AYNI NİZAM
Aynı nizam aynı düzen
Hiç değişmeyen o kural
Her görevinde uzman
Güneşe ışık veren kim
Doğan güneş gülerken
Can çekişir gün batarken
Sevenlerin mahbubu
Gözleri dolar ölürken
Baharda her yer çiçeklenir
Yaz olunca güzelleşir
Tohum olur serpilir
Bunlara can veren kim
GELDİ GEÇTİ
Yılların ardından yaşım
Beni benden sorar
Gençlik nerede diye
Geldi geçti işte şimdi
Gül dikene gülüyordu
Diken gülü seviyordu
Gül dikenden doğuyordu
Diken şimdi yalnız kaldı
Önce filiz şimdi diken
Goncalar gülerken
Gül dikeni sararken
Diken şimdi yalnız kaldı
Gül şendi bağlarımda
Diken saklı yaprağında
Bülbül yokmuş bağımda
Şimdi gülüne baykuş konmuş
BANA YAZ
Ey güzel bak yaz gelmiş
Çiçekler açmış yaz gelmiş
Yaz ile bahar beraber güzel
Yaz bana bir bahar
Sevginle selamlarını yaz
Yaz istersen güllerle yaz
Yaz hasretini bana yaz
Bahardan bir haber yaz
Gül bahçeme geldi bahar yaz
Baharın güzelliğini bana yaz
Yazıların bahar gibi güzel
Bana nergis papatyaları yaz
GÜN GÖRÜNDÜ
Bu gün gönlüme bahar geldi
Göründü gül gönül sevindi
Mehtap doğmuş içimde
Gecem sanki gündüz oldu
Göründü gün çabuk bitti
Gönül yarasına iz bıraktı
Gün bitti mehtap geldi
Hala gözüm gülde kaldı
Gönül arıyor eski günleri
Giden günler gelmez geri
Gönül ile kaldık yapayalnız
Hasret içindeyiz ikimiz
SUYUNDAN İÇTİM
Suyundan içtim bir yudum
Duru berrak bir tasından
Sılama hasret çekerken
Nehirlerimi sayıklıyorum
Güzelim otları biçerken
Gönlüme yaralar açardı
Kışın koyun kuzu ot isterken
Çayır çimen güzel kokardı
Sana yağmur bana fırtına
Kuru dallar el sallardı
Büyük bir hasret var şimdi
Gurbetten hasretim sılama
CANANIM
Feryatlarım gelir içimden
Hazin hazin ağlarken
Hülyam karşımda dururken
Gözlerimden yaş akardı
Ne bir ses var ne bir seda
Sanki duruyor karşımda
Sessiz sedasız masum hülya
Öksüz ve yalnız kaldı aşkım
Şimdi aşkım uzaklarda
Mutsuzluk içinde canan
her an karşımda hayalin
Tek bir hülya ve ben yalnız
SOLAN GÜLLER
Bir zamanlar bahçemde, taze ve güzel,
Kırmızı yapraklarıyla parlayan bir gül,
Güneşin öpücükleriyle her gün,
Daha da güzelleşen, narin bir bülbül.
Ama zaman acımasızdır, yıllar geçer,
Yapraklar sararır, rüzgarla düşer,
Gözyaşlarıyla ıslanır toprak,
Bir sevda gibi, sessizce biter.
Solan gül, bir hatıra şimdi,
Yalnızca eski günlerin anısı,
Ama her yaprağında saklı bir sevda,
Ve her dikeninde, bir ayrılık acısı.
Gözlerim kapanır, düşünürken onu,
Kalbim hüzünle dolar, sessizce,
Ah, solan gül, ne kadar güzel,
Ve bir o kadar da acı verici.
Umarım bu şiir hoşunuza gider.
ORMAN SEVGİSİ
Yeşilin bin bir tonu, yapraklarda saklı,
Ağaçların gölgesinde huzur bulur yürek,
Kuş cıvıltıları, rüzgarın fısıltısı,
Ormanın kalbi, sevgiyle atar her an.
Dallar arasında dolaşan güneş ışığı,
Toprağın kokusu, yağmur sonrası tazelik,
Her adımda bir keşif, her bakışta bir güzellik,
Ormanın sevgisi, ruhuma işler derinden.
Çınarların göğsünde tarih saklı,
Meşe ağacında bilgelik, genç fidanlarda umut,
Her biri birer dost, her biri birer sırdaş,
Ormanın sevgisi, bitmez tükenmez bir aşktır.
Geceleri yıldızlar, aydınlatır yolu,
Gündüzleri yapraklar, serinletir ruhu,
Doğanın kucağında, bulurum huzuru,
Ormanın sevgisi, sonsuz bir huzur verir bana.
BU AYRILIK
Bu ayrılık bana sonsuzluk
İçimde derin bir boşluk
Bir uğultu bir ses duydum
Acımasız zalim ayrılık
Yine bir umut doğdu içimde
Yapa yalnız derinlerde
Her yer karanlık en dipte
Belki gelir bir gün aydınlık
Beklerim umutlarım gerçekleşir
Belki de doğar beklediğim güneş
Mutsuzum düşlerim kırık
İçimde durmaz hıçkırık
Gecelerim bana zindan
Dualarım daim arş-ı alim
Doğsun bana günlerim hakkım
Yine doğsun bana aydınlık
NAZLIM YİNE KARŞIMDA
Nazlım yine karşımda
Durmuş naz eder sanki
Gel derim gelemez ki
İçimi yakan da kendisi
Durmuş karşımda güzelim
Yoksa serap mı görüyorum
Hülya mı bu düş mü görüyorum
Cismi yok hayal mı görüyorum
Ben küçük bir çocukken
O sanki ruhlar aleminde
ona ulaşmak için uğraşırım
ruhu bana el sallar gel diye
Sordum ak sakallı dedeye
Sordum ona o nerede
Hayali hep gözümün önünde
uyandım rüya imiş meğer
EFSANE DEĞİLKİ
Bu bilinmeyen efsane değil ki
Süphan dağını duman bürümüş
Beş bin metre yüksek zirvede
Kapkara bulutlara eş olmuş
Süphan dağı ikiye bölük
Arasında var bir ince sır
DoğusundaVan gölü var
Batısında Bilican dağı var
En yüksek tepesinde
Aşağıya pınarlar akar
Fıratın ilk doğduğu
Malazgirt'ten akar tertemiz
Gaflete dalan gafiller
Buna efsane dememişler
Bunu elbet bilemezler
o doğunun efsanesidir
HAK İÇİN
gel desen gelirim
Sor desen sorarım
Sev desen severim
Hakka dönersen eğer
Hakka dön hak için
Semaya bak gök için
Göğe bak Güneş için
Geceye bak mehtap için
Gel giyin ve kapan
Örtüne örtün ve saklan
Görür seni yaratan
Hemen gizlen ve utan
ÖMÜR DEDİĞİN
ömür dediğin bir gün biter
Bülbül çeker ahuzar
kimse dünyada baki değil
elbet bir gün o da Göçer
Maneviyatı unutmuş gençler
Dalmışlar bin türlü gaflete
İçkisi, zevki ve sefası var
Farkında değil ömür geçer
Bu dünya fani ahiret var
Zaman gelince ömür biter
Hesap günü yine dirilir
O zaman hesap kesilir
BENDE YANDIM
yanan gördüm ben de yandım
o tutuşunca alev aldım g
ezdiğim dünyadan ibret aldım
o ağladı ben de ağladım
ağlayan gözlerle ağlar oldum
Irmaklar gördüm akar oldum
Çağlayan gördüm çağladım
Dertli gördüm dertlendim
Dağa baktım duman oldum
Hava sisli yolumu kaybettim
Akarsuya köprü oldum
Kendini arayana rehber oldum
BİR İNİLTİ DUYDUM
bir inilti duydum derinden
eğildim uçurumdan bakarken
delice akan suyun sesini duydum
derinden derine akarken
eğildim avuç dolusu içtim
çekti beni derinliklerine
tıpkı kuru bir dal gibi
sağa sola çarptı beni
çığlık attım derinlerden
duymadı beni nerelerden
bedenim kuru çöp gibi
sağa sola çarptı beni
GÖRDÜM GÜL SOLDU
gördüm bir gül soldu
goncaları dibine doldu
kefen içinde bir bedeni
toprağa gömerken gördüm
ardından gelen boş döndü
yapa yalnız evlerine döndü
dolu dolu gözler gördüm
yağmur gibi yaş yağarken
hüngür hüngür ağlayanlar
ruhu bir Fatiha beklerken
herkes sorup gidecek oraya
kara toprağı sevmez iken
YAĞMUR YAĞINCA
yağmur yağınca aç şemsiyeni
korun yağmurdan ıslanma
günahlar yağmurlardan fazla
giyin kurun bedenini koru
azrail gelip can almadan
gözünü aç gafletten uyan
ömür kısa bitecek hemen
sorular çok oku ve ezberle
bak merkezdeki beyine
binlerce çalışır nice hücre
kalbindeki sevgi kime
sinesine basmış sevgiler
ÇOCUK GİBİ
bir bahar sabahı gibi
Kış mevsiminin içinde
hava birazcık ayaz
bulutlar hiç yok iken
güneş doğmuş öyle güzel
bahar kokusu eserken
ağaçlarda sanki gurur var
çocuklara geldi bahar
çocuklar sevinçli kuşlar gibi
oynuyorlar çılgın gibi
öyle güzeller ki melek gibi
uçuyorlar kelebek gibi
AĞLAMA GÖNÜL
Ağlama gönül, hüzünler geçer,
Geceler döner, gündüzler gelir,
Bir damla gözyaşı, bin umut saklar,
Ağlama gönül, sevda sürer.
Ruhunda fırtınalar koptuğunda,
Her karanlık gecede bir ışık arar,
Her yaralı yürek, bir şifa bulur,
Ağlama gönül, sevgiyi hatırla.
Gözyaşın toprağa düşer, çiçek açar,
Her acı, bir sabır, bir erdem taşır,
Her zor an, bir sabah, bir huzur doğurur,
Ağlama gönül, umudu kucakla.
Bir yara kabuk bağlar zamanla,
Her damla, bir dua olur gökyüzüne,
Her nefes, bir umut, bir teselli taşır,
Ağlama gönül, aşkla sarıl hayata.
Yıkılma gönül, güçlüsün sen,
Her dert, bir öğreti, bir ders verir,
Her adım, bir yol, bir hedef sunar,
Ağlama gönül, güven kendi kendine.
DELİ Mİ SANDIN
yılların burukluğunu hissettim
hislerim dargın ve bana küskün
sevgimizin aşk zinciri yine mi koptu
yoksa zincirden kaçmış deli mi sandın
açtım sinemi ne var ne yok gör sende
kanadı kırık bir kuş penceremde
derin bir umutsuzluk var gözlerinde
acaba şahin mi kapmış yavrusuna
DAR'ÜL ŞİFA
darül şifa güzeldir
şifalar allah'tandır
hekim lokman pirimiz
doktor ana babadır
doktor bize nimet etmiş
zümrüt yeşil giyenler
altın makas ellerde
elem keder peşinde
bacı kardeş hemşire
gece gündüz ayaktalar
Şimdi hayat daha güzel
doktor hemşire nöbetteler
ALDANMAYIN
İlk bahar gelince toprakta filizler açtı
büyüdü dallarım Goncalarım oldu
lalezarım baştan başa yemyeşil oldu
bahçem güllendi bağım gülşen'e döndü
mevsimler değişti bahçede güllerim soldu
her sabah öten bülbüllerin bana küstü
bir zamanlar deryaydım sularım kurudu
kurudu ormanların dağların öksüz kaldı
mustafa'yım dünyada neyim vardı
bir kalemim bir defterin bir de hatıram kaldı
Her ne kadar güllerim döküldüğü ise de
aldanma ine gün gelir gül açar dikenin de
AYDINLIK SAÇAR
sema derin ve sonsuz
uzayda derin bir boşluk
görmez olmuş gözlerimiz
içinde bir hakikat var
güneş doğar bir köşede
diğer bölge karanlık gece
yıldızlar gökte dizilmiş
aydınlık saçan ufuklara
bulutlar kapatmış gözükmez
içinde bir hilal var gerçek
kimi görür hiç bilinmez
Bir gerçek var göz içinde
BOZUK ZAMAN
şimdiki zamanda bir gariplik var
sokaklarda kan seli akıyor
kaldırımlar kızıl renge dönüyor
bir birini takip ediyor cinayetler
oysa şimdi yaz bahar zamanı
çiçekler yerine kan boyamış çimeni
Gazze için yastadır islam alemi
biri bu katliama dur demeyecek mi
MECNUN ÇÖLLERDE
mecnun çöllerde çile çekmiş
çile çekmeyen mecnun sayılmaz
gerçek aşkı mecnun çekmiş
Leyla sız mecnun aşık olmaz
engellileri çok türle ele alalım
nazı mecnuna vardır leyla'nın
Leyla mecnunu her yerde ararken
nice hasretlikleri var Leylanın
NE LEYLA NE ŞİRİN
ne leyla'yı adı ne şirindi
ahu gözlü bir ceylandı
kaşları sanki hilaldi
gözleri beni yaktı
çok değişti hırçınlaştı
yüreğime pençe attı
çekti kalbimi aldı
beni bırakıp çekti gitti
HAİN KADIN
yalan dünya fanidir
hain sevgili zehirdir
kadın hain olursa
hayat bana zindandır
kadın vahşi ve canavardır
sanki iltihap ve cerahatdır
kadını sevmek zulümdür
çünkü o bir haindir
kanın hayata ziyandır
hayatı kim ve riyadır
hem beni hem kendini yakar
sönmeyen cehennem ateşidir
KADIN CANDIR
kadın candır canandır
kadın hayattır yaşamdır
kadın eştir yoldur yoldaşıdır
kadın ışıktır hilâldır cemal'dir
kadın abu hayattır seyrangahdır
kadın sabırdır ömürdür zamandır
kadın su bahçe ve bostandır
kadın gül çiçek koku reyhandır
kadın Mehtap nefes ya hayattır
kadın dünyaya firdevs ve cennettir
BİRLİK VE BERABERLİK
binlerce düşünce beynimizde
kardeşlik sevgisi olsun içimizde
hak için olmasa bir düşünce
kardeşlik gelmez bu düzende
kardeşlik olsun herkes için
mutluluk içinde herkes sevilsin
barışta inanan gönüller gülsün
gönül içinde sevgiler coşkun
birlik beraberlik olsun el ele
kürt olsun türk olsun gel sen de
hep beraber varız her yerde
sevgi ve kardeşlik olsun ülkemde
YALAN DÜNYA
odur beni benden alan
geçti ömür yaşam talan
ayrılıktır içini sızlatan
dünya yalan hayat yılan
bak sen aşka benden kara
içim geçmiş kalbim yara
aşkın derdi başa bela
hayat yalan dünya yılan
Söylemiştim canım sana
aşkın geldi çarptı bana
Birden dünya değişti bana
yanar gönül yanar Mustafa
GÖRDÜĞÜM SERAP
gördüğüm Serap yalan oldu
kurudu bağım çöle döndü
çektim gittim bu diyardan
bilmem neden böyle oldu
inancının ben yıkıldım
sakın benden darılmayın
isenin için çok süründüm
sakın benden darılmayın
artık şimdi yalnız kaldım
hep gönlümde bir tanemsin
Sarıl bana duam sana olsun
son anımdır bana darılmayın
SEVGİ NEDİR
Sevgi nedir bilir misin, o kalpte bir ateş,
Isıtır yüreği, sarar bütün bedeni.
Gözlerin buluştuğunda, yıldızlar parlar,
Ellerin dokunduğunda, zaman durur aniden.
Sevgi nedir bilir misin, o ruhun melodisi,
Sessiz gecelerde fısıldar en tatlı şarkısını.
Her anında umut var, her adımında güven,
Birlikte atılan her adımda hisset huzuru.
Sevgi nedir bilir misin, o sabrın ta kendisi,
Fırtınalar koptuğunda dahi, bırakmaz elini.
Zor günlerin gölgesinde birlikte yürür,
Birlikte ağlar, birlikte güler, hiç yılmaz.
Sevgi nedir bilir misin, o bir rüyanın içinde,
Gerçekleşmiş en güzel düş, bir masalın kalbi.
Her daim yenilenen, hiç bitmeyen bir arayış,
Sevgi, bir hayat boyu süren en değerli yoldaş.
HİÇ YOKSUN
gözlerim hep senin için ağlar
Yangın var içim alev alev yanar
Yolunu gözlerken içim kanar
Gelmek istem arada dağlar var
Gece gündüz seni sayıklarım
içimde hicran, Sızlar kalbim
Senin için ölmeye razıyım
Kessen beni akmaz kanım
Güzüm hiç gülmedi yoksun diye
Bir selamın sanki bana hediye
Esirgeme benden merhametini
Peşinden gelirim seversin diye
BEDEB YORGUN
Beden yorgun can ızdırapta
Azrail geldi tabutum yolda
Şehadet asla düşmez dilde
Vakit doldu gel gör beni
Hanlar saraylar benim diyen
Götürür sadece üç metre kefen
Ruhum gider kalır cansız beden
ALEV GÖRDÜM
Yüreğim yanar yükselir alevler
Akan Göz yaşların bağrımı deler
Derler ki aşk oduna yananlar
Cenneti ala da buluşurlar
Ağlayan nemli gözlerimden
dökülür damlalar derinden
Sakın silme göz yaşlarımı
Bırak aksın kalbimin içinden
duman olduğu her yer kapkara
sensiz düştüm derin vadilere
Kerem gibi uçsuz bucaksız çöllere
Divane gibi gezerim biçare
O DEĞİL Mİ
Dil mi yoksa dilber mi
Çektirip ağlatan o değil mi
İçim de bin hançer yarası
Deşip kanatan o değil mi
Can evimden vurmadı mı
Aşkıyla yakan o değil mi
Kalbime ok saplayan o değil mi
Sonra baştan çıkaran o değil mi
önce sevdiğini söyleyip
Sonra alay eden o değil mi
Ayrılık vakti masumane bakıp
Yüreğime ateş düşüren o değil mi
ALEMİ GÖRDÜM
Bir gün şu alemi seyreyledim
Kabus içinde felaketi gördüm
Adaleti düzeni bozuk gördüm
Haksızı öven adaletiB gördüm
Dizginler güçlülerin elinde
İpsizler at koşturur meydanda
Kendisi sarayda fakir sokakta
Bu eziyeti hak ediyor mu fukara
Ufukta doğdu parlak bir ziya
Her yer aydınlık refah yakında
Eğer gidilirse hak yolunda
Özlenen adalet gelir yakında
BİR DEVİR
zamanı gelir biter bu devir
elbet bitecek bir gün ömür
her saniye ömürden gider
amel defterine yazılır satır satır
görevli melek soru sorar
her soruda bir Hikmet vardır
o gün gelir mahşer kurulur
gafil mışıl mışıl uyur
gaflet onlara hoş gelir
gözleri göremez hakikati
kalplerine basılmış mühür
BAL ŞEKER
bal kendini şeker sanır
şeker yemiş tatlı diller
yine yakıyor benim dilber
yanağına kahkülü değer
arı oldum seni ararım
peteğinden bal alırım
arım balım peteğim
gülüm dalım çiçeğim
TALAN OLMASIN
uyan artık ömür bitmeden
sor ne soracaksan benden
daha vaktim dolmadan
sor bana ne soracaksan
uyan artık kendine gel
gafletten çık gerçeğe gel
hakikate bak dünya gözüyle
gir bak neler var içimde
ömürden gitti bir gün yine
baktım o güzel cemaline
kalbimi koru sakın kırma
tertemiz olsun sakın kirletme
DÜNYANIN ZİLLETİNE
Gel bağlanma dünyanın zihniyetine
ten üryan doğdu üryan döner yaratana
güneşin battığı gibi bir gün batar bu dünya
ecel gelince fermanlar okunursa sana
bir gün selam okunur çağırırlar namaza
işlediğin günahlar boşuna olur bela
daha can çıkmadan gerçeği gördüğün anda
Pişman olduğundan artık etmez fayda
çok pişmanım desen ne fayda
dönmez dilin sesin kalır dudağında
amel'in mezarda olur sana ejderha
kıyamete kadar musallat olur sana
AZRAİL GÖZ KIRPTI
daha bahar gelmeden
çayır çimen olmadan
bahar çiçek açmadan
azrail göz kırptı bana
yağmur Boran yağmadan
taze fidan yaşı vermeden
dalda filiz açmadan
senin suyun ısınmadan
kazanlar suyun var mı
beyaz hile biçildi mi
imam Yasin okudu mu
daha sen can vermeden
yüce mevlâm gafur'dur
verdiği can onundur
bağışlamak şanındandır
o rahman ve rahimdir
SAÇLARI DÖKÜK
Dağım çıplak görünür
herkes Kıraç zanneder
dönün bakın içine
ne mücevherler var
zannedersin yoktur orman
zirvesi karlı başında duman
zirveden edel seyran
geldi sonbahar döküldü hazan
iyi bak gaflete dalma
ağaçsız değil sırtını dönme
havası bulutu yok sanma
içinde neler var bir bilsen
yaşlı diye kem bakıyorsun
bakmadan gözünü kapatırsın
nice saklı sırlar var içinde
neden dönüp bir bakmıyorsun
DALINDA OLSAYDI
dallanıp bu dayamışlar ağlıyor zambak
gül deste çiçekler vazoda demet demet
kalmış birkaç günlük ömürleri
sormuş ama yine güldürüyor beni
yaprakları da canlı renkleri de
Sanki cennet kokuyor karşımda
göz göze bakışıp kırdık bir anda
sanki cennet bahçesi açılmış odamda
garsondan bakmaya kıyamazken
baktım gülü solmuş dalı bükülmüş
sanki bir şeyler koptu içimden
ben dertli gönül dertli vazom dertli
CANIM ONUNDUR
Eğer topraktan yaratıldıysam
can'ım onundur yine ona dönecek
gururlanma ey mağrur nefsim
topraktansın yine toprak olacaksın
topraktan yaratıldım ben
çiçekler filizlenecek ondan
topraktan almış kuvvet
hidayete gel aciz nefsim
toprakta biter her çiçek gibi
unutma hakikati gerçek gibi
daha nice güller bitecek gibi
toprağı sev sefil nefsim
oku kutsan topraktır hayatın
toprağı saldım köklerini
ara toprağın altında
al gıdanı ey nefsim
DÖRT KAPI
gönül kapısı açılmış buyurun
gelin bugün ziyafet var
tok olan gelmesin sakın
sadece aç olanlar gelsin
Cümle Herkese aş
pekindeki tabak boş
yeniden doldurmak için
haydi gel sende koş
bul kapisi açık ve kapanmaz
ziyafet var buyurun gelin
tabağın dostun kadeh yanında
aç değil imanı olan gelsin
gönül kapıları açıldı gelin
gönül kapısından girin
bakıp da görmeyenler değil
hakikati görenler gelsin
her Keşke açık bir kapı
görmeyenler de girsin
hakikati gözü açılsın
göremeyen herkes gelsin
Dört kapısını açtı size
hakikati görün bir kere
nice hakikatler var içinde
buyurun görmek isteyen gelsin
GÖNLÜMÜN ARZUSU
gönlümün bir arzusu varmış
konuklara yer ayırmış
yedi yaşından beri benimle
kimseye düşmanlığı yokmuş
kimseye kızmaz çok sevimli
onurludur nefsini terk edeli
o konuk gerçeği göreli
duygularla konuşuyor sanki
o gönül öyle cömert ki
yoksul ama kalbi zengin
sadece kendi değil herkesi
gönülden benimsemiş herkesi
BİR SEVGİ BİR AŞK
yer yüzünde bilinmez bir kuvvet
yönümü değiştirip çekti beni
Katıldığım sevgi kervanı
sürükleyip getirdi beni
aşk azap çektirir bana
volkan ateş getirdi bana
sevdiğim umut verdi bana
yoldaş oldu yollar bsana
rüzgar bana fısıldıyor
bahar'ın yanık için ağırlaşır
bir Leyladır beni ağlatır
alime Kerem bile ağlar
BAKIŞIN ÖLDÜRDÜ BENİ
gözlerim güzel kaşların hilal mıdır
içimi yakan mazlum bakışlarındır
Kalbim sana beyhude bakar
o mazlum bakışın öldürdü beni
güzel yine karşımda durmuş
yürüyorum sanki bana küsmüş
giden aşkım yine bana dönmüş
aşkın her daim yakar beni
hilal kaşlarını sakın çatma
yaralı kalbini yeniden yapma
Ayhan yanmış yanmasın Mustafa
gül cemalin yakar beni
feryadım Leyla ya seslenişim
yangınlar içimde sesi leyla'nın
Gün gelir Göçer gider Mustafa
aşkın ateşi yaktı beni
GÖNÜL SEYYARDIR
sabit seyyar sayılmaz
gönül elbet seyyardır
sevgi uzak bir yerdir
o yüzden gönül seyyar dır
gönlünde kalsın sevgiler
aşkım sana hep yardır
bana çektirdiğin cefadır
canım aşkına muhtaçtır
sevda çeken aşıklara
sevdiğinden uzaklara
aşkını bulamayanlara
Dünya karanlık zindandır
Ah çeken bilirmiş aşkı
kap karanlık zindanlarda
alevler içinde yanardı
yine de Leylasını arardı
BAHAR OLSUN
bu dünyada gördüklerimiz
bir gün tükenip yok olur
kem bakışlı gülmeye hasret olur
bana gül ki gönlümde bahar olsun
bu dünya ne sana ne de bana kalır
üzerinde gezdiğin bu yerin altında
kimler yapmaktalar bilir misin
bir gün biz de kalırız altında
gülki baharım gelsin
filizler sürsün gül açılsın
dökülmesin yapraklarım
gül kocaların bol olsun
gül açılır diken sevinir
güzelleşir bahçede güller
bak daha neler var neler
dikensiz gülümsemez güller
çirkinleşip canavarlaşma
insan oğlu hamdır yaklaşma
eğil yapraklara arkadaş ol
doğadan sakın uzaklaşma
GÜL FİDANIM
ey canım gül fidanım
gülistan sensin benim bağım
rengarenk gül nigarım
çiçek açan nevbaharım
kalbimle neşem hevesimsin
gül kokulu kumru seslimsin
seni nasıl sevmişim bilir misin
dünyada ahrette tek benimsin
kaşlarının sanki hilal olmuş
cemalini Mehtap kıskanmış
maaş okur oldum ey cananım
karanlık gecelerimde tek ışığım
AYRILDIM
dost çevresinde kimsesizim
karanlık odamda çok yalnızım
itildim kenara kırık kalbim
sensiz bitmiyor intizar'ım
ayrılığın kalbinde derin bir çıban
yaşamak bu mu sanki zindan
sadece sen değilsin ben den kopan
ayrılık kalbim etti viran
sensizlik karanlık bir mezar gibi
içimde sönmeyen ateş bir köz gibi
yanar ateşim sönmeyen ocak gibi
kapıldım seline bir kuru dal gibi
KURBAN OLAYIM
kurban olayım ela göze
işte geldim buldum seni
zaman tamam gidiyorum
artık Bursa olsun senin
içim ağlar elem keder
ömür bitti günüm geçer
kervan olan göçüp gider
dertler benim Bursa senin
bir yolcuyum geldim geçtim
seni gördüm kendimden geçtim
ahu zarla aşka düştüm
aşkım benim Bursa senin
gözlerinde bir nur gördüm
aşkın cemaline daldım
gizli gizli kendim yandım
Aşkım benim Bursa senin
aşk alemi çetin bana
bir canım var kurban sana
sen allah'ın hak aşkına
sakın beni hiç unutma
ANNECİĞİM
Ben daha küçük bir Bebekken
kucağında durmaz ağlardım
nice geceler uykusuz kaldın
hakkını nasıl öderim anneciğim
Bana bakarken gözlerinin içi gülerdi
gülümserken yanağında gül biterdi
bana bakıp nasıl da sevinirdin
hakkını helal et bana anneciğim
başımda hiç uyumazdı şimdi uykudasın
uyanmıyorsun ruhun şad olsun
Okuduğun kur an senin de hakkın
hakkını helal et anneciğim
inançlı davranmıyorsan senin eseridir
bütün Fatihalarım alemler içindir
senin de payın var senin de hakkın
hakkını helal et anneciğim
BİLİYORMUSUNUZ
ayçiçeği açmış ne güzel
yapraklarını tek tek güzel
sıra sıra dizili çekirdek
uçları sivri benek benek
çekirdeklerde bir yön var
bir kısmı saat yönünde döner
diğeri tersten döner nizama
intizamla güne döner zamana
dönerler gün içinde daire gibi
intizam var sanki nizam gibi
Hikmetinden sual olmaz
Sanki rabbim düzenlemiş gibi
YATIYORDUM
yatıyordum bir gece rüyamda
yatsı namazını kılmadan
gördüm ki oturmuşlar sıra sıra
kimileri giyinmiş beyaz sarı başında
dedim oturayım ben de dinleyeyim
üç kişi oturmuş önümde bir kitap elinde
erkekler sıra sıra kadınlar arkada
abdestsiz oturdum bana dediler kalk buradan
Üç kadın örtülü mahrem ihramlı
birisi kızdı bana bu yer senin mi
bana kalk abdestini al yatma
zaten yatarsın sende bizim gibi
dedim kimlerdir bu iri gözlü ana
dediler asya amine Fatma baktım
iki kişi bakışları heybetli
dediler hava ana Meryemi ümrani
çorabımı aldın yem gideyim abdeest almaya
uyandım baktım bir rüyaymış
Allah'a şükürler olsun son ömrüm
dört çaryari(*) rüyamda gördüm
*Çaryar=Dört Halife
ASHABI KEHF
beyin mücevher gibi temyiz şeffaf
hakikate inandılar eshab ı keyf
koş dedi kardeş kefeşte tayyoş
ister duysun necis dakyanus
imanlılar inandılar allah'a
geldi yetişti hemen yemliha
cennet bahçesi duymuşlar hoş
kırbacın caydırır mı ey dakyanus
leyte inni lehte lidna sübhan sana
hak allah'tan göç almış mekselina
messalina hoş sevgi kardeşi de Bernoş
hiç ayrılır mı ey kötü dakyanus
sesler duyuldu sevdaları hoş
canım kurbandır dağları aşmış
şazenos ağlar kıtmir gelmiş
hiç kıtmir kalır mı ey dakyanus
GÜN GELDİ
gün geldi geçti
gül gönül içinde
öyle bağım var ki
solmayan gül içinde
gülşen'e dönmüş için
nevbahar'ım kalbinde
sura cebir gibi güzellik
içime ekilmiş Reyhanlık
akar gider damarında
kalbimden sevgilerim
sevgi dolu cihanımda
şarkı söyler güllerim
gülşen'in dallarında
taze fidan Gonca çaların
kalbimdeki gül bağında
onu söyler Şeyda dilim
BİR HİLAL GÖRÜNDÜ
bir hilal göründü
gönlümün gecesinde
mehtap'ın bürünmüş
gönlümün sinesinde
gönlümde bir gölge
bulutlarda mehtabın
Yeni Şafak yeni fecir
doğmuş son güneşim
bu bir cevherdir
kervan kıran değil
o gerçektir hakiki
Seher yıldızı dır o
doğduğu sabah o güneş
karanlık değil gece de
sevgilerim civandır
görünümün içinde
batmayacak batmaz ki
sönmeyecek o güneş
hem şeffaflaştıracak beni
ta ki mahşere kadar
mezarda imanım lamba
toprağında bitecek
bu sergi o aşkın
gülşen'in bağında
BENİ YARATTIN
mecnuna döndürdün beni
gece senin seherler senin
sabaha döndürdün gecemi
Eserin mecnuna döndürdü beni
Bir kuvvet gezdirir hepimizi
mevsimlerini görünce oldum deli
sonra sürümdür Muhammed nebi
ya Muhammed şefaatini eksik etme
ne güzel eyledin asayı
kelamulah ettin musa'yı
nurullah eylendin isayı
ya Muhammed şefaat eyle bize
zebur demircilerin şahı davud'un
Hatemi süleyman'a sırları lokmana verdin
Hazreti eyüptan sabırlı olmayı öğrendik
Miracın yolcusu muhammed'in ümmetiyiz
bir yudum ver kevserin nden içeyim
Hz Muhammedin yoluna düşeyim
mecnun olup yollara düşeyim
ya Muhammed izin ver yolunda öleyim
BİLEMEZDİM
aşkı bir hazine sandım
aradım aşkımı buldum
geceyi gündüzü şaşırdım
aşk meğer yanımdaymış
deli miyim neyim ben
dolaşırken zincire vuruldum
bir aşk çukuruna mı düştüm
aşk meğer yanımdaymış
bir kefen alıp giydim
ateşten gömlek miydi kolumu geçirdim
deli divanemiyim zincire bağlandım
aşk meğer o yanımdaymış
muş'ta büyüdüm bir rüya gördüm
aksakallı dedi hazinenin uludağ'da sakladım
geldim netice hazineyi buldum
aşk meğer yanımdaymış
mücevherin çalınmış boş
hazinem pul etmişler paslanmış param
ağladım suçladım yazık aşkım aşk
meğer ki yanımdaymış
ŞEYDA OLAN
Ey seherde öten Bülbül
ahuzar eyledin beni
denizim içimde aral
yağmurların yağdırdı beni
coşan bir seda eser
rüzgarları uçurdu beni
hangi dünya hangi baharlar
alıp bir gün koparacak beni
sedalanan coşan Bülbül
öter ağlatır beni
küskün dillerim delal
içimde ağlayandır söyletir beni
bir akarsuyun var fırat'ım
keban kurdular kestiler beni
güneşten kızgın kumların
ağlayıp istiyorlar beni
altı fert evlatlarım
istiyorlar beni
yaşlı çınarım çürüdü gövdem
yeni fidanın istiyor beni
bursa'ya geldim bursa'da kaldım
aşka gömülü yaktılar beni
ayhan'ın intezar ağlar Mustafa
mahvedip yakan aşkındır beni
GECE GÜNDÜZ AĞLAR
gözükmedi gözükmez
yar nazlıdır hiç bakamaz
gönül saftır vazgeçemez
gece gündüz ağlar gönül
bir derdi var kimse bilmez
için yanar duman çıkmaz
gönül sevmiş vazgeçemez
gece gündüz ağlar gönül
içim bienal avaz avaz
yar derdime derman etmez
merhem alıp ta süremez
gece gündüz ağlar gönül
dedim canım yara açmaz
darbe vurdu için yanar
kan akıyor damarımda durmaz
gece gündüz ağlar gönül
ben Muşluyum hiç bilinmez
bir dağım var duman kalkmaz
yer yaylamdan gelip geçmez
gece gündüz ağlar gelir gönlüm
güneş hemen batmaz
güneş güzel Gülşen gelmez
kanat kırık Bülbül içmez
gece gündüz ağlar gönül
BAK KARDEŞİM
bak kardeşim aç gözlerini
dost yüzünü göremezsin
her dem böyle sana kalmaz
bir gün çeker sende gidersin
sorguya çekerler seni
utanır kimseye bakamazsın
bu bir sürdür kimse bilemez
sırattan belki rahat geçersin
Bırak dön bak gör gerçekleri
öyle güzel ki vazgeçemezsin
dönmezsen gözün hakkı göremezsin
derinden alev alev yanarsın
SON BAHARIMDA
yine duman kapladı yüce dağım
divanye döndüm başımdan kar
geldim derdime derman arıyorum
Yücelere ermiş karşımda uludağ
bakışları kem nahoş sonbahar
Yem yeşil kalsaydı güzel Bursa
Gülşene hayran mustafa'nın ağlar
bülbül'üm uçtu bozuldu bağlar
Ömrüm tıpkı bu mevsim gibi
yağmurların yağdığı suyun ısındı
boran kar yağdı kefenim biçildi
kafesim çürüdü ruhum terk eyledi beni
ÖĞRETMENİM
ilk kalemi elime alınca
öğretmenim çiz dedi bana
çizdirdi sayfa sayfa
öğretmenim emeğini helal et bana
sen her şeyin bütününü öğrettin
beynimde düşüncem ve sevgimsin
sevgin kalbimde dilimde sözün
ismin dudağımda kafiyemsin
sağlığında daim sıhhatinedir duam
ruhunadır benim Fatiham
şüheda olan şehit öğretmenim
DAĞACAK MI GÜNEŞ
ey güzel güneşim bilir misin
bir zaman bana ısı verirdin
şimdi ise yapa yalnızım
korkunç karanlık bir yerdeyim
bana karşı gün gece birleşmiş
yıpratıyor beni ve sessizim
son saniyelerin sonsuz olacak
dönüp dünyamı aydınlatır mısın
Güzel cemalinden mahrumum
Yuvasından kovulmuş kuş gibiyim
Duygularımla arıyorum seni
Dünyam karardı aydınlatırmısın
Uzaklardayım set var önümde
Engeller çok aşamam
Setin ötesinde arzularım seni
Arzularım sefil miskin ve sensiz
Yaşamayı bilemem
Yaşayamam çünkü sensizim
Kendimi boşlukta hissediyorum
Sensiz yalnız ve öksüzüm
DÜNYAM DAR
dünyam çok dar ve bir daire gibi
tıpkı bir mecnun gibi ben içindeyim
yıpratıyor beni dünyam zalim kararlılık
doğ güneşim doğ olsun bana aydınlık
bana gül yeter ki gül köyü uzakta olsun
gül bana gül habersiz olsun ki
dahi hislerim biliyor seni gül
kızma sakın mecnunun günahsızdır
aramızda engel var duvarsız
sakın üzülme ve yıpranma
yıpranma üzülme yas tutma
ne olur dur gidiyorum bak bana
hilalim gözlerini özledim
çok uzaklardasın hilalim
fakat masamdaki çiçeğimsin
çiçeğiyle tek özlem güneşin
yalnız yanan ben değilim ki
nice yananlar yanmış
onlar da tıpkı benim gibi
mecnunların kaderi yanmak değil mi
ÇİÇEĞİM GÜNEŞİM
çiçeğim güneşim hülyam
dünyam karanlık ve ateş
ızdırap çekiyorum ey güneş
doğacak mısın batacak mısın
kaderin böyle yakıyorsun beni
yazılarım sensiz kuş gibi
yanıyorum sensiz kor gibi
yücelmiş alevim volkan'ım
evet canım hep ağlatacak mısın
bir gün doğ, gül bana güneşim
ısıt beni olsun benim baharım
hiç olmaz ki yazın hep fırtına
rüzgarlar bana kokunu getirdi
hâlen sağ olsun şükürler olsun
ama nedense dünyam karanlık
neden doğuyorsun bana yazık
şu an kaderle birleşmişsin
kader deli öyle kovuyor ki beni
tıpkı azgın bir ejderha gibi
kapıp bir gün öldürecek beni o deli
ÖLÜMDEN BETER
ölümden beter her günüm
kapkara zifir bir gün
hayat terk etmiş beni
çırpınır ruhum kuş gibi
gel dedin hala sen yoksun
zira bana güneş doğsun
gitsin karanlık aydınlık gelsin
aydınlık görsün sevinsin gözlerim
aydınlık olmuyor ki hep karanlık
gözlerim ağlıyor içim yanık
zevk sayfalar senin olsun
doğsun bana güneşim doğsun
yaz geliyor dediler bana
sonbahar kış günün fırtına
sensiz mi sensiz bahar olmaz
gül gülşen'in seninle baharım
içimde bir fırtına esiyor
iniliyor senin ismini anıyor
sanki sensin gel diyor bana
gözümde sensin benim ölüyor
SÖNSÜN BENİM YILDIZIM
kaşın saçın dilin dudağın
gözümün içinde bahçemdir
dilim saygılı seni gel
maalesef yine sen yoksun
kırları çok özledim seninle
seninle çiçeklenir baharım
yine ben yalnızım ve sensizim
baharım öküzdür senin için
gel yine gel bir gün gel
doğ göreyim seni güneşim
yaz olsun gönlümde bahar
nevcivan görsün gözlerini
baharın olmaz ki sensiz
sensiz açılmaz gül güller
hep seninle açılır
yazık etme baharıma gel
Şafak oldu bana söylediler
güneş doğmuş Sehersiz
doğsun güneşim doğsun
sensin benim yıldızım
YILDIZLAR KAYAR
kayar nice yıldızlar
hiç göründü mü seherlerim
güneş doğar söner yıldızlar
bütün seherler seni gözler
ben sormadan doğ ey güneş
doğmadan öksüz Seherlerim
çağlayan'ın senin içindir güneşin
doğ bana doğ göreyim seni
işte günlerim geldi geçti
hep yalnız ve sensizim
baharım yazım yok ki
yalnız mevsimlerin sensiz
ben ara bir sor halimi
anlatayım sana çektiklerimi
çekiyorum hep senin için
gelsen sor beni gel sor
ben doğuda doğdum büyüdüm
ısındım sevdim buraya geldim
takıldım bursa'da kaldım
eyvallah son günündür ey güneşim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder