YETİŞ İMDADIMA
bu bir aşktır gelmiş bana
yar aşkıydı çattı bana
yaşıyorum bu cihanda
felek geldi hiç çattı bana
Yine başımda var bir bela
yaktı beni kara sevda
bir canım var o da sana
Canan geldi çattı bana
yaşıyorum dağ başında
günah güçlü geldi bana
yarın imdat verdim sana
günah geldi çattı bana
yolcuyum ben yönüm sana
işte geldim divanına
nefis güçlüdür imdadıma
nefis geldi çattı bana
HİKMET EYLE
Hikmet eyle Hikmet eyle
işte geldim dergahına
imdada mı verdim sana
Hikmet de Hikmet eyle
yolum uzaktır varamazam
İçim yanar bin avazam
soldu gülüm döküldü Hazan
Hikmet eyle Hikmet eyle
dergahın yolcusuyum
ben bu aşkın delisiyim
yol uzak ben yaşlıyım
Hikmet eyle Hikmet eyle
HAMD OLSUN
nasip olduğu gördüm şeyhim
aks eden yüzün nurunu gördüm
didari gördüm sevindi kalbim
Afyon yorumu çok özledim
tuttuğum ellerini bastım bağrıma
dua ettim bütün cihana
kalbim özü verdim ona
ben şeyimi çok özledim
gavsı azam seyyid abdülhakim
oğlu sultan seyyid Muhammed Raşit
sultan seyyid abdulbaki benim şeyhim
ben şehrimi çok özledim
Murşid Şahı nakşibendi
Seyit Abdulkadir geylâni
tarihi kat yolum nakşibendi
ben şeymi çok özledim
SENSİZ
sensiz her şey sessiz
içim durgun ve aciz
her şeyim sensiz
gecelerim sensiz
anılarım yalnız
Ben ve sen yalnız
Her yer ıssız
ormanım sensiz
geceler yalnız
Parlar bir yıldız
Bir gün kayarız
mezarım sensiz
ARMAM
Gizli bir gül açmış
Saçılmış zambak gibi
Bahçene çok yakışmış
Sanki kalbimin arması
Sarmaşık gibi sarmış
Delice gönlüme sarılmış
Göğsüme asılı duruyor
Sanki kalbimin arması
Gizli bir sır gibi sakladım
Kalbine yazdığım şiirime
aşkımla mühür vurdum
Sanki kalbinin arması
KADIN
Kadın kadın gibi olursa
Ondan doğar yiğit evlat
Böyle bir eş kutsal olur
Allah için yaşarsa
Kadın bize bir nimettir
Kadın kadın gibi olursa
Yiğit olur verdiği evlat
Helal sütü emdiyse
ONUN ESERİ
Sabah seher vakti sam rüzgarı eser
Uyanda bak ne güzel kokar güller
Gelinlik gibi bembeyaz bulutlar
Zühre yıldızı güneşin doğuşunu bekler
Gerçek her şey yüce Yaradan'ın eseri
Seherin güzelliği onun mucizesi
Kalbime güneş gibi doğdu aydınlığı
Kabe görmüş kadar mutlu etti beni
Sevgi ve şükranla baktım Dünyaya
Hayran kaldım yaratılmış doğaya
Gözlerim yaradılış gerçeğini gördü
İşte o gören gözler onun eseri
GÖRDÜM
Darmadağınık halde perişan
O sevdiğim didarım perişan
Giyinmiş açık saçık gözükür ten
Kollar bacaklar perişan
Ey sevdiğim dilberim canım
Demiştim gururlu olmayasın
Dünyada Ölüm var ecel yakın
Konuşamayan dilim perişan
Nizam sorgu kurulur bir gün
Mahşerde gelir hesap verirsin
Amel defterin tutamaz elin
Ruh perişan beden perişan
Sırat incedir yürü düşmeden
Tövbe et, imanlı ol kapan
Kuldan olmazsa Allahtan utan
Amel perişan ahiret perişan
YAPMACIK
Gel gönül gel dönelim
Keremi çölde gördüm
Leylayı ağlarken gördüm
Gel gönül gel dönelim
Mecnunun yolundan geçtim
Gel gönül gel dönelim
Leylanın bahçesinden geçtim
Gel gönül gel dönelim
Ayın parıltısına kandım
Kervan kıranı yıldız sandım
Saman yolunu düğün sandım
Gel gönül gel dönelim
Cilveli nazlara kandım
Gel gönül gel dönelim
İhtirasımın ateşine yandım
Gel gönül gel dönelim
GÜL SENİN DEĞİL
Ey bülbül biliyor musun
Sonbahar gelecek bir gün
Gün gelir figan edersin
Elbet gülün solar bir gün
tıpkı Sevdiğim dilberimin
O güzel menekşe gözleri gibi
Bağım gibi güllerim de soldu
Kaderin kötü bir cilvesi gibi
Bitmiyor kış her yer fırtına
Baharı bekliyorsun boşuna
Ecel aniden gelirse cihana
Baş ağrısı olur bir bahane
NE İSTİYORSUN
Ey gönül ahuzarın yetmez mi
Yine yuvamı yıktın geçtin
Gezip dolaştığım yetmez mi
Yanan mumun pervanesiyim
Çektiğim çile yetmez mi
Acılarıma acı kattın geçtin
Sev diyorsun sevdiğim yetmez mi
Sevgimi de aşkımı da yaktın geçtin
Aşk sarhoşu olduğum zamanda
İçime kara dumanlar serptin gittin
volkanlar patlıyor yetmez mi
Lavların ocağımı yıktı geçti
PERVANEN
Görmek isterim her an seni
Nurun güzel cemalin güzel
İçimde sönmeyen ışığının
Etrafında bir pervaneyim
Bu ne cilve ne güzellik ya Rab
Karşımda hayalın sanki serap
Bir an görmezsem halim harap
Artık gücüm bitti halim harap
NAMUS
Perde duvar ardındayım
Perde çekmiş Hak Allahım
Yasak etmiş saki gözüm
Baksam bile göremem
Yol engebeli dağlar yokuş
Yerler ıslak yamaçlar iniş
Hane viran olmuş yuva boş
Bana seni gerek gerisi boş
Gönülden sevmiş kalbim seni
Bütün benliğimle ister seni
Revan olup aradım seni
Dağlar taşlar yol vermez ki
NE GÜZEL KONUŞUR
Ne güzel konuşur
Şirin tatlı diller
Benim mahmur gözlüm
Ne de tatlı konuşur
Nice güzel nimetler
Baldan tatlı dili şeker
Dili bal sözü cevher
Uyanmış gözler mahmur
Yine özledim seni gülüm
Dili bal şeker gülüm benim
Bal akar her kelimesinden
Şeker şerbet içmiş gibi
GEL GÖR
Gel gel gör yine git
Elbet gideceksin bir gün
Gel de yerini gör
Gel gör yine git
Gel sohbete gel
Dinle yine git
Gel muhabbete dal
Nasibini al yine git
Gel eğilde bak
Hak aynasında
Bambaşka dünya
Gel bak gör git
Benim dermanım sende
Mücevher gibi kalbinde
Bal tatlısı şirin dilinde
Bal tatlı ama sırrı arıda
Kalbinde mum yanoıyor
Karanlığı aydınlatıyor
Gel inancın mumu yansın
Karanlık bitsin gel
UYAN
bak zaman daraldı
Son yolculuk yaklaştı
Her kes bekler trenini
Bom boş valizin kaldı
İstasyona yaklaştı
Bir iki durağın kaldı
Uyan tren bekler seni
Şehadet zamanı geldi
GEL
Bak bilinmez kudret
Payını alıp gitmek var
Şehadetin olsun dilinde
La ila he ilallah
İman istersen bu yana
Kamet al dön Allaha
Fanidir bu yalan dunya
Ya Samed La ila he ilallah
Bu dünyanın şanına bak
Ahir zaman gelmiş on bak
Unutulmaz manzaraya bak
Sübhan Allah la ila heilallah
Gel gönül ile dön ona
o tektir yoktur ortak ona
Eğil onun dergahında
Kamet al la ila heilallah
EY YOLCU
Nereye gidiyorsun ey yolcu
Sırtındaki beyaz hulle senin mi
Ya benim olup senden alırsam
O zaman hak divanına üryan gidersin
Hani dünyanın en zenginiydin
Giydiğin hulle de benim hakkım
Allah için sana helal ettim
Çünkü fakirsin yoktur malın
Hani nerede varlığın uçakların
Şimdi ise tahta teneşire bindin
Fakir gördüklerinin omuzlarındasın
Seni götürüyorlar mezara adım adım
GEL
Gel Müslüman Şehadet var ezana gel
Cemaat saf saf dizilmiş ne güzel
Açmış avuçlarını semaya duaya gel
Gel kaçırma güzel muhabbete gel
Aşkla Dualar okur tatlı diller
tehvidi söyler bir ağızdan diller
Mukaddes mekanda dua söyler
Müslümanlar muhabbet eder
gel bu muhabbete sen de dal
Bu sevaptan sen de nasibini al
Cennet ırmağıdır akar sanki bal
Coşalım beraber sen de katıl
KALPTE SEVGİ
Kalpte sevgi olmazsa
Ruhun aşkı bilmezse
Gözün nimet saymazsa
İnsan memnun olur mu hiç
Bitki çiçek olmazsa
Rabbimiz Emir vermezse
Şifa baldan olmazsa
Arı bal toplarmı hiç
SON AN
Vakit geldi Sonbahar oldu
İçimde çalındı zil gel gönül
Fermanım yüzüme yeni okundu
İçim Hüzünlü ve zelil oldu gönül
Bağlandı ipler düğüm atıldı
Gel çöz şu ipleri ey gönül
O güzel sebebim oldu
İçim ateş nar oldu gönül
Aradığı sevgiyi buldu
Barış ikame oldu gönül
İÇİMDE YANAR
İçimde yanar incecik bir mum
Şirin dil döner kapanır dudağın
Kalbimde doğar İstek arzularım
hicranlar yakar içimi gülüm
Doğan pınar misali Duygularım
Akıtır içimden sevgiyi gülüm
KALBE SALAT
Seyrangahına geldim ey yar
Menekşelerin bana gülümser
Başı döndü Neresi bu diyar
Bahçede gördüm seni ey yar
Günlerim sayıldır çabuk geçer
Ölüm bize Allahın fermanıdır
Kalbimde ince bir sızı var
Kalbe salat getirmek dermandır
HER DEM
Gel aşkının şeydasındayım
Bahçenin maşuğuyum ben
Dem ister görmek cemalini
Hak perdesini çekmek gerek
Fiziken uzaktaki Mustafadır
Beden uzakta ama ruh yakındır
Hep demiştim dünya fanidir
hak divanı kavuşma mekanıdır
GÖNÜL SAHRASI
Gönül sahrasının sonbaharında
Fırtına başladı çöl vahasında
Dikenler engel yol vermez
Meşalelere oldum pervane
Ayhanım Zarin, Mustafam ne oldu
Dağım devrildi yerle bir oldu
Dilim bülbüldü şimdi lal oldu
Şehadetin pervanesi oldum
ÜZGÜN
Alın yazım karadır
Zalim olan zamandır
Hayır, zaman değildir
Zalim olan küffardır
Atın Burada dediler
Hayır, atım teneşirimdir
Canım gülüm dediler
Beni yola koydular
Canın benim ruhıumdur
Kalbim kendi özümdür
İstersen canım sizindir
Benim yerim kara topraktır
GEL GÖR
Kimi hakkı gerçek görür
Kimi masiva'yı toz görür
Hakkın hakikatı her yerde
Zahmet çeken dil görür
Ağudur bazen dil suyu içilmez
Bazen şekerdir tadından geçilmez
Kadeh dolusu bade gerçek dildir
Hakikatı gören gerçek dildir
KUTSAL
Kalbim sanki Tur-i Sina
Nice dağlar önünde pes eder
İmtihan eder Beni Nemrutlar
Kalbim ibrahimden medet ister
İbrahimdir ateş içinde
Yanıyor kalbim yine
Şeytan verdi vesvese
Gelip üfler ateşime
Gerçek sevmiş gönül seni
Yanan ateş hiç söner mi
Verdim Hakka imdadımı
Nemrut beni hiç yener mi
NİMETİNDEN
Akar oldum akıyorum
Şarıl şarıl çağlıyorum
Sevdalandım coşuyorum
Hikmetine inanıyorum
Hikmet eyle hikmet eyle
Mustafadır sana gelen
Yolcu oldum tahtı revan
Ruhum senin bedenim senin
Hikmetinden dağlar ağlar
Yaşlar daim gözde akar
Görmüş nimet seni sayar
Hikmet eyle hikmet eyle
ATEŞ
Zaman ateş zemin ateş
Yanar dağım volkan ateş
Bakış ateş Yakar ateş
İçim ağlar yaşım ateş
İçim gidiş yolum yokuş
Benim gibi her şey ateş
Güzel gelmiş Güzel olmuş
Cehennem gibi içim ateş
BİTMEYEN HASRET
vardır bitmeyen bir hasretim
öldürecek beni bir gün
Nazlımsın naz edersin
seviyorum diyecek misin bir gün
inler içimde ahu zar
çektiklerimi duyacak mı yar
yaşattığı güzel sevgiler
filizlenip çıkacak mı bir gün
yeşermiş güller gülşenler
bir gün sonra gidecek mi
o güzel gözlü ahu dilber
gözlerim yumup gidecek mi bir gün
GÜZEL ELLERİN
güzel neden göründün
çekip bana vurdun
incinmesin sakın
o nazik ellerin
vur vur yine vur
ömrümde canımda senin
olsun senin ellerin
benim son ecelim
KALBİM İSTER
gönül ağlıyor senin için
aşkım arıyor yine seni
seyyah oldum senin için
kalbim ister daim seni
yine ağlar kalbim niçin
gönül zarda Sinem için
sineme vurdun derin
benim gönül yine zarin
yar elinden badesinden
dolu içtim şerbetini
hülya benden bilmem neden
saklar gündüz hülyasını
DİLİM
yüce Allah divanında
dilim söyle şehadetimi
dilim dilim etme beni
mahşer günü söyle şehadetimi
dilim kurban olam sana
imdadımı verdim Allah'ıma
yarın hak divanında
doğru söyle şehadetimi
yalan etme talan olma
yalan söze sakın kanma
Allah birdir gayri sapma
doğru söyle şehadeti dimi
HAKİKAT ŞERBETİ
ey gönül gördün mü güzel Cemal
nur tecelli edip göründü mü sana
aks etti sana Cemali güzel
hakikat şerbeti içtin mi gönül
Hakikat deryası akıyor ne güzel
tat alan dil güzel destan yazar
aşk şarabı bade mey'in nehrinden
alıp dolusunu içtin mi gönül
güzel olan hakikati gösteren güzel
hakikat reyhanın demedi veren el
akan kevser badesinin Mey'inden
hakikat demeni içtin mi gönül
BAŞKA DÜNYA
başka bir dünya gördüm hepsi sorun
kademe kademe dizili dağlar
günahkar gelmiş ağlar ağlar
yazıları gördüm altında mühür
memurlar dizili soru sorar
gafletten uyanmış melul bakar
gözleri yuvasında durmadan döner
bekler rahmetli bozulsun mühür
gafletten uyanmış pişmanlık diler
durmadan imdat muhammedi yorar
gelmiş Muhammed'den afını diler
Muhammed almış silinir mühür
ELA GÖZLÜ
ela gözlüm benim dilber
hasret kaldım bakar mısın
durdur dile hasret kaldım
Bülbül gibi öter misin
içim çekti mekanına
bir canım var kurban sana
kurban olsun can canana
gelip kurban eder misin
seven sevgim olmuş revan
derdim yüklü oldum kervan
gece gündüz yolcu olan
gelmiş kapını açar mısın
EY GÖZÜMÜN NURU
ev gözüm nuru
alem ağlar senin için
bütün ağaçlar yaslı
bülbüller suskun
cemal'in göremez olduk
nimetini kuran'da gördük
okuduk mutlu olduk
şeyda olmuş bülbüllerin
bağların güzel kokulu
uçar bülbüller sana doğru
bir büyük nimet vermiş ulu
senin ümmetin olan umutlu
gözlerin oran Muhammed
kalpleri sururu Muhammed
kuran'da bulduk Muhammed
mutlu oldu senin ümmet
GALİPTİR İNANCI OLAN
galiptir her an inancı olan
zahmet engel geçicidir onun
Serdar vardır daima o serkeşan
yokuş iniş olur ona her an
zahmetine inanır o zatın
bilir o misafirdir gider bir gün
sorgu var sualdir hak divanın
hakkı sever yaramaz muhammed'in
TAKDİR ONUNDUR
söyleyin cezam gelmiş senin
Ona onu söyle ve bildir
cezan çok ve iyi hind midir
asılmış senin kindir
yine ona söyle sakın kesmesin
kesmesin kendin umudun
Allah birdir daim
takdir onundur onun
bak yine gün geçti bir gün
zaten her gün yaklaşır ölüm
yazılı o kimdir senin kaderin
kimdir bahana son fermanıdır senin
NE OLUR
Çektiklerim meğer intizarmış
Eğmiş öne başını bana darılmış
Al yanağından gamzeler belirmiş
Ne olur dön yüzünü göreyim seni
İkrar edeyim kalbim seni sevmiş
İntizar eyledim aşkın içimi yakmış
Nasip değil kader bizi ayırmış
Ne olur dön de göreyim yüzünü
Ömrümüz geçti Zamanımız kalmamış
Sönmez bu ateşler Mezarım kazılmış
Uçtu bülbüllerim yerine baykuş konmuş
Ne olur dönde göreyim yüzünü
YİNE SENSİZ
Yine sensiz ahu zar
olmuş benim günlerim
İçim seyrangah olmuş
Geziyorum gönül bahçelrinde
Bağlarım lalezar olmuş
Sen yoksun sensizlik çökmüş
Sensiz yüreğim boşalmış
Bağım viraneye dönmüş
Seni beklerim has bahçemde
Sensiz bülbüllerim küsmüş
Güller seni bekler gül bir hoş
Şeyda bülbülün bekler seni
GİRİZAN GÖZLERİN
Ağlayan girizan gözlerin
Derdime derman olmadı
Dünyayı dolaştım geldim
Girizan gözlerini gördüm
Beni ağlatan kalbim
Yaş döken gözlerim
Durmaz daim ağlarım
her an yolunu gözlerim
Hıçkıra hıçkıra ağladım
onun için girizgan oldum
Gerçeği gördüm hakkı sevdim
Ağlayan girizgan gözlerim
ÇÖLE İNEN NUR
Bülbül olan bağa gelir
günü bulan sarhoş olur
şeyda olan bağı bulur
kalbi karaya fener olur
Gülbahar renklenmiş
bölümler sana gelmiş
kızgın kum yakar olmuş
mecnun'un revan olmuş
gitti cahiliyet bitti karanlıklar
artık kumlara gömülmüyor kızlar
cahiliye güneş doğmuş
karanlıkları nur kaplamış
BİR HECE OLSAYDIM
bir hece olsaydım bir de ölçü
bağlarım viran, duvarım çöktü
kafes çürüdü bülbülüm uçtu
hece hece sorularım gelir
kafiyem mi bozuldu dil şaşırdı
heceler toplandı cümle kurdu
sorular sorulunca dil durdu
imdadım dedim Muhammed geldi
Muhammed geliyor yolu açıldı
şefaat eder göz utanır
kitabı kurandır edayla okunur
defterleri sağda ümmeti gelir
GÖNÜL PERİŞAN
gönül bak yanıyor bu Cihan
derelerin coşmuş ağlıyorsun
niçin coşup ağlıyorsun
kendinden alevlenip yan
yanan aşklara olmuş mekan
mekanımız ateş cezadır seyran
ağlamak karımızdır hal perişan
kendinden alevlenip yan
Hep acılarla geçtiği zaman
gözümüz Umman içimiz hüsran
neden iniyorsun ey nalan
kendinden alan evlenip yan
DERTLİ GÖNÜL
gönül yine mey mi içtin
abı hayat tasından
alevlendin yine gizli gizli
dumansız yanan sen misin
seni aradım durdum
Fırtına gibi estin durdun
bahar yağmuru mu oldun
ıslandım da mı ağlıyorsun
ömrüm geçti hep dağlarda
uğraşıyorsun Ferhat mısın
vadiler gibi açıldım sen gönül
sevgilerin mi döküldü senin
SILAMA VARA BİLSEYDİM
duydum ki dikenler arasında
büyümüş sarı çiçekler
eğilmiş güller bekler beni
ah bir sılaya gidebilseydim
dağlarda şenlik var şimdi
çevresi özel öyle güzel ki
dağlarım sanki gülümser
gel diyor bana hislerim
çekiyor beni oraya
ben yok iken o dereler yaslı
çağlayan sular hüzün ve yaslı
Dağlar matem bağlamış yaslı
DEDİLER
kime anlattıysam halimi
bulamadım dermanını
Derdim var dağlar gibi
mecnuna döndüm deliler gibi
dünya hayatı geçer gider
Her şey fanidir sonu gelir
Mahkeme günü vardır soru
Ahirete çalıştım arı gibi
Uyan gafletten dedim
Dedi dünyadır sefam
Dedim yapma gafil olursun
Dediler sen uğraş deli gibi
BİLEMEM Kİ
Kimdendir bu muhteşem eser
Yudum içemedim tasından kevser
Gönül susadı Bir katre-i baran ister
Kalp söyletir dil ilahi yazar
Ben buradayım hislerim gezer
Ben mecnunum ruhum gezer
Bağımda Gül ağlar bülbül söyler
İçindeki Aşk ateşi beni yakar
Çıkamadım hayal aleminden
Mecnun oldum çöllerde yeniden
Leylamı sakladılar benden
Aşk deryasına saldılar yeniden
ALAMADIM HEVESİMİ
yıllarca yaşadım yar yanında
alamadım henüz hevesimi
boşa geçirdim günlerimi
çalamadım yarin kalbini
yine yar hayalimde
kalbim kaldı yer yanında
kısa ömrüm heba oldu
koşarken yar yollarında
gece gündüz hayalimdesin
gündüz düşüm gece rüyam
sabırla sabahı beklerken
boşa çıktı hayallerim
HABERİN VAR MI
insanlar bir alem haberin var mı
çekecekler bir gün seni sorguya
güvendiğin notların var mı
vurup divane ettin beni
yuvarlandım aşk çukuruna
canım senin haberin var mı
aşkın şerbetini tadayım diye
mecnun gibi düştüm çöllere
bir yudum kevserin var mı
bir gün arayacak dedim
ne yazık ki çabuk unutuldum
verecek başka ızdırabın var mı
GÖNÜL YOLLARI
bu yollar gider meçhule
dertler yol almuş gönüle
gül darılmış bülbüle
tıpkı dağ engeli gibi
sarp engelleri açtım
sevgiyi Yücelerde buldum
yar bana ızdırap çektiriyor
bu uğurda yanar ateş gibi
mecnun Gezer aşk yolunda
Leyla ölür kederinden
Kerem yanar kederinden
Tıpkı aşk alevi gibi
HASTANE GÜNLERİ
22.12.1994 Hastane anısı
Geceler zalim,yaram derin kanıyor
ne İlaç ne de merhem kar etmiyor
Acılardan kimi inliyor kimi ağlıyor
Ben hasta , yastık hasta yorgan yasta
Kimi sağlıklı günlerini yad ediyor
Kimi kızını kimi oğlunu sayıklıyor
Gözleri kapıda kimseler gelmiyor
geçmiyor zaman saat hasta dakika yasta
Sağımdaki hastanın bacağı kesik
Solumdakinin yaşama umudu yok
Kiminin hayatta hiç kimsesi yok
umutları tükenmiş, gönül hasta dil yasta
SILAM RÜYAMDA
Sılama kavuşabilseydim
Çok özledim baba yurdum
Sanki prangayla bağlanmışım
Beni benden alan sensin kader
Dağlarımda şenlik vardı
Şimdi ise sanki matem var
Ovam,bağım, dağım ağlıyor
Beni sılamdan ayıran sensin kader
Yamaçlarında sürü sürü koyunlar
Meleşirdi anneleriyle kuzular
Şimdi ise bomboş kaldı ovalar
Beni gurbet ele atan sensin
Aşk zinciriyle bağlıyım burada
Sıkıyor ayağımı kaldım darda
Özlüyor yavrular gözleri yolda
Gurbette süründüren sensin kader
Selam olsun sılam sana selam
Gurbette bitmez hasretim
İçimi yakıyor yaram çok derin
Beni sılamdan ayıran sensin kader
İÇİMDE GİZLİ
Dağlarımım başı duman
Ocağımda tüter duman
içimde alev alev yanan
Aşk ateşiyle kül oldum
Alevlendi aşk ateşim
Ne ekmeğim ne de aşım
nerede eşim yoldaşım
Aşk ateşiyle küle döndüm
Gizli gizli seni sevdim
Bir çaresini bulamadım
Yandıkça alev aldı içim
Aşk ateşiyle kül oldum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder