu dünyayı bilemedim
Cilvelere ben kapıldım
Hemen birden ben uyandım
Tekmeledim yüz çevirdim
Kardeş gel de uyan sen de
Ömür geldi geçti birden
Bunu sende bileceksin
Son nefesin şahadet olsun
Canlıları sen yarattın
Namaz niyaz taat için
Cinileri sen sildin
cinler gibi silme bizi
Bazen ağlattı bazen güldürdü
Mahim saklanmış neyisimi titretir
Yanarım kükremiş yerler sallanır
Çatlamış vadiler sularım coşmuş
Yanarım mah yüzünü benden çevirmiş
Mahim gizlenmiş demiştim size ben
Aç gözünü bak tabiata gör gerçekler
Dağ dağlar üstüne kurmuş ne güzel
Güneş girmiş buluta ay bana gözükmez
Güzel beni sevdi sevdirdi yüz çevirdi
Fener gibi yandı gözüktü hemen söndü
Bazen sevdi beni cilve etti güldürdü
Bazen yüz çevirdiği mahvetti öldürdü
Bazen ok mızrakla ben de darbe açtı
Bazen güldürdü acılığı yaram sardı
Bir bahar gibi güllenndi gülşen'e döndü
Hemen sarardı soldu gazele döndü
Bazen coşturdu beni derya oldum
Bazen yüz çevirdi dertlere girdim
Dert dolu gemiye benzedim yüzdüm
Mecnun ettiği beni dağlara eş olur
Ey Gönül
Ey gönül sen yine dilberi cananı mı gördün
Sen vezni Bülbül şahane dilbaz yazımı gördün
O Zülfü didar kaşı keman canı canbez mi gördün
Rengi kamer bejna cevher miski amber mi gördün
O nakşı nigar ayhan'ı yakan bazı mı gördün
Gül beri Canan bahçıvanı gül verimi gördüm
Mustafa'yı görüp yakan nazanı can mı gördün
Ne olduğunu coşkun eritin aktın feryat ediyorsun
Cihanı miski amber can mı yaktı
O sefayı can zülfi kemanbaz mı yaktı
Çehreyi cevher yakanı kazbazmı yaktı
Gülcanı gabberi gülşen'in gül mü gördün
Seni didarı gülderdi dil mi yaktı
O canım mis ebru keman mı yaktı
Katmeri can merali bağ mı yaktı
Sen cananı can kaşları hilal mı gördün
Ey dertli gönül pür oldun kor yanıyorsun
Sen miski anberi gönül canı mı gördün
Gerdana zer abu hayat mı gördün
Seni didem'i canlı her demi yaktı
Nev civanım Enver hülya mı yaktı
Gülistanı sünbül Goncayı gül mü yaktı
Gönül cambaz derdi dil mi yaktı
Her du çeşmin ile ağlıyorsun sen
Deli Gönül
gönül gönül dertli gönül
Ne istiyorsun bilemem ki
Daldan dala konmak için
Bülbül oldum kanat yok ki
Bağ bağbanlıdır olmuyor ki
Hiçbir dalak olmuyor ki
Meyve değil satılmıyor ki
Yasak olmuş çalınmıyor ki
Gönül gönül dertli gönül
Gönül coşkun durmuyorsun g
Gece gündüz çağırıyorsun
Bu bir aşktır çağlıyor ki
Derin derya durmuyor ki
Hiçbir bahriye geçmiyor ki
Gönül yanıp yakıyor ki
Sevdalanmış bilmiyor ki
Gönül durup dinlenmez ki
Hakkı sevmiş geçemez ki
Cebbar yakmış söylemez ki
Bu bir cevher bulunmaz ki
Aşk Aşkına
Nasıl bir aşkla sevmişim seni bilir misin
Aşkın benim kaderim civanım
Her gece arzuladığım özledimsin
Aşkın öyle titretiyor ki beni
Cereyana kapılmış gibiyim görmelisin
Hem aşkın ızdırabındayım
Hem de ayrılık hasretinden güzelim
Yüz binlerce sitem etsen bana
Aşkım aşkına sevmiştir canım
Gönül de inanmış sana aşkım
Aşk aşkına coşmuş fıratım
Yazılıdır ismim kalbimden aşkınla kebanım
Sorarsam bir garip aşk ile yanmış
Maşukun Mustafa Ayhan olmuş
Ararken ummana dalmış
Sevgiye Hücum
İçimde bir meclis kurulmuş
Bir dilek var olmuyor istek
Yıpranmış nabız atar damar
Daim olur istek taze kan
İstek his Birleşmişler
Özenti özen arzular
Savaş açmışlar düşünceye
Arz ettim hakkı imdat var
Karanlık olmuş güneşim
Kalbimden dönen yanar var
Sevgi his döndürür başını
İçinde ağlayan ahu zarım var
Karşımda durmuş sanki
Gerçekten umut kesmedim
O benim baş dileğim
Kalbimdeki sevgiyi sevdiğim
İşte her an ok gibi arzular
Sevdiğime sevgime hücumlar
İstek sevgi ve dilekler
Ahtım isteğim bir yudum kevser
İçimi meşale olmuş ta sanki
İçimde rengarenk mumlar
Çağlar çağlayan olmuş da Ayhan
Gül rengine ahuzar eden Bülbül var
Baharla Beraber
Baharla beraber ne güzel yazlar
Çevreler değişmiş dağlar güler
Yeşil zümrütten bürünmüş dağlar
Sevenlerle beraber ne güzel
Gülşen'e bürünmüş coşmuş bahar
Gülzar olana gül baharlar
Bir gün el elde olursa bahar
Sevenlerle sohbet ne güzel
Seyretmiş mavi denizler
temiz koku ile eser rüzgarlar
Uçar yüzer martı kuşlar
Sevenle beraber seyran ne güzel
Bak günler geride yazıp bağlar
Gelir gün coşmuş Bülbül olur ahuzar
Dağlar kem olmadan güzel bahar
Deste çiçekleri sevmek ne güzel
Gül rengi güzel seven meskenler
Sümbül açmış gül çiçekler
Gül rengi güller sanki sabah Seher
Seven ışıklarıyla baş başa ne güzel
Bak ne güzel Müzeyyen olmuş dağlar
Cıvıldaşır seviniyor kuşlar
Kış gelmeden bağırır bilim sevenler
Karşı karşıya Şemsi hüzün ne güzel
O Gözlerin Mavisi
Mağrur gözlerinin rengine
Vurulduğu için acı siren
Sisli gözlerin dahi yalnız
Berrak güneş Meltem ezgisi ile
Yudum yudum semayı içer
Süzer o güzel gözlerinin
İçim masmavi deryadır
Bin bir mahluk içer yudum yudum
Yüreğimde bin sevgi çevresi
Allah birdir içim dolu sevgi
Dağlarda güneş olur güzeli
Bize tek birdir tek teselli
Sevgi dedin yaktın canımı
Gözlerin rengini güzel mavisi
Güzel yüzün şöhlet rengi
Mehtap öylesine cömert ki
İçimde bir sevgi sedası
Şöhlenmiş aşkın şeması
Işıkların ulvi ziyası
O güzel yüzün Şemsi şölhesi
Ufuklara başka bakışla
Vuslat umuduyla bak ona
Şair ise ey sefil Mustafa
Tek bir Allah tekdir ona
Bahar Sanki Miski Amber
Ela gözlüm ne güzel gözler
Güler gül yüzlüm güller açar
Lebi şeker tuti diller
O güldükçe güller açar
Güzel harama hiç bakmaz
Aslı güzel çirkin olmaz
Seni severken bakamaz
Nadidedir hiç bulunmaz
Güneş doğar dünya döner
Dertli gülmez daim ağlar
Bu bir aşktır her dem yakar
Dertli gönül içim yanar
Mevsim yeni taze bahar
Güzel olmuş gül fidanlar
Samur saçlar karışmışlardır
Ela gözle kara kaşlar
Hilal kaçtır için haşlar
Aklım aldı baştan şaşar
Kalbim yufka için beşer
Yar cananın arzularım
Arzularının her dem ister
Gül'e karışmış karanfiller
Kalbimin içindeki bağrımda
Bağ Bozuk Maral Hasta
Terk eylemi içtim bağ bahçeyi
Özledim her şeyim özlediğim
Filizler kırık boyunca soluk
Marala sordum halini vaktini
İyi değilim hastayım dedi
Yaşamak benim için neye
Daldım zifiri karanlıklara
Efkarlandım ızdırap içinde
Unutulmaz ki aciz zaman içinde
Yakıp küllerimi savur olsalardı
Yollarını çok özledim bile
Kurbanım senin bir saniyene
Sen hastayken benim için yaşamak niye
Bu viran sönük neşe bitmiş
Filizler eğik kurcalar sönmüş
Maralım üşümüş hastalanmış
Senin her rahatın nefesin
Benim mutluluğum en derin
Izdırabın varsa bana gönder
Canımda senin güzel maralım
Bozulmasın bağın, Goncaların
Güzel olsun yazın baharın
Filizlerin, güllerin olsun
Izdırapların benim olsun maralım
Sabır Senden
Revan oldum yoldaşlar
önüme çıktı çıkmaz yollar
Çıkmış bağrımda başlar
Sabır senden, sabır senden
Kapıldım gönül vefasına
Düştüm bela denizine
Vefasızı sevdim yine
Sabır senden, sabır senden
Önce sevdi sonra yüz çevirdi
Gönlüm yine derinden yandı
Aşka saldı, yüz çevirdi
Sabır senden, sabır senden
Ben de bilmem nasıl oldum
Rüyadayım gibi hayal gördüm
O gülerken ben kapıldım
Sabır senden sabır senden
Ayrıldı canımdan Mustafa
Ey Allah'ım umudum sana
Hep yaslıyım baştan başa
Sabır senden sabır sende
Dilek
Her çiçekle dile gelen
Her bitkiyle gülüp konuşan
Tabiatı sevip sevdirip saran
İrtibatımı kesme Ya Rab
Mustafa Ayhan size hayran
Gönlümde filiz taze fidan
Pak ve billur gibilerden
İrtibatımı kesme Ya Rab
İyilerle iyi irtibat kuran
Dağlarla bülbüllerle konuşan
Her canlıyı aşkıyla seven
Kötülüklerle rezil etme beni Ya Rab
Mustafa'nın dilekleri sana
Ayhan sevdikleri her canlıya
Bağışla onları da unutma
Sırları sakla rezil etme ya Rab
Sevdiğim kişinin tarikatına
Can kurban olsun onun hatırına
Onları koru felaket yağdırma
Bağışla onları ağlatma ya Rab
Mustafa binler yalvarır sana
Koru beni şeytana ağlatma
Aşkım sevgim sevdiğim Allahıma
Bersis edip beni ağlatma ya Rab
Bir Vefasız
Bir vefasız gönlüm aldı
Şan aldı şöhret buldu
Tekme vurdu yüz çevirdi
Coştu deli gönül coştu
Hem aklımı zihnimi aldı
Divana oldum del eyledi
Hasretinden içim yandı
Coştu deli gönül coştu
Aklım aldın fikrim şaştı
Medet deli oldum deli
Yetiş ey mir Hasan veli
Coştu deli gönül coştu
Canım gitti hasret kaldım
Özleminle alev aldım
Bu bir aşktır içimi yaktı
Coştu deli gönül coştu
önce sevdi sonra yüz çevirdi
Gönül yine minnet kaldı
Umdukları boşa çıktı
Coştu deli gönül coştu
Gönül coştu menzil aldı
Sevgi hisler uzak kaldı
Yetiş ey Abdulkadir Geylani
Coştu deli gönül coştu
Gel Gidelim Dosta Gönül
Gel gidelim dosta gönül
Bu bir yoldur hak yoludur
Bunu bilmeyen haktan ıraktır
Gel gidelim dosta gönül
Haktır Hakkın gerçekleri
Hak vermiştir nimetleri
Güneş saçar ışınları
Gel gidelim dosta gönül
Dağ güzeldir ey dostun
Taşta olduğu güzel postun
Ben bir deli divane oldum
Gel gidelim dosta gönül
Bu bir dağdır güzel dedim
Namaz kıldım selam verdim
Haktan olduğu hakkı gördüm
Gel gidelim dosta gönül
Dağ güzeldir ben demiştim
Kamet aldım namaz kıldım
Önüm kabe Hakka yönüm
Gel gidelim dosta gönül
Gönül gönül güzel gönül
Ne güzelsin sen gönül
İster orda ister burada
İster uzak ister yakın
Gel gidelim dosta gönül
Seni Sevdim Ey Cebbar'ım
Aşk odunu ben olmuşum
Onun için ben yanarım
Yazılmıştır ben bulmuşum
Onun için ben ağlarım
Ben düşmüşüm yerde kaldım
Hep çırpındım ben yoruldum
Senden başka kim bilir ki
Medet senden ey Cebbar'ım
Kırılmasın benim kalbim
Senin aşkın dolabıyım
Kalp kırılmış dağılmasın
Sen kalbimin mimarısın
Aşkın dolmuş dökülmesin
Kadeh böyle dolu kalsın
Kadeh kadeh böyle kalsın
Kadeh dolu bade olsun
Aşk badesi hep tatlıdır
Her aşkın mayasıdır
Aşk kişinin gıdasıdır
onu içen ben bilirim
Dökülmüş Yapraklar Bülbüller Yaslı
Gülistana baktım güller yaslı
Ormana baktım gözü yaşlı
Doruklara baktım zirve karlı
Dökülmüş yapraklar orman yaslı
Cananla gezdiğim yerler ıssız
Dökülmüş yapraklar dallar ıssız
Yapraklar savrulur, dağlar yalnız
Leylalar gitmiş Mecnunlar yalnız
Hayat bitmiş ömür tükenmiş
Gözleri uykudan yeni uyanmış
Bir şey söyleyecek dili tutulmuş
Vaktin gelmiş kefenin biçilmiş
Sonbaharın gelmiş karın yağmış
Gözlerin yumulmuş güneşin batmış
Lalezar dertli gülün solmuş
Yüzler soluk, bütün sevenler yaslı
Sular çekilmiş dereler kurumuş
Ağaçlar eğilmiş kökler kurumuş
Yeni filizler ağlar öksüz kalmış
Ayhan'ın ağlar Mustafa yaslı
Sefil Mustafa
Bu sevgi bana zahmet ise
Yazılmış Allah'tandır elbette
Izdırap çekiyorsam içimde
Belki kaderde belki de defterde
Silinmez ki o çok yücelerde
Yazılıdır meleklerin dillerinde
Bazen okunur bazen de gaipte
Güneş gibi doğar da girer buluta
Bu bana ızdırab çekilmez cefa
Ağlar iki gözünden sefil Mustafa
Ay bana gözükmez güneş bulutta
Ben özümü bağladım Cenabi Huda'ya
Bu eziyet, ızdıraptır beni ağlatan
Zaman sayar geçer yelkovan
Güneşim doğmadan saklanmış tan
Odur işte ağlatan Mustafa Ayhan
Gölgede hasret kaldım inan ben
Allah özümü bağlamış gerçekten
filizini hayranım ey taze fidan
Goncayı sevdim gül denizinden
İşte ızdırap içinde nice zamanım
Sensiz olmuyor ki geçmiyor günlerim
İçimde yanar olmuş yeni volkanın
İçim paramparça sızlar Ayhan'ım
Alemlerin Sultanı
Deryada dalgalar Esen rüzgarlar
Hep bir ağızdan zikreder Allaha
Şefaat eyle ey alemlerin sultanı
Yetiş imdadımıza Ya Resululah
18 bin aleme Server Olan Muhammed
Cümle ashaba rehber olan Muhammed
Bütün kainata şefaatli olan Muhammed
Canım feda, yetime mürüvetli muhammed
Uyan Açılsın Gözlerin
Haram ile kurulmasın tahtın
Kayar bir gün düşersin
Elin tutmaz bükülür belin
Sonra hüngür hüngür ağlarsın
Haktan olmasa niyetin
Uçar gider güzel imanın
Giderse güzel imanın
İmansız dünyayı ne yaparsın
Gerçeksiz fanidir dünyan
Bunu biliyor Mustafa Ayhan
Tabiata bak güzel hayran
Baban vardı nerede anan
Tövbe edersen şad olursun
Perdeler açılsın sevabın yazılsın
Gözlerini aç gerçekler görünsün
Aç kalbini nefretler dökülsün
Bak ne güzel şimdi rahatın
Helal olsun o güzel tahtın
Nefreti ittin haramı kovdun
İmanı ararken kuranı buldun
Bahçem Gülşene Döndü
Bir zaman yaz idim filizlerim vardı
Büyüdü dallarım Goncalarım oldu
Açıldı goncalar yeşile büründü
Güçlendi bahçelerin gülşen'e döndü
Ne çabuk mevsim değişti çevrem bozuldu
Goncalı acıdım bülbüllerin ne oldu
Bir zaman denizdim kurudu deryalarım
Her dem ağlarım öksüz kaldı çakılların
Ben Mustafayım bu dünyada neyim vardı
Selamlarım ile bir kaç beste hatıram kaldı
Ne kadar kuruyup dikene döndüysem
Aldanmayın gül yine dikenin dalındaymış
Anneciğim Diyebilseydim
Anneciğim diyebilseydim ne olurdu
Kısmet denizdir hiç azalır mıydı
Doğurmadan atmasaydın beni
Sevseydin beni ne güzel olurdu anneciğim
Odanız bomboş neşesi suskun
Baba yorgun anne ise küskün
Oynayıp sevdirip güldürseydim sizi
Demesi bile ne güzel olurdu anneciğim
Yatırım uzaklara gitseydin sen
Sevgi hissimden anlayıp ağlasaydın
Kana kana içseydim sütünü doymadan
Ne güzel olurdu anneciğim
Dedemin kucağında otursaydım
Aksakalını tutup sevseydim
Gözlerimi açıp seni görseydim
Ne güzel olurdu anneciğim
Paramparça etmeseydin beni
Dünyaya gelip görseydim sizi
Görseydin yerde yatan cenazemi
ne güzel olurdu anneciğim
Sevgi Bağı
kurban olduğum çileli civanım
Ben varlığınla yaşıyorum
Senin her nefes alışın bana
Bahar rüzgarının esintisidir
Bu sevdiğim tabiat güzelliği
Bu denizleri, doyumsuz tabiatı
Sevdiklerim sevdiğim güzelliği
hep senin sevginin eseridir
Sevgin denizleri doldurmuş
Kanatlanmış dağları aşmış
Kalbimin okyanusu kabarmış
Dalgaları sevginin coşkusudur
Kalan yaşlanmış kemiklerim
Çökmüş yüzüm bükülmüş belim
Kamburunu kavuğa dönmüş
Aşkın deryasına tıpkı kayık gibi
İşte yine sensiz geçti günüm
Ömrümün sevgisiz baharında bir gün
Gün doğar iken sanki kavuşur gibi
Günüm geçti yine sensizim
Seni hep uzaktan seveceğim
Gezdiğin toprağı özledim
Her varlığı şerefimle sevdim
Senin yokluğunu dahi seveceğim
Sakın Sarma
Ağlama gönül gül senindir
Sen yanarsın can benimdir
Canan gitmiş aşkı kalmış
Beni yakan Yar aşkıymış
Sen gülüzarsın Gül senindir
Sen küssen de Aşk benimdir
Yaktığın can benimdir
Bakmıyorsan kaş benimdir.
Çatma kaşın Mah yüzlüm
Kırdığın kalp benimdir
Yumma canım güzel gözün
Ağlıyorsan yaş benimdir
Güzel yüzlüm seyir benimdir
Saklıyorsan Mah benimdir
Vurma canım av senindir
Vurursan vur can benimdir.
Çekip gitme canım senindir
Sevmiyorsan da aşk benimdir
Aşkın bittiyse hüsran benimdir
Rüsva etme ar benimdir
Sar diyorsan kalbim senindir
Sarmazsan da nar bizimdir.
Hakkı sorsan hak haklınındır
Hakkı bilmezsen de aşk benimdir
Odağımda
Ateş yanar çanağında
Çanağında yanağında
Ateş çakan yar eliydi
Ciğer pişti köz içinde
Diğer eliyle dost dileğiyle
Beni yakan aleviyle
Şimşek çakan ateşiyle
Yer eliyle dost eliyle
Güzel cemal gördüm sandım
O bir ışık mum ucunda
Pervaneyim sana geldim
Ben çarpınca yandım piştim
Aşk ateşi yoksa seni
Eğer cevher hazine olsa
Çok yanarsın pasın gider
Sen gidersin adın kalır
Gerçek Gözler
Güzeldir gerçek gözler
Semayi süzüp çakanlar
Tıpkı teleskop gibi
Hakikati gören gözler
Mikroskop gibi olma
Bozuk çıkar tahliller
Bakterilerden bıkarsın
Kinin artar nefretin
Sakın
Aldanmayın hor bakışıma
Süzülmüş balın peteklerde
Bütün gerçeklerim sizlere
Figan bülbülüm gül dalında
Gerçeklerimiz de hak yolları
Ağızların çiçek renkleri
Ebru perde benim gönlümde
Haktan şerbet dolmuş tasımda
Süzülmüş akar sızağımda
Sızağımda hak cihanda
Sözlerimde berrak tasarımda
Ay güneş gördüm ziyasında
Seherlerde evvel erkende
Karanlık mavi bulutlarda
Öbek öbek uçar elinde
bütün gerçekler cihanında
Seyrana çıktım Bülbül dile
Yaprak açmış neslinde güle
Meşgulüm , müşkülüm bağlarımda
hakkın ne nakşi nigar bağlarında
Bendimde
Figan eder gönül sevdası
Seher bedirlerle havası
Mavi atlasın dudağında
Açılıyor hakkın perdesi
Ebru desen perde çiçekler
Tek tek yıldızlar yani yaşıyor
hakkın Cihan atlasında
Dolanır ay güzel ziyası
Peyk, gezegen, yıldızların
Parlıyor kararlılık atlasta
Hakkın penceresini açın
Bak gör gerçekleri cihanda
Hakkın gerçekleri bezenmiş
Gece mehtabın seyranında
Çeker gider bulut yol alır
Parlıyor yıldızlar asılmış
Ay dolanır güzel ziyası
Bulut arası mehtabında
Doğarken görüşüyor sanki
Ziyası sevgi cihanında
Nizamlar gönlümü mest etti
Figana döndüm gece gündüz
Ebru desenlerini gördüm
fethetti benim içimi
Masmavi Atlas
Aşık olduğum tabiata yoldaşım
Peyanım yolcu oldum yollarında
Şafaklarda hak güneşi gördüm
Karanlık kaçtı gönül içinde
Çiçek açtı köknar ağacında
Dallarım duvarlarında sallandı
Meltemleri esti şol seherde
Gönül çadır açtığı yamaçlarda
Şol soframda ziyade sizlere
Helal kızdır sevgim gerçek size
Hak cihânın nimetinden aldım
Zerre miskal. Hep bendimde
Akarım bendim dolmuş taşımda
Tasımda Nehrinde balımda
Tepsi açmış kadehim dolu
Arınmış balımı sundum cihana
Cihanı sevdim çiçekler için
Gördüm nakış ebrular için
Nakışlar aşkaradır hak için
Demdemleri gördüm cihan'ın da
Fezaya baktım çok güzel nizam
Hak Allah'ta gerçekler intizam
Gök mavisi gök kubbe içinde
Ökbanda yıldızlar tarlasında
Aşkımda sevgi oldu böylesi
Sardı içinde bin bir hevesi
Hevesinde arzular oldu
Arzular titretti sevgi ise
Gülümseyerek Vurdu
Ben yaşlandım böyle kaldım
Dost eliyle ben vuruldum
Ok elinde mızrak ile
Vurdu Bana çekti geçti
Ne haldeyim ne haldeyim
İçim yandı alev aldım
Yar elleri darbe açtı
Vurdu bana çekti geçti
Ağzı yandı bana güldü
Bağırın içi Sinem yandı
Dost elinde darbe aldım
Vurdu bana çekti geçti
Can kaşların helal sandım
Dost sanmıştım ben sarıldım
Aşk ateşiyle ben yandım
Vurdu bana çekti geçti
Yara bere darbe açtı
Naralarım çok yükseldi
Ben sanmıştım felek dostum
Vurdu bana çekti geçti
Mustafa'nın dillerini
Eksilmez ki sözlerini
Yarim dostum yaktı beni
Vurdu bana çekti geçti
Yeşil Mavi Dağlar
Kızıl goncalar gül beyaz
Yeni açmış tomurcuklar
İlkbaharın mevsiminde
Ovalar allanmış dağlar
Dağlar dağlar karlı dağlar
Yamacında ilkbahar
Papatyalar yenisi şişiyor
baharlar güzel ilkbahar
Gül kırmızı çiçek sarı
Bülbüllerin kanları
Al baharlı mavi dağlar
Kuşlar Avaz avaz şarkı söyler
İlkbaharın gönlünü gördüm
Cennet ne mekanların sandım
Bu ne sevgi şunu ne sevda
Uçan kuşlarında gördüm
Güneş doğmuş gül parlıyor
İlkbaharın sabahında
Bülbül susmaz gül dalında
Gül makamı hep çalıyor
Sarı sabah gün batışı
Al baharlı mavi dağlar
Efkarlıyım hayranıyım
İlkbaharın mevsimlere
Mustafa'nın dert ortağı
Yüce dağları yamacı
Ciğerime düştü size
Sizde kaldı arzularım
arzu halım Sevgi sevda
Tepe dağlar yamacında
Mustafam kalmış yaya
Zirve tepe kar başında
Göçersem de
Bir gün olur güneş doğar
Yeni sabahlar sabah
Yine değişir mevsimler
Geçer gelir ilkbahar
Yüce dağlar öyle kalsın
Benim dağlar yıkılmasın
Ben göstersem de buradan gitsem
Hayat yaşam sizde kalsın
Benim dağlarım seyranım
Ferhat şirin mecnunların
Göçen kervan konukların
Ben mecnunum leylam dağlar
Mustafanın sözlerinde
Benim bağrım sinesinde
Gün batışının gölgesinde
Doya doya dinleyemedim s
Soğuk sular hepsi sizde
Hava yağmur Baran yerde
Orman yeşil çiçeklerle
Hayat kudret yaşam sizde
Mustafanın özü kara
Kara toprak tarlasında
Çoktan beri ekmiş
Sende hakkı ilahi odağında
Dağlarım
Bahar sandım sana geldim
Bilir misin bilir misin
Fırtınalı kıştan kaçtan
Bilir misin bilir misin
Ömrüm geçtiği yollarından
Bilir misin bilir misin
Yokuş yamaç yordu beni
Bilir misin bilir misin
Yamacında çok yoruldum
Bilir misin bilir misin
Çıktım yüce dağ başında
Bilir misin bilir misin
Yollarında ömrüm geçti
Bilir misin bilir misin
Yarı yolda böyle kaldım
Bilir misin bilir misin
Fırtınalı kar tipiden
Bilir misin bilir misin
Kısık kısık aldım soğuk nefes
Bilir misin bilir misin
Hep Leyla felek burada
Bilir misin bilir misin
Sinmiş saklı gizli benden
Bilir misin bilir misin
Yalan sandım bildim dünya
Bilir misin bilir misin
Ben bilmişim felek
Böyle bilmesin bilmesin
Bir gün gelir geçer dünya
Bilmesin bilmesin hani
Yarım dost Mustafa
Çoktan beri göçmüş buradan
Bilir misin bilir misin
İçim
Mühürlü bir zarf gibi
İçimde gizli bir sır gibi
Kim bilir neler vardır
Yıllarca senin yüzünden
Başımda hep ağrı hissettim
Çürüdü ömrüm beyhude
Çare aradım durdum
Derdim sendendir çare bahane
İçim sızladı gözlerim doldu
Bunca yıl ömrüm heba oldu
Açılırsa bu sırlı zarf
Kim bilir neler var içinde
Selamlarım
Hem giderim Hem ağlarım
Kalanlara selam olsun
İçim kaynar kazan gibi
Binlere selam olsun
Aşk alemi içimi yaktı
Yananlara selam olsun
Yanmayanlar nereden bilsin
Kalanlara selam olsun
Girmişim bilinmeyen bir yola
Yayalara selam olsun
Ben yollarda revan olsun
Yolculara selam olsun
Gidenlere içim yandı
Sızısı olanlara selam olsun
Mustafaya selam verenlere
Kucak dolusu selam olsun
Dedim
Bir bana baksana
Saçıma aklar düşmüş
Zirvelerim bembeyaz
Yakınlara kar inmiş
Baktım düşmüş yollara
Üstü başı toza banmış
Yıllar yorgun ben yorgun
Hayat zalim ben kırgın
Kaldım uçsuz sahradayım
Kurumuş Ağzım dilim dudağım
Bağrım alev alev yanarken Kevserden
Bir bardak içmeye kalmadı mecalim
İçmek isterdim Kevser den bir bardak
İşte
Dedim sana güzelim
Neden bu kadar nazlandın
Nerede bağın bostanın
Taht senin taç senin
Baharımda güzel çiçeğim
Dağlarımda yeşil yamacım
Sabah güneş doğarken
Dağ senin çiçek senin
Bülbül oldun bağımda
Öter oldun dalımda
Şenlendi lalezarım
Bağ senin çiçek senin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder