ŞİİRLER 6

 YETİŞ İMDADIMA

bu bir aşktır gelmiş bana 
yar aşkıydı çattı bana 
yaşıyorum bu cihanda 
felek geldi hiç çattı bana

Yine başımda var bir bela 
yaktı beni kara sevda 
bir canım var o da sana 
Canan geldi çattı bana 

yaşıyorum dağ başında 
günah güçlü geldi bana 
yarın imdat verdim sana 
günah geldi çattı bana 

yolcuyum ben yönüm sana 
işte geldim divanına 
nefis güçlüdür imdadıma 
nefis geldi çattı bana


HİKMET EYLE

Hikmet eyle Hikmet eyle 
işte geldim dergahına 
imdada mı verdim sana 
Hikmet de Hikmet eyle 

yolum uzaktır varamazam 
İçim yanar bin avazam 
soldu gülüm döküldü Hazan 
Hikmet eyle Hikmet eyle 

dergahın yolcusuyum 
ben bu aşkın delisiyim
yol uzak ben yaşlıyım 
Hikmet eyle Hikmet eyle

HAMD OLSUN

nasip olduğu gördüm şeyhim 
aks eden yüzün nurunu gördüm 
didari gördüm sevindi kalbim 
Afyon yorumu çok özledim 

tuttuğum ellerini bastım bağrıma 
dua ettim bütün cihana 
kalbim özü verdim ona 
ben şeyimi çok özledim 

gavsı azam seyyid abdülhakim 
oğlu sultan seyyid Muhammed Raşit 
sultan seyyid abdulbaki benim şeyhim 
ben şehrimi çok özledim 

Murşid Şahı nakşibendi 
Seyit Abdulkadir geylâni 
tarihi kat yolum nakşibendi 
ben şeymi çok özledim


SENSİZ

sensiz her şey sessiz 
içim durgun ve aciz 
her şeyim sensiz 
gecelerim sensiz 

anılarım yalnız 
Ben ve sen yalnız 
Her yer ıssız
ormanım sensiz 

geceler yalnız 
Parlar bir yıldız
Bir gün kayarız 
mezarım sensiz

ARMAM

Gizli bir gül açmış
Saçılmış zambak gibi
Bahçene çok yakışmış
Sanki kalbimin arması

Sarmaşık gibi sarmış
Delice  gönlüme sarılmış
Göğsüme asılı duruyor
Sanki kalbimin arması

Gizli bir sır gibi sakladım
Kalbine yazdığım şiirime
aşkımla mühür vurdum
Sanki kalbinin arması

KADIN

Kadın kadın gibi olursa
Ondan doğar yiğit evlat
Böyle bir eş kutsal olur
Allah için yaşarsa

Kadın bize bir nimettir
Kadın kadın gibi olursa
Yiğit olur verdiği evlat
Helal sütü emdiyse


ONUN ESERİ

Sabah seher vakti sam rüzgarı eser
Uyanda bak ne güzel kokar güller
Gelinlik gibi bembeyaz bulutlar
Zühre yıldızı güneşin doğuşunu  bekler

Gerçek her şey yüce Yaradan'ın eseri
Seherin güzelliği onun mucizesi
Kalbime güneş gibi doğdu aydınlığı
Kabe görmüş kadar mutlu etti beni

Sevgi ve şükranla baktım Dünyaya
Hayran kaldım yaratılmış doğaya
Gözlerim yaradılış gerçeğini gördü
İşte o gören gözler onun eseri


GÖRDÜM

Darmadağınık halde perişan
O sevdiğim didarım perişan
Giyinmiş açık saçık gözükür ten
Kollar bacaklar perişan

Ey sevdiğim dilberim canım
Demiştim gururlu olmayasın
Dünyada Ölüm var ecel yakın
Konuşamayan dilim perişan

Nizam sorgu kurulur bir  gün
Mahşerde gelir hesap verirsin
Amel defterin tutamaz elin
Ruh perişan beden perişan

Sırat incedir yürü düşmeden
Tövbe et, imanlı ol kapan
Kuldan olmazsa Allahtan utan
Amel perişan ahiret perişan

YAPMACIK

Gel gönül gel dönelim
Keremi çölde gördüm
Leylayı ağlarken gördüm
Gel gönül  gel dönelim

Mecnunun yolundan geçtim
Gel gönül  gel dönelim
Leylanın bahçesinden geçtim
Gel gönül  gel dönelim

Ayın parıltısına kandım
Kervan kıranı yıldız sandım
Saman yolunu düğün sandım
Gel gönül  gel dönelim

Cilveli nazlara kandım
Gel gönül  gel dönelim
İhtirasımın ateşine yandım
Gel gönül  gel dönelim


GÜL SENİN DEĞİL

Ey bülbül biliyor musun
Sonbahar gelecek bir gün
Gün gelir figan edersin
Elbet gülün solar bir gün

tıpkı Sevdiğim dilberimin
O güzel menekşe gözleri gibi
Bağım gibi güllerim de  soldu
Kaderin kötü bir cilvesi gibi

Bitmiyor kış her yer fırtına
Baharı bekliyorsun boşuna
Ecel aniden gelirse cihana  
Baş ağrısı olur bir bahane

NE İSTİYORSUN

Ey gönül ahuzarın yetmez mi
Yine yuvamı  yıktın geçtin

Gezip dolaştığım yetmez mi
Yanan mumun pervanesiyim

Çektiğim çile yetmez mi
Acılarıma acı kattın geçtin

Sev diyorsun sevdiğim yetmez mi
Sevgimi de aşkımı da yaktın geçtin

Aşk sarhoşu olduğum zamanda
İçime kara dumanlar serptin gittin

volkanlar patlıyor yetmez mi
Lavların ocağımı yıktı geçti


PERVANEN

Görmek isterim her an seni
Nurun güzel cemalin güzel
İçimde sönmeyen ışığının
Etrafında bir pervaneyim

Bu ne cilve ne güzellik ya Rab 
Karşımda hayalın sanki serap
Bir an görmezsem halim harap
Artık gücüm bitti halim harap

NAMUS

Perde duvar ardındayım
Perde çekmiş Hak Allahım
Yasak etmiş saki gözüm
Baksam bile göremem

Yol engebeli  dağlar yokuş
Yerler ıslak yamaçlar iniş
Hane viran olmuş yuva boş
Bana seni gerek gerisi boş

Gönülden sevmiş kalbim seni
Bütün benliğimle ister seni
Revan olup aradım seni
Dağlar taşlar yol vermez ki


NE GÜZEL KONUŞUR

Ne güzel konuşur
Şirin tatlı diller
Benim mahmur gözlüm
Ne de tatlı konuşur

Nice güzel nimetler
Baldan tatlı dili şeker
Dili bal sözü cevher
Uyanmış gözler mahmur

Yine özledim seni gülüm
Dili bal şeker gülüm benim
Bal akar her kelimesinden
Şeker şerbet içmiş gibi

GEL GÖR

Gel gel gör yine git
Elbet gideceksin bir gün
Gel de yerini gör
Gel gör  yine git

Gel sohbete gel
Dinle yine git
Gel muhabbete dal
Nasibini al yine git

Gel eğilde bak 
Hak aynasında
Bambaşka dünya
Gel bak gör git

Benim dermanım sende
Mücevher gibi kalbinde
Bal tatlısı şirin dilinde
Bal tatlı ama sırrı arıda

Kalbinde mum yanoıyor
Karanlığı aydınlatıyor
Gel inancın mumu yansın
Karanlık bitsin gel

UYAN

bak zaman daraldı
Son yolculuk yaklaştı
Her kes bekler trenini
Bom boş valizin kaldı

İstasyona yaklaştı
Bir iki durağın kaldı
Uyan tren bekler seni
Şehadet zamanı geldi

GEL

Bak bilinmez kudret
Payını alıp gitmek var
Şehadetin olsun dilinde
La ila he ilallah 

İman istersen bu yana
Kamet al dön Allaha
Fanidir bu yalan dunya
Ya Samed La ila he ilallah

Bu dünyanın şanına bak
Ahir zaman gelmiş on bak
Unutulmaz manzaraya bak
Sübhan Allah la ila heilallah

Gel gönül ile dön ona
o tektir  yoktur ortak ona
Eğil onun dergahında
Kamet al la ila heilallah


EY YOLCU

Nereye gidiyorsun ey yolcu
Sırtındaki beyaz hulle senin mi
Ya benim olup senden alırsam
O zaman hak divanına  üryan gidersin

Hani dünyanın en zenginiydin
Giydiğin hulle de benim hakkım
Allah için sana helal ettim
Çünkü fakirsin yoktur malın

Hani nerede varlığın uçakların
Şimdi ise tahta teneşire bindin
Fakir gördüklerinin omuzlarındasın
Seni götürüyorlar mezara adım adım 


GEL

Gel Müslüman Şehadet var ezana gel
Cemaat saf saf dizilmiş ne güzel
Açmış avuçlarını semaya duaya gel
Gel kaçırma güzel  muhabbete gel

Aşkla Dualar  okur tatlı diller
tehvidi söyler bir ağızdan diller
Mukaddes mekanda dua söyler
Müslümanlar  muhabbet eder

gel bu muhabbete sen de dal
Bu sevaptan sen de nasibini al
Cennet ırmağıdır akar sanki bal
Coşalım beraber sen de  katıl

KALPTE SEVGİ

Kalpte sevgi olmazsa
Ruhun aşkı bilmezse
Gözün nimet saymazsa
İnsan memnun olur mu hiç

Bitki çiçek olmazsa
Rabbimiz Emir vermezse
Şifa baldan olmazsa
Arı bal toplarmı hiç

SON AN

Vakit geldi Sonbahar oldu
İçimde çalındı zil gel gönül

Fermanım yüzüme  yeni okundu
İçim Hüzünlü ve zelil oldu gönül

Bağlandı ipler düğüm atıldı
Gel çöz şu ipleri ey gönül

O güzel sebebim oldu
İçim ateş nar oldu gönül

Aradığı sevgiyi buldu
Barış ikame  oldu gönül

İÇİMDE  YANAR

İçimde yanar incecik bir mum
Şirin dil döner kapanır dudağın

Kalbimde doğar İstek arzularım
hicranlar yakar içimi gülüm

Doğan  pınar misali Duygularım
Akıtır içimden sevgiyi gülüm

KALBE SALAT

Seyrangahına geldim ey yar
Menekşelerin bana gülümser
Başı döndü Neresi bu diyar
Bahçede gördüm seni ey yar

Günlerim sayıldır çabuk geçer
Ölüm bize Allahın fermanıdır
Kalbimde ince bir sızı var
Kalbe salat getirmek dermandır


HER DEM

Gel aşkının şeydasındayım
Bahçenin maşuğuyum ben
Dem ister görmek cemalini
Hak perdesini çekmek gerek

Fiziken uzaktaki Mustafadır
Beden uzakta ama ruh yakındır
Hep demiştim dünya fanidir
hak divanı kavuşma mekanıdır


GÖNÜL SAHRASI

Gönül sahrasının sonbaharında
Fırtına başladı çöl vahasında
Dikenler engel yol vermez
Meşalelere oldum pervane

Ayhanım Zarin, Mustafam ne  oldu
 Dağım devrildi yerle bir oldu
Dilim bülbüldü şimdi lal oldu
Şehadetin pervanesi oldum


ÜZGÜN

Alın yazım karadır
Zalim olan zamandır
Hayır, zaman değildir
Zalim olan küffardır

Atın Burada dediler
Hayır, atım teneşirimdir
Canım gülüm dediler
Beni yola koydular

Canın benim ruhıumdur
Kalbim kendi özümdür
İstersen canım sizindir
Benim yerim kara topraktır

GEL GÖR

Kimi hakkı gerçek görür 
Kimi masiva'yı toz görür
Hakkın hakikatı her yerde
Zahmet çeken dil görür

Ağudur bazen dil suyu içilmez
Bazen şekerdir tadından geçilmez
Kadeh dolusu bade gerçek dildir
Hakikatı gören gerçek dildir


KUTSAL

Kalbim sanki Tur-i Sina
Nice dağlar önünde  pes eder
İmtihan eder Beni Nemrutlar
Kalbim ibrahimden medet ister

İbrahimdir ateş içinde
Yanıyor kalbim yine
Şeytan verdi vesvese
Gelip üfler ateşime

Gerçek sevmiş gönül seni
Yanan ateş hiç söner mi
Verdim Hakka  imdadımı
Nemrut beni hiç yener mi


NİMETİNDEN

Akar oldum akıyorum
Şarıl şarıl çağlıyorum
Sevdalandım coşuyorum
Hikmetine inanıyorum

Hikmet eyle hikmet eyle
Mustafadır sana gelen
Yolcu oldum tahtı revan
Ruhum senin bedenim senin

Hikmetinden dağlar ağlar
Yaşlar daim gözde akar
Görmüş nimet seni sayar
Hikmet eyle hikmet eyle



ATEŞ

Zaman ateş zemin ateş
Yanar dağım volkan ateş

Bakış ateş Yakar ateş
İçim ağlar yaşım ateş

İçim gidiş yolum yokuş
Benim gibi her şey ateş

Güzel gelmiş Güzel olmuş
Cehennem gibi içim ateş


BİTMEYEN HASRET

vardır bitmeyen bir hasretim
öldürecek beni bir gün 
Nazlımsın naz edersin 
seviyorum diyecek misin bir gün

inler içimde ahu zar 
çektiklerimi duyacak mı yar 
yaşattığı güzel sevgiler 
filizlenip çıkacak mı bir gün

yeşermiş güller gülşenler 
bir gün sonra gidecek mi 
o güzel gözlü ahu dilber 
gözlerim yumup gidecek mi bir gün


GÜZEL ELLERİN

güzel neden göründün 
çekip bana vurdun 

incinmesin sakın 
o nazik ellerin 

vur vur yine vur 
ömrümde canımda senin 

olsun senin ellerin
 benim son ecelim



KALBİM İSTER

gönül ağlıyor senin için 
aşkım arıyor yine seni 
seyyah oldum senin için 
kalbim ister daim seni 

yine ağlar kalbim niçin 
gönül zarda Sinem için
sineme vurdun derin 
benim gönül yine zarin

yar elinden badesinden 
dolu içtim şerbetini 
hülya benden bilmem neden 
saklar gündüz hülyasını

DİLİM

yüce Allah divanında 
dilim söyle şehadetimi
dilim dilim etme beni 
mahşer günü söyle şehadetimi 

dilim kurban olam sana 
imdadımı verdim Allah'ıma 
yarın hak divanında 
doğru söyle şehadetimi

yalan etme talan olma 
yalan söze sakın kanma 
Allah birdir gayri sapma 
doğru söyle şehadeti dimi

HAKİKAT ŞERBETİ

ey gönül gördün mü güzel Cemal 
nur tecelli edip göründü mü sana 
aks etti sana Cemali güzel 
hakikat şerbeti içtin mi gönül 

Hakikat deryası akıyor ne güzel 
tat alan dil güzel destan yazar 
aşk şarabı bade mey'in nehrinden 
alıp dolusunu içtin mi gönül 

güzel olan hakikati gösteren güzel 
hakikat reyhanın demedi veren el 
akan kevser badesinin Mey'inden 
hakikat demeni içtin mi gönül

BAŞKA DÜNYA

başka bir dünya gördüm hepsi sorun 
kademe kademe dizili dağlar 
günahkar gelmiş ağlar ağlar
yazıları gördüm altında mühür

memurlar dizili soru sorar 
gafletten uyanmış melul bakar
gözleri yuvasında durmadan döner 
bekler rahmetli bozulsun mühür

gafletten uyanmış pişmanlık diler 
durmadan imdat muhammedi yorar 
gelmiş Muhammed'den afını diler 
Muhammed  almış silinir mühür

ELA GÖZLÜ

ela gözlüm benim dilber 
hasret kaldım bakar mısın 
durdur dile hasret kaldım 
Bülbül gibi öter misin 

içim çekti mekanına 
bir canım var kurban sana 
kurban olsun can canana 
gelip kurban eder misin 

seven sevgim olmuş revan 
derdim yüklü oldum kervan 
gece gündüz yolcu olan 
gelmiş kapını açar mısın


EY GÖZÜMÜN NURU

ev gözüm nuru 
alem ağlar senin için 
bütün ağaçlar yaslı 
bülbüller suskun 

cemal'in göremez olduk 
nimetini kuran'da gördük 
okuduk mutlu olduk 
şeyda olmuş bülbüllerin 

bağların güzel kokulu 
uçar bülbüller sana doğru 
bir büyük nimet vermiş ulu 
senin ümmetin olan umutlu 

gözlerin oran Muhammed 
kalpleri sururu Muhammed 
kuran'da bulduk Muhammed 
mutlu oldu senin ümmet

GALİPTİR İNANCI OLAN

galiptir her an inancı olan 
zahmet engel geçicidir onun 
Serdar vardır daima o serkeşan 
yokuş iniş olur ona her an 

zahmetine inanır o zatın 
bilir o misafirdir gider bir gün 
sorgu var sualdir hak divanın 
hakkı sever yaramaz muhammed'in


TAKDİR ONUNDUR

söyleyin cezam gelmiş senin 
Ona onu söyle ve bildir 
cezan çok ve iyi hind midir 
asılmış senin kindir 

yine  ona söyle sakın kesmesin 
kesmesin kendin umudun 
Allah birdir daim 
takdir onundur onun

bak yine gün geçti bir gün 
zaten her gün yaklaşır ölüm 
yazılı o kimdir senin kaderin 
kimdir bahana son fermanıdır senin

NE OLUR

Çektiklerim meğer intizarmış
Eğmiş öne başını bana darılmış
Al yanağından gamzeler belirmiş
Ne olur dön yüzünü göreyim seni

İkrar edeyim kalbim seni sevmiş
İntizar eyledim aşkın içimi yakmış
Nasip değil kader bizi ayırmış
Ne olur dön de göreyim yüzünü

Ömrümüz geçti Zamanımız kalmamış
Sönmez bu ateşler Mezarım kazılmış
Uçtu bülbüllerim yerine baykuş konmuş
Ne olur dönde göreyim yüzünü


YİNE SENSİZ

Yine sensiz ahu zar 
olmuş benim günlerim
İçim seyrangah olmuş
Geziyorum gönül bahçelrinde

Bağlarım lalezar olmuş
Sen yoksun sensizlik çökmüş
Sensiz yüreğim boşalmış
Bağım viraneye dönmüş

Seni beklerim has bahçemde
Sensiz bülbüllerim küsmüş
Güller seni bekler gül bir hoş
Şeyda bülbülün bekler seni


GİRİZAN GÖZLERİN

Ağlayan girizan gözlerin
Derdime derman olmadı
Dünyayı dolaştım geldim
Girizan gözlerini gördüm

Beni ağlatan kalbim
Yaş döken gözlerim
Durmaz daim ağlarım
her an yolunu gözlerim

Hıçkıra hıçkıra ağladım
onun için girizgan oldum
Gerçeği gördüm hakkı sevdim
Ağlayan girizgan gözlerim


ÇÖLE İNEN NUR

Bülbül olan bağa gelir 
günü bulan sarhoş olur 
şeyda olan bağı bulur 
kalbi karaya fener olur 

Gülbahar renklenmiş 
bölümler sana gelmiş 
kızgın kum yakar olmuş 
mecnun'un revan olmuş 

gitti cahiliyet bitti karanlıklar 
artık kumlara gömülmüyor kızlar 
cahiliye güneş doğmuş  
karanlıkları nur kaplamış


BİR HECE OLSAYDIM

bir hece olsaydım bir de ölçü 
bağlarım viran, duvarım çöktü 
kafes çürüdü bülbülüm uçtu 
hece hece sorularım gelir 

kafiyem mi bozuldu dil şaşırdı 
heceler toplandı cümle kurdu 
sorular sorulunca dil durdu 
imdadım dedim Muhammed geldi 

Muhammed geliyor yolu açıldı 
şefaat eder göz utanır 
kitabı kurandır edayla okunur 
defterleri sağda ümmeti gelir


GÖNÜL PERİŞAN

gönül bak yanıyor bu  Cihan 
derelerin coşmuş ağlıyorsun 
niçin coşup ağlıyorsun 
kendinden alevlenip yan 

yanan aşklara olmuş mekan 
mekanımız ateş cezadır seyran 
ağlamak karımızdır hal perişan 
kendinden alevlenip  yan 

Hep acılarla geçtiği zaman 
gözümüz Umman içimiz hüsran 
neden iniyorsun ey nalan 
kendinden alan evlenip yan


DERTLİ GÖNÜL

gönül yine mey mi içtin 
abı hayat tasından 
alevlendin yine gizli gizli 
dumansız yanan sen misin 

seni aradım durdum 
Fırtına gibi estin durdun 
bahar yağmuru mu oldun 
ıslandım da mı  ağlıyorsun 

ömrüm geçti hep dağlarda 
uğraşıyorsun Ferhat mısın 
vadiler gibi açıldım sen gönül 
sevgilerin mi döküldü senin


SILAMA VARA BİLSEYDİM

duydum ki dikenler arasında 
büyümüş sarı çiçekler 
eğilmiş güller bekler beni 
ah bir sılaya gidebilseydim

dağlarda şenlik var şimdi 
çevresi özel öyle güzel ki 
dağlarım sanki gülümser 
gel diyor bana hislerim 

çekiyor beni oraya 
ben yok iken o dereler yaslı 
çağlayan sular hüzün ve yaslı 
Dağlar matem bağlamış yaslı 


DEDİLER 

kime anlattıysam halimi
bulamadım  dermanını
Derdim var dağlar gibi
mecnuna döndüm deliler gibi

dünya hayatı geçer gider
Her şey fanidir sonu gelir 
Mahkeme günü vardır soru
Ahirete çalıştım arı gibi

Uyan gafletten dedim
Dedi dünyadır sefam
Dedim yapma gafil olursun
Dediler sen uğraş deli gibi


BİLEMEM Kİ

Kimdendir  bu muhteşem eser
Yudum içemedim tasından kevser
Gönül susadı Bir katre-i baran ister
Kalp söyletir dil ilahi yazar

Ben buradayım hislerim gezer
Ben mecnunum ruhum gezer
Bağımda Gül ağlar bülbül söyler
İçindeki Aşk ateşi beni yakar

Çıkamadım hayal aleminden
Mecnun oldum çöllerde yeniden
Leylamı sakladılar benden
Aşk deryasına saldılar yeniden

ALAMADIM HEVESİMİ

yıllarca yaşadım yar yanında
alamadım henüz hevesimi
boşa geçirdim  günlerimi
çalamadım yarin kalbini

yine yar hayalimde
kalbim kaldı yer yanında
kısa ömrüm heba oldu
koşarken yar yollarında

gece gündüz hayalimdesin
gündüz düşüm gece rüyam
sabırla sabahı beklerken
boşa çıktı hayallerim


HABERİN VAR MI

insanlar bir alem haberin var mı 
çekecekler bir gün seni sorguya 
güvendiğin notların var mı

vurup divane ettin beni
yuvarlandım aşk çukuruna
canım senin haberin var mı

aşkın şerbetini tadayım diye
mecnun gibi düştüm çöllere
bir yudum kevserin var mı

bir gün arayacak dedim 
ne yazık ki çabuk unutuldum 
verecek başka ızdırabın var mı


GÖNÜL YOLLARI

bu yollar gider meçhule 
dertler yol almuş gönüle
gül darılmış bülbüle 
tıpkı dağ engeli gibi

sarp engelleri açtım 
sevgiyi Yücelerde buldum 
yar bana ızdırap çektiriyor 
bu uğurda yanar ateş gibi

mecnun Gezer aşk yolunda 
Leyla ölür kederinden 
Kerem yanar kederinden
Tıpkı aşk alevi gibi

HASTANE GÜNLERİ
22.12.1994 Hastane anısı

Geceler zalim,yaram derin kanıyor 
ne İlaç ne de merhem  kar etmiyor
Acılardan kimi inliyor  kimi ağlıyor
Ben hasta , yastık hasta yorgan yasta

Kimi sağlıklı günlerini yad ediyor
Kimi kızını kimi oğlunu sayıklıyor
Gözleri kapıda kimseler gelmiyor
geçmiyor zaman saat hasta dakika  yasta

Sağımdaki hastanın bacağı kesik
Solumdakinin yaşama umudu yok
Kiminin hayatta hiç  kimsesi yok
umutları tükenmiş, gönül hasta dil yasta

SILAM RÜYAMDA

Sılama kavuşabilseydim
Çok özledim baba yurdum
Sanki prangayla bağlanmışım
Beni benden alan sensin kader

Dağlarımda  şenlik vardı
Şimdi ise sanki matem var
Ovam,bağım, dağım ağlıyor
Beni sılamdan ayıran sensin kader

Yamaçlarında sürü sürü koyunlar
Meleşirdi  anneleriyle kuzular
Şimdi ise bomboş kaldı ovalar
Beni gurbet ele atan sensin

Aşk zinciriyle bağlıyım burada
Sıkıyor ayağımı kaldım darda
Özlüyor yavrular gözleri yolda 
Gurbette süründüren sensin kader

Selam olsun sılam sana selam
Gurbette bitmez hasretim
İçimi yakıyor yaram çok derin
Beni sılamdan ayıran sensin kader

İÇİMDE GİZLİ

Dağlarımım başı duman
Ocağımda tüter duman
içimde alev alev yanan
Aşk ateşiyle kül oldum

Alevlendi aşk ateşim
Ne ekmeğim ne de aşım
nerede eşim yoldaşım
Aşk ateşiyle küle döndüm

Gizli gizli seni sevdim
Bir çaresini bulamadım
Yandıkça alev aldı içim
Aşk ateşiyle kül oldum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

.

  Varlığın ötesinde, bir sır gizli,  Her zerrede bir aşk, ilahi ve saf,  Kalpten kalbe yolculuk başlar,  Mânâ denizinde, derinliklerde saklı...