ŞİİRLER 7

 AYNI NİZAM

Aynı nizam aynı düzen
Hiç değişmeyen  o kural
Her görevinde uzman
Güneşe ışık veren kim

Doğan güneş gülerken
Can çekişir gün batarken
Sevenlerin mahbubu
Gözleri dolar ölürken

Baharda her yer çiçeklenir
Yaz olunca güzelleşir
Tohum  olur serpilir
Bunlara can veren kim

GELDİ GEÇTİ

Yılların ardından yaşım
Beni benden sorar
Gençlik nerede diye
Geldi geçti işte şimdi

Gül dikene gülüyordu
Diken gülü seviyordu
Gül dikenden doğuyordu
Diken şimdi yalnız kaldı

Önce filiz şimdi diken
Goncalar gülerken
Gül dikeni sararken
Diken şimdi yalnız kaldı

Gül şendi bağlarımda
Diken saklı yaprağında
Bülbül yokmuş bağımda
Şimdi gülüne baykuş konmuş



BANA YAZ

Ey güzel bak yaz gelmiş
Çiçekler açmış yaz gelmiş
Yaz ile bahar beraber güzel
Yaz bana bir bahar

Sevginle selamlarını yaz
Yaz istersen güllerle yaz
Yaz hasretini bana yaz
Bahardan bir haber yaz

Gül bahçeme geldi bahar yaz
Baharın  güzelliğini bana yaz
Yazıların bahar gibi güzel
Bana nergis papatyaları yaz


GÜN GÖRÜNDÜ

Bu gün gönlüme bahar geldi
Göründü gül gönül sevindi
Mehtap doğmuş içimde
Gecem sanki gündüz oldu

Göründü gün çabuk bitti
Gönül yarasına iz bıraktı
Gün bitti mehtap geldi
Hala gözüm gülde kaldı

Gönül arıyor eski günleri
Giden günler gelmez geri
Gönül ile kaldık yapayalnız
Hasret içindeyiz ikimiz

SUYUNDAN İÇTİM

Suyundan içtim bir yudum
Duru berrak bir  tasından
Sılama hasret çekerken
Nehirlerimi sayıklıyorum

Güzelim otları biçerken
Gönlüme yaralar açardı
Kışın koyun kuzu ot isterken
Çayır çimen güzel kokardı

Sana yağmur bana fırtına
Kuru dallar el sallardı
Büyük bir hasret var şimdi
Gurbetten hasretim sılama


CANANIM

Feryatlarım gelir içimden
Hazin hazin ağlarken
Hülyam karşımda dururken
Gözlerimden yaş akardı

Ne bir ses var  ne bir seda
Sanki duruyor karşımda
Sessiz sedasız masum hülya
Öksüz  ve yalnız kaldı aşkım

Şimdi aşkım uzaklarda
Mutsuzluk içinde canan
her an karşımda hayalin
Tek bir hülya ve ben yalnız


SOLAN GÜLLER

Bir zamanlar bahçemde, taze ve güzel, 

Kırmızı yapraklarıyla parlayan bir gül, 

Güneşin öpücükleriyle her gün, 

Daha da güzelleşen, narin bir bülbül.

Ama zaman acımasızdır, yıllar geçer, 

Yapraklar sararır, rüzgarla düşer, 

Gözyaşlarıyla ıslanır toprak, 

Bir sevda gibi, sessizce biter.

Solan gül, bir hatıra şimdi, 

Yalnızca eski günlerin anısı, 

Ama her yaprağında saklı bir sevda, 

Ve her dikeninde, bir ayrılık acısı.

Gözlerim kapanır, düşünürken onu, 

Kalbim hüzünle dolar, sessizce, 

Ah, solan gül, ne kadar güzel, 

Ve bir o kadar da acı verici.

Umarım bu şiir hoşunuza gider. 


ORMAN SEVGİSİ

Yeşilin bin bir tonu, yapraklarda saklı, 

Ağaçların gölgesinde huzur bulur yürek, 

Kuş cıvıltıları, rüzgarın fısıltısı, 

Ormanın kalbi, sevgiyle atar her an.

Dallar arasında dolaşan güneş ışığı, 

Toprağın kokusu, yağmur sonrası tazelik, 

Her adımda bir keşif, her bakışta bir güzellik, 

Ormanın sevgisi, ruhuma işler derinden.

Çınarların göğsünde tarih saklı, 

Meşe ağacında bilgelik, genç fidanlarda umut, 

Her biri birer dost, her biri birer sırdaş, 

Ormanın sevgisi, bitmez tükenmez bir aşktır.

Geceleri yıldızlar, aydınlatır yolu, 

Gündüzleri yapraklar, serinletir ruhu, 

Doğanın kucağında, bulurum huzuru, 

Ormanın sevgisi, sonsuz bir huzur verir bana.


BU AYRILIK 

Bu ayrılık bana sonsuzluk

İçimde derin bir boşluk

Bir uğultu bir ses duydum

Acımasız zalim ayrılık

Yine bir umut doğdu içimde

Yapa yalnız derinlerde

Her yer karanlık en dipte

Belki gelir bir gün aydınlık

Beklerim umutlarım gerçekleşir

Belki de doğar beklediğim güneş

Mutsuzum düşlerim kırık

İçimde durmaz hıçkırık

Gecelerim bana zindan

Dualarım daim arş-ı alim

Doğsun bana günlerim hakkım

Yine doğsun bana aydınlık


NAZLIM YİNE KARŞIMDA

Nazlım yine karşımda
Durmuş naz eder sanki
Gel derim gelemez ki
İçimi yakan da kendisi

Durmuş karşımda güzelim
Yoksa serap mı görüyorum
Hülya mı bu  düş mü görüyorum
Cismi yok hayal mı görüyorum

Ben küçük bir çocukken
O sanki ruhlar aleminde
ona ulaşmak için uğraşırım
ruhu bana el sallar  gel diye

Sordum ak sakallı dedeye
Sordum ona o nerede
Hayali hep gözümün önünde
uyandım rüya imiş meğer


EFSANE DEĞİLKİ

Bu bilinmeyen efsane değil ki
Süphan dağını duman bürümüş
Beş bin metre yüksek zirvede
Kapkara bulutlara eş olmuş

Süphan dağı ikiye bölük
Arasında var bir ince sır
DoğusundaVan gölü var
Batısında Bilican dağı var

En yüksek tepesinde
Aşağıya pınarlar akar
Fıratın ilk doğduğu 
Malazgirt'ten akar tertemiz

Gaflete dalan gafiller
Buna efsane dememişler
Bunu elbet bilemezler
o doğunun efsanesidir


HAK İÇİN

gel desen gelirim
Sor desen sorarım
Sev desen severim
Hakka dönersen eğer

Hakka dön hak için
Semaya bak gök için
Göğe bak Güneş için
Geceye bak mehtap için

Gel giyin ve kapan
Örtüne  örtün ve saklan
Görür seni yaratan
Hemen gizlen ve  utan

ÖMÜR DEDİĞİN

ömür dediğin bir gün biter 
Bülbül çeker ahuzar 
kimse dünyada baki değil 
elbet bir gün o da Göçer

Maneviyatı unutmuş gençler
Dalmışlar bin türlü gaflete
İçkisi, zevki ve sefası var
Farkında değil ömür geçer

Bu dünya fani ahiret var
Zaman gelince ömür biter
Hesap günü yine dirilir
O zaman hesap kesilir

BENDE YANDIM

yanan gördüm ben de yandım 
o tutuşunca alev aldım g
ezdiğim dünyadan ibret aldım 
o ağladı ben de ağladım

ağlayan gözlerle ağlar oldum
Irmaklar gördüm akar oldum
Çağlayan gördüm çağladım
Dertli gördüm dertlendim

Dağa baktım duman  oldum
Hava sisli yolumu kaybettim
Akarsuya  köprü oldum
Kendini arayana rehber oldum

BİR İNİLTİ DUYDUM

bir inilti duydum derinden 
eğildim uçurumdan bakarken 
delice akan suyun sesini duydum 
derinden derine akarken

eğildim avuç dolusu içtim 
çekti beni derinliklerine 
tıpkı kuru bir dal gibi 
sağa sola çarptı beni

çığlık attım derinlerden 
duymadı beni nerelerden 
bedenim kuru çöp gibi 
sağa sola çarptı beni


GÖRDÜM GÜL SOLDU

gördüm bir gül soldu 
goncaları dibine doldu 
kefen içinde bir bedeni 
toprağa gömerken gördüm

ardından gelen boş döndü 
yapa yalnız evlerine döndü 
dolu dolu gözler gördüm 
yağmur gibi yaş yağarken

hüngür hüngür ağlayanlar 
ruhu bir Fatiha beklerken 
herkes sorup gidecek oraya
kara toprağı sevmez iken

YAĞMUR YAĞINCA

yağmur yağınca aç şemsiyeni
korun yağmurdan ıslanma
günahlar yağmurlardan fazla
giyin kurun bedenini koru

azrail gelip can almadan 
gözünü aç gafletten uyan 
ömür kısa bitecek hemen 
sorular çok oku ve ezberle

bak merkezdeki beyine 
binlerce çalışır nice hücre 
kalbindeki sevgi kime 
sinesine basmış sevgiler


ÇOCUK GİBİ

bir bahar sabahı gibi
Kış mevsiminin içinde
hava birazcık ayaz
bulutlar hiç yok iken

güneş doğmuş öyle güzel
bahar kokusu eserken
ağaçlarda sanki gurur var
çocuklara geldi bahar

çocuklar sevinçli kuşlar gibi
oynuyorlar çılgın gibi
öyle güzeller ki melek gibi
uçuyorlar kelebek gibi

AĞLAMA GÖNÜL

Ağlama gönül, hüzünler geçer, 

Geceler döner, gündüzler gelir, 

Bir damla gözyaşı, bin umut saklar, 

Ağlama gönül, sevda sürer.

Ruhunda fırtınalar koptuğunda, 

Her karanlık gecede bir ışık arar, 

Her yaralı yürek, bir şifa bulur, 

Ağlama gönül, sevgiyi hatırla.

Gözyaşın toprağa düşer, çiçek açar, 

Her acı, bir sabır, bir erdem taşır, 

Her zor an, bir sabah, bir huzur doğurur, 

Ağlama gönül, umudu kucakla.

Bir yara kabuk bağlar zamanla, 

Her damla, bir dua olur gökyüzüne, 

Her nefes, bir umut, bir teselli taşır, 

Ağlama gönül, aşkla sarıl hayata.

Yıkılma gönül, güçlüsün sen, 

Her dert, bir öğreti, bir ders verir, 

Her adım, bir yol, bir hedef sunar, 

Ağlama gönül, güven kendi kendine.


DELİ Mİ SANDIN

yılların burukluğunu hissettim

hislerim dargın ve bana küskün

sevgimizin aşk zinciri yine mi koptu

yoksa zincirden kaçmış deli mi sandın


açtım sinemi ne var ne yok gör sende

kanadı kırık bir kuş penceremde

derin bir umutsuzluk var gözlerinde

acaba şahin mi kapmış yavrusuna


DAR'ÜL ŞİFA

darül şifa güzeldir

şifalar allah'tandır

hekim lokman pirimiz

doktor ana babadır


doktor bize nimet etmiş

zümrüt yeşil giyenler

altın makas ellerde

elem keder peşinde


bacı kardeş hemşire

gece gündüz ayaktalar

Şimdi hayat daha güzel

doktor hemşire nöbetteler


ALDANMAYIN

İlk bahar gelince toprakta filizler açtı
büyüdü dallarım Goncalarım oldu
lalezarım baştan başa yemyeşil oldu
bahçem güllendi bağım gülşen'e döndü

mevsimler değişti bahçede güllerim soldu
her sabah öten bülbüllerin bana  küstü
bir zamanlar deryaydım sularım kurudu
kurudu ormanların dağların öksüz kaldı

mustafa'yım dünyada neyim vardı
bir kalemim bir defterin bir de hatıram kaldı
Her ne kadar güllerim döküldüğü ise de
aldanma ine gün gelir gül açar dikenin de

AYDINLIK SAÇAR

sema derin ve sonsuz
uzayda derin bir boşluk
görmez olmuş gözlerimiz
içinde bir hakikat var

güneş doğar bir köşede
diğer bölge karanlık gece
yıldızlar gökte dizilmiş
aydınlık saçan ufuklara

bulutlar kapatmış gözükmez
içinde bir hilal var gerçek 
kimi görür hiç bilinmez
Bir gerçek var göz içinde

BOZUK ZAMAN

şimdiki zamanda bir gariplik var
sokaklarda kan seli akıyor
kaldırımlar kızıl renge dönüyor
bir birini takip ediyor cinayetler

oysa şimdi yaz bahar zamanı
çiçekler yerine kan boyamış çimeni
Gazze için yastadır  islam alemi
biri bu katliama dur demeyecek mi

MECNUN ÇÖLLERDE

mecnun çöllerde çile çekmiş
çile çekmeyen mecnun sayılmaz
gerçek aşkı mecnun çekmiş
Leyla sız mecnun aşık olmaz

engellileri çok türle ele alalım
nazı mecnuna vardır leyla'nın
Leyla mecnunu her yerde ararken
nice hasretlikleri var Leylanın

NE LEYLA NE ŞİRİN

ne leyla'yı adı ne şirindi
ahu gözlü bir ceylandı
kaşları sanki hilaldi
gözleri beni yaktı

çok değişti hırçınlaştı
yüreğime pençe attı
çekti kalbimi aldı
beni bırakıp çekti gitti

HAİN KADIN

yalan dünya fanidir
hain sevgili zehirdir
kadın hain olursa
hayat bana zindandır

kadın vahşi ve canavardır
sanki iltihap ve cerahatdır
kadını sevmek zulümdür 
çünkü o bir haindir

kanın hayata ziyandır
hayatı kim ve riyadır
hem beni hem kendini yakar
sönmeyen cehennem ateşidir

KADIN CANDIR

kadın candır canandır 
kadın hayattır yaşamdır 

kadın eştir yoldur yoldaşıdır 
kadın ışıktır hilâldır cemal'dir

kadın abu hayattır seyrangahdır 
kadın sabırdır ömürdür zamandır 

kadın su bahçe ve bostandır 
kadın gül çiçek koku reyhandır 

kadın Mehtap nefes ya hayattır 
kadın dünyaya firdevs ve cennettir


BİRLİK VE BERABERLİK

binlerce düşünce beynimizde 
kardeşlik sevgisi olsun içimizde 
hak için olmasa bir düşünce 
kardeşlik gelmez bu düzende 

kardeşlik olsun herkes için 
mutluluk içinde herkes sevilsin 
barışta inanan gönüller gülsün 
gönül içinde sevgiler coşkun 

birlik beraberlik olsun el ele 
kürt olsun türk olsun gel sen de 
hep beraber varız her yerde 
sevgi ve kardeşlik olsun ülkemde


YALAN DÜNYA

odur beni benden alan 
geçti ömür yaşam talan 
ayrılıktır içini sızlatan 
dünya yalan hayat yılan 

bak sen aşka benden kara 
içim geçmiş kalbim yara 
aşkın derdi başa bela 
hayat yalan dünya yılan 

Söylemiştim canım sana 
aşkın geldi çarptı bana 
Birden dünya değişti bana 
yanar gönül yanar Mustafa

GÖRDÜĞÜM SERAP

gördüğüm Serap yalan oldu 
kurudu bağım çöle döndü
çektim gittim bu diyardan 
bilmem neden böyle oldu

inancının ben yıkıldım 
sakın benden darılmayın 
isenin için çok süründüm 
sakın benden darılmayın 

artık şimdi yalnız kaldım 
hep gönlümde bir tanemsin 
Sarıl bana  duam sana  olsun 
son anımdır bana darılmayın


SEVGİ NEDİR

Sevgi nedir bilir misin, o kalpte bir ateş,
Isıtır yüreği, sarar bütün bedeni.
Gözlerin buluştuğunda, yıldızlar parlar,
Ellerin dokunduğunda, zaman durur aniden.

Sevgi nedir bilir misin, o ruhun melodisi,
Sessiz gecelerde fısıldar en tatlı şarkısını.
Her anında umut var, her adımında güven,
Birlikte atılan her adımda hisset huzuru.

Sevgi nedir bilir misin, o sabrın ta kendisi,
Fırtınalar koptuğunda dahi, bırakmaz elini.
Zor günlerin gölgesinde birlikte yürür,
Birlikte ağlar, birlikte güler, hiç yılmaz.

Sevgi nedir bilir misin, o bir rüyanın içinde,
Gerçekleşmiş en güzel düş, bir masalın kalbi.
Her daim yenilenen, hiç bitmeyen bir arayış,
Sevgi, bir hayat boyu süren en değerli yoldaş.


HİÇ YOKSUN

gözlerim hep senin için ağlar
Yangın var içim alev alev yanar
Yolunu gözlerken içim kanar
Gelmek istem arada dağlar var

Gece gündüz seni sayıklarım
içimde hicran, Sızlar kalbim
Senin için ölmeye razıyım
Kessen beni akmaz kanım

Güzüm hiç gülmedi yoksun diye
Bir selamın sanki bana hediye
Esirgeme benden merhametini
Peşinden gelirim seversin diye

BEDEB YORGUN

Beden yorgun can ızdırapta
Azrail geldi tabutum yolda
Şehadet asla düşmez dilde
Vakit doldu gel gör beni

Hanlar saraylar benim diyen
Götürür sadece üç metre kefen
Ruhum  gider kalır  cansız beden  

ALEV GÖRDÜM

Yüreğim yanar yükselir alevler
Akan Göz yaşların bağrımı deler
Derler ki aşk oduna yananlar
Cenneti ala da  buluşurlar

Ağlayan nemli gözlerimden
dökülür damlalar derinden
Sakın silme göz yaşlarımı
Bırak aksın kalbimin içinden

duman olduğu her yer kapkara
sensiz düştüm derin vadilere
Kerem gibi uçsuz bucaksız çöllere
Divane gibi gezerim biçare


O DEĞİL Mİ 

Dil mi yoksa dilber mi
Çektirip ağlatan o değil mi
İçim de bin hançer yarası
Deşip kanatan o değil mi

Can evimden vurmadı mı
Aşkıyla  yakan o değil mi
Kalbime ok saplayan o değil mi
Sonra baştan çıkaran o değil mi

önce sevdiğini söyleyip
Sonra alay eden o değil mi
Ayrılık vakti masumane bakıp
Yüreğime ateş düşüren o değil mi

ALEMİ GÖRDÜM

Bir gün şu alemi seyreyledim
Kabus içinde felaketi gördüm
Adaleti düzeni bozuk gördüm
Haksızı öven adaletiB gördüm

Dizginler  güçlülerin elinde
İpsizler at koşturur meydanda
Kendisi sarayda fakir sokakta
Bu eziyeti hak ediyor mu fukara

Ufukta doğdu parlak bir ziya
Her yer aydınlık refah yakında
Eğer gidilirse hak yolunda
Özlenen adalet gelir yakında


BİR DEVİR

zamanı gelir biter bu devir
elbet bitecek bir gün ömür
her saniye ömürden gider
amel defterine yazılır satır satır

görevli melek soru sorar
her soruda bir Hikmet vardır
o gün gelir mahşer kurulur

gafil mışıl mışıl uyur
gaflet onlara hoş gelir
gözleri göremez hakikati
kalplerine basılmış mühür

BAL ŞEKER

bal kendini şeker sanır
şeker yemiş tatlı  diller
yine yakıyor benim dilber
yanağına kahkülü değer

arı oldum seni ararım
peteğinden bal alırım
arım balım  peteğim
gülüm dalım çiçeğim


TALAN  OLMASIN

uyan artık ömür bitmeden
sor ne soracaksan benden
daha vaktim  dolmadan
sor bana ne soracaksan

uyan artık kendine gel
gafletten çık gerçeğe gel
hakikate bak dünya gözüyle
gir bak neler var içimde

ömürden gitti bir gün yine
baktım o güzel cemaline 
kalbimi koru sakın kırma
tertemiz olsun sakın kirletme

DÜNYANIN ZİLLETİNE

Gel bağlanma dünyanın zihniyetine
ten üryan doğdu üryan döner yaratana
güneşin battığı gibi bir gün batar bu dünya
ecel gelince fermanlar okunursa sana

bir gün selam okunur çağırırlar namaza
işlediğin günahlar boşuna olur bela
daha can çıkmadan gerçeği gördüğün anda
Pişman olduğundan artık etmez fayda

çok pişmanım desen ne fayda
dönmez dilin sesin kalır dudağında
amel'in mezarda olur sana ejderha
kıyamete kadar musallat olur sana

AZRAİL GÖZ KIRPTI

daha bahar gelmeden
çayır çimen olmadan
bahar çiçek açmadan
azrail göz kırptı bana

yağmur Boran yağmadan
taze fidan yaşı vermeden
dalda filiz açmadan
senin suyun ısınmadan

kazanlar suyun var mı
beyaz hile biçildi mi
imam Yasin okudu mu
daha sen can vermeden

yüce mevlâm gafur'dur
verdiği can onundur
bağışlamak şanındandır
o rahman ve rahimdir


SAÇLARI DÖKÜK

Dağım çıplak görünür
herkes Kıraç zanneder
dönün bakın içine
ne mücevherler var

zannedersin yoktur orman
zirvesi karlı başında duman
zirveden edel seyran
geldi sonbahar döküldü hazan

iyi bak gaflete dalma
ağaçsız değil sırtını dönme
havası bulutu yok  sanma
içinde neler var bir bilsen

yaşlı diye kem bakıyorsun
bakmadan gözünü kapatırsın
nice saklı sırlar var içinde
neden dönüp bir bakmıyorsun

DALINDA OLSAYDI

dallanıp bu dayamışlar ağlıyor zambak
gül deste çiçekler vazoda demet demet
kalmış birkaç  günlük ömürleri
sormuş ama yine güldürüyor beni

yaprakları da canlı  renkleri  de
Sanki cennet kokuyor karşımda
göz göze bakışıp kırdık bir anda 
sanki cennet bahçesi açılmış odamda

garsondan bakmaya kıyamazken
baktım gülü solmuş dalı bükülmüş
sanki bir şeyler koptu içimden
ben dertli gönül dertli vazom dertli

CANIM ONUNDUR

Eğer topraktan yaratıldıysam
can'ım onundur yine ona dönecek
gururlanma ey mağrur nefsim
topraktansın yine toprak olacaksın

topraktan yaratıldım ben
çiçekler filizlenecek ondan
topraktan almış kuvvet
hidayete gel aciz nefsim

toprakta biter her çiçek gibi
unutma hakikati gerçek gibi
daha nice güller bitecek gibi
toprağı sev sefil nefsim

oku kutsan topraktır hayatın
toprağı saldım köklerini
ara toprağın altında
al gıdanı ey nefsim


DÖRT KAPI

gönül kapısı açılmış buyurun
gelin bugün ziyafet var
tok olan gelmesin sakın
sadece aç olanlar gelsin

Cümle Herkese aş
pekindeki tabak boş
yeniden doldurmak için
haydi gel sende  koş

bul kapisi açık ve kapanmaz
ziyafet var buyurun gelin
tabağın dostun kadeh yanında
aç değil imanı olan gelsin

gönül kapıları açıldı gelin 
gönül kapısından girin
bakıp da görmeyenler değil
hakikati görenler gelsin

her Keşke açık bir kapı
görmeyenler de girsin
hakikati gözü açılsın
göremeyen herkes gelsin

Dört kapısını açtı size
hakikati görün bir kere 
nice hakikatler var içinde 
buyurun görmek isteyen gelsin

GÖNLÜMÜN ARZUSU

gönlümün bir arzusu varmış
konuklara yer ayırmış 
yedi yaşından beri benimle 
kimseye düşmanlığı yokmuş

kimseye kızmaz çok sevimli
onurludur nefsini terk edeli
o konuk gerçeği göreli
duygularla konuşuyor sanki

o gönül öyle cömert ki
yoksul ama kalbi zengin
sadece kendi değil herkesi
gönülden benimsemiş herkesi

BİR SEVGİ BİR AŞK

yer yüzünde bilinmez bir kuvvet
yönümü değiştirip çekti beni
Katıldığım sevgi kervanı
sürükleyip getirdi beni

aşk azap çektirir bana
volkan ateş getirdi bana
sevdiğim umut verdi bana
yoldaş oldu yollar bsana

rüzgar bana fısıldıyor
bahar'ın yanık için ağırlaşır
bir Leyladır beni ağlatır
alime Kerem bile ağlar

BAKIŞIN ÖLDÜRDÜ BENİ

gözlerim güzel kaşların hilal mıdır
içimi yakan  mazlum bakışlarındır
Kalbim sana beyhude bakar
o mazlum bakışın öldürdü beni

güzel yine karşımda durmuş
yürüyorum sanki bana küsmüş
giden aşkım yine bana dönmüş
aşkın her daim yakar beni

hilal kaşlarını sakın çatma
yaralı kalbini yeniden yapma
Ayhan yanmış yanmasın Mustafa
gül cemalin yakar beni

feryadım Leyla ya seslenişim
yangınlar içimde sesi leyla'nın
Gün gelir Göçer gider Mustafa
aşkın ateşi yaktı beni


GÖNÜL SEYYARDIR

sabit seyyar sayılmaz
gönül elbet seyyardır
sevgi uzak bir yerdir
o yüzden gönül seyyar dır

gönlünde kalsın sevgiler
aşkım sana hep yardır
bana çektirdiğin cefadır
canım aşkına muhtaçtır

sevda çeken aşıklara
sevdiğinden uzaklara
aşkını bulamayanlara
Dünya karanlık zindandır

Ah çeken bilirmiş aşkı
kap karanlık zindanlarda
alevler içinde yanardı
yine de Leylasını arardı


BAHAR OLSUN

bu dünyada gördüklerimiz 
bir gün tükenip yok olur 
kem bakışlı gülmeye hasret olur 
bana gül ki gönlümde bahar olsun

bu dünya ne sana ne de bana kalır 
üzerinde gezdiğin bu yerin altında 
kimler yapmaktalar bilir misin 
bir gün biz de kalırız altında

gülki baharım gelsin
filizler sürsün gül açılsın
dökülmesin yapraklarım
gül kocaların bol olsun

gül  açılır diken sevinir
güzelleşir bahçede güller
bak daha neler var neler
dikensiz gülümsemez güller

çirkinleşip canavarlaşma
insan oğlu hamdır yaklaşma
eğil yapraklara arkadaş ol
doğadan sakın uzaklaşma

GÜL FİDANIM

ey canım gül fidanım 
gülistan sensin benim bağım 
rengarenk gül nigarım 
çiçek açan nevbaharım

kalbimle neşem  hevesimsin
gül kokulu kumru seslimsin
seni nasıl sevmişim bilir misin
dünyada ahrette tek benimsin

kaşlarının sanki hilal olmuş
cemalini Mehtap kıskanmış
maaş okur oldum ey cananım
karanlık gecelerimde tek ışığım

AYRILDIM

dost çevresinde kimsesizim
karanlık odamda çok yalnızım
itildim kenara kırık kalbim
sensiz bitmiyor intizar'ım

ayrılığın kalbinde derin bir çıban
yaşamak bu mu sanki zindan
sadece sen değilsin ben den kopan
ayrılık kalbim etti viran

sensizlik karanlık bir mezar gibi
içimde sönmeyen ateş bir köz gibi
yanar ateşim sönmeyen ocak gibi
kapıldım seline bir kuru dal gibi

KURBAN OLAYIM

kurban olayım ela göze
işte geldim buldum seni 
zaman tamam gidiyorum 
artık Bursa olsun senin

içim ağlar elem keder 
ömür  bitti günüm geçer 
kervan olan göçüp gider 
dertler benim Bursa senin

bir yolcuyum geldim geçtim 
seni gördüm kendimden geçtim 
ahu zarla aşka düştüm 
aşkım benim Bursa senin

gözlerinde bir nur gördüm 
aşkın cemaline daldım 
gizli gizli kendim yandım 
Aşkım benim Bursa senin

aşk alemi çetin bana 
bir canım var kurban sana 
sen allah'ın hak aşkına 
sakın beni hiç unutma


ANNECİĞİM

Ben daha küçük bir Bebekken
kucağında durmaz ağlardım 
nice geceler  uykusuz kaldın 
hakkını nasıl öderim anneciğim

Bana bakarken gözlerinin içi gülerdi 
gülümserken yanağında gül biterdi 
bana bakıp nasıl da sevinirdin 
hakkını helal et bana anneciğim

başımda hiç uyumazdı şimdi uykudasın
uyanmıyorsun ruhun şad olsun
Okuduğun kur an senin de hakkın 
hakkını helal et anneciğim

inançlı davranmıyorsan senin eseridir 
bütün Fatihalarım alemler içindir 
senin de payın var senin de hakkın 
hakkını helal et anneciğim


BİLİYORMUSUNUZ

ayçiçeği açmış ne güzel 
yapraklarını tek tek güzel 
sıra sıra dizili çekirdek 
uçları sivri benek benek

çekirdeklerde bir yön var 
bir kısmı saat yönünde döner 
diğeri tersten döner nizama 
intizamla güne döner zamana

dönerler gün içinde daire gibi
intizam var sanki nizam gibi
Hikmetinden sual olmaz
Sanki rabbim  düzenlemiş gibi


YATIYORDUM

yatıyordum bir gece rüyamda 
yatsı namazını kılmadan 
gördüm ki oturmuşlar sıra sıra 
kimileri giyinmiş beyaz sarı başında 

dedim oturayım ben de dinleyeyim 
üç kişi oturmuş önümde bir kitap elinde 
erkekler sıra sıra kadınlar arkada 
abdestsiz oturdum bana dediler kalk buradan

Üç kadın örtülü mahrem ihramlı
birisi kızdı bana bu yer senin mi 
bana kalk abdestini al yatma 
zaten  yatarsın sende bizim gibi 

dedim kimlerdir bu iri gözlü ana 
dediler asya amine Fatma baktım 
iki kişi bakışları heybetli 
dediler hava ana Meryemi ümrani

çorabımı aldın yem gideyim abdeest almaya 
uyandım baktım bir rüyaymış
Allah'a şükürler olsun son ömrüm
dört çaryari(*) rüyamda gördüm

*Çaryar=Dört Halife


ASHABI KEHF

beyin mücevher gibi temyiz şeffaf 
hakikate inandılar eshab ı keyf 
koş dedi kardeş kefeşte tayyoş 
ister duysun necis dakyanus

imanlılar inandılar allah'a 
geldi yetişti hemen yemliha 
cennet bahçesi duymuşlar hoş 
kırbacın caydırır mı ey dakyanus 

leyte inni  lehte lidna sübhan sana
hak allah'tan göç almış mekselina
messalina hoş sevgi kardeşi de Bernoş 
hiç ayrılır mı ey kötü dakyanus 

sesler duyuldu sevdaları hoş 
canım kurbandır dağları aşmış 
şazenos ağlar kıtmir gelmiş 
hiç kıtmir kalır mı ey dakyanus

GÜN GELDİ

gün geldi geçti
gül gönül içinde 
öyle bağım var ki 
solmayan gül içinde

gülşen'e dönmüş için 
nevbahar'ım kalbinde
sura cebir gibi güzellik
içime ekilmiş Reyhanlık

akar gider damarında 
kalbimden sevgilerim 
sevgi dolu cihanımda
şarkı söyler güllerim

gülşen'in dallarında
taze fidan Gonca çaların
kalbimdeki gül bağında
onu söyler Şeyda dilim

BİR HİLAL GÖRÜNDÜ

bir hilal göründü
gönlümün gecesinde 
mehtap'ın bürünmüş 
gönlümün sinesinde

gönlümde bir gölge 
bulutlarda mehtabın 
Yeni Şafak yeni fecir 
doğmuş son güneşim

bu bir cevherdir 
kervan kıran değil 
o gerçektir hakiki 
Seher yıldızı dır o

doğduğu sabah o güneş 
karanlık değil gece de 
sevgilerim civandır 
görünümün içinde 

batmayacak batmaz ki
sönmeyecek o güneş 
hem şeffaflaştıracak beni
ta ki mahşere kadar 

mezarda imanım lamba 
toprağında bitecek 
bu sergi o aşkın 
gülşen'in bağında


BENİ YARATTIN

mecnuna döndürdün beni
gece senin seherler senin
sabaha döndürdün gecemi
Eserin mecnuna döndürdü beni

Bir kuvvet gezdirir hepimizi
mevsimlerini görünce oldum deli
sonra sürümdür Muhammed nebi
ya Muhammed şefaatini  eksik etme

ne güzel eyledin asayı
kelamulah ettin musa'yı
nurullah eylendin isayı
ya Muhammed şefaat eyle bize

zebur demircilerin şahı davud'un
Hatemi süleyman'a sırları lokmana verdin
Hazreti eyüptan sabırlı olmayı öğrendik
Miracın yolcusu muhammed'in ümmetiyiz

bir yudum ver kevserin nden içeyim
Hz Muhammedin yoluna düşeyim
mecnun olup yollara düşeyim
ya Muhammed izin ver yolunda öleyim



BİLEMEZDİM

aşkı bir hazine sandım 
aradım aşkımı buldum 
geceyi gündüzü şaşırdım 
aşk meğer yanımdaymış 

deli miyim neyim ben 
dolaşırken zincire vuruldum 
bir aşk çukuruna mı düştüm 
aşk meğer yanımdaymış 

bir kefen alıp giydim 
ateşten gömlek miydi kolumu geçirdim 
deli divanemiyim zincire bağlandım 
aşk meğer o yanımdaymış 

muş'ta büyüdüm bir rüya gördüm 
aksakallı dedi hazinenin uludağ'da sakladım 
geldim netice hazineyi buldum 
aşk meğer yanımdaymış 

mücevherin çalınmış boş 
hazinem pul etmişler paslanmış param 
ağladım suçladım yazık aşkım aşk 
meğer ki yanımdaymış

ŞEYDA OLAN

Ey seherde öten Bülbül 
ahuzar eyledin beni 
denizim içimde aral
yağmurların yağdırdı beni 

coşan bir seda eser 
rüzgarları uçurdu beni 
hangi dünya hangi baharlar 
alıp bir gün koparacak beni 

sedalanan coşan Bülbül 
öter ağlatır beni 
küskün dillerim delal
içimde ağlayandır söyletir beni

bir akarsuyun var fırat'ım
keban kurdular kestiler beni 
güneşten kızgın kumların 
ağlayıp istiyorlar beni 

altı fert evlatlarım
istiyorlar beni 
yaşlı çınarım çürüdü gövdem 
yeni fidanın istiyor beni 

bursa'ya geldim bursa'da kaldım 
aşka gömülü yaktılar beni 
ayhan'ın intezar ağlar Mustafa 
mahvedip yakan aşkındır beni


GECE GÜNDÜZ AĞLAR


gözükmedi gözükmez 
yar nazlıdır hiç bakamaz 
gönül saftır vazgeçemez 
gece gündüz ağlar gönül 

bir derdi var kimse bilmez 
için yanar duman çıkmaz 
gönül sevmiş vazgeçemez 
gece gündüz ağlar gönül 

içim bienal avaz avaz 
yar derdime derman etmez 
merhem  alıp ta  süremez 
gece gündüz ağlar gönül 

dedim canım yara açmaz 
darbe vurdu için yanar 
kan akıyor damarımda durmaz 
gece gündüz ağlar gönül 

ben Muşluyum hiç bilinmez 
bir dağım var duman kalkmaz 
yer yaylamdan gelip geçmez 
gece gündüz ağlar gelir gönlüm 

güneş hemen batmaz 
güneş güzel Gülşen gelmez 
kanat kırık Bülbül içmez 
gece gündüz ağlar gönül

BAK KARDEŞİM

bak kardeşim aç gözlerini 
dost yüzünü göremezsin 
her dem böyle sana kalmaz 
bir gün çeker sende gidersin 

sorguya çekerler seni 
utanır kimseye bakamazsın 
bu bir sürdür kimse bilemez 
sırattan belki rahat geçersin

Bırak dön bak gör gerçekleri 
öyle güzel ki vazgeçemezsin 
dönmezsen gözün hakkı göremezsin 
derinden alev alev yanarsın

SON BAHARIMDA

yine duman kapladı yüce dağım 
divanye döndüm başımdan kar 
geldim derdime derman arıyorum 
Yücelere ermiş karşımda uludağ

bakışları kem nahoş sonbahar 
Yem yeşil kalsaydı güzel Bursa
Gülşene hayran mustafa'nın ağlar 
bülbül'üm uçtu bozuldu bağlar 

Ömrüm tıpkı bu mevsim gibi 
yağmurların yağdığı suyun ısındı 
boran kar yağdı kefenim biçildi 
kafesim çürüdü ruhum terk eyledi beni


ÖĞRETMENİM

ilk kalemi elime alınca 
öğretmenim çiz dedi bana 
çizdirdi sayfa sayfa 
öğretmenim emeğini helal et bana 

sen her şeyin bütününü öğrettin 
beynimde düşüncem ve sevgimsin 
sevgin kalbimde dilimde sözün 

ismin dudağımda kafiyemsin 
sağlığında daim sıhhatinedir duam
ruhunadır benim Fatiham 
şüheda olan şehit öğretmenim 

DAĞACAK MI GÜNEŞ

ey güzel güneşim bilir misin
bir zaman bana ısı verirdin 
şimdi ise yapa yalnızım 
korkunç karanlık bir yerdeyim

bana karşı gün gece birleşmiş 
yıpratıyor beni ve sessizim 
son saniyelerin sonsuz olacak 
dönüp dünyamı aydınlatır mısın

Güzel cemalinden mahrumum
Yuvasından kovulmuş kuş gibiyim
Duygularımla arıyorum seni
Dünyam karardı aydınlatırmısın

Uzaklardayım set var önümde
Engeller çok aşamam
Setin ötesinde arzularım seni
Arzularım sefil  miskin ve sensiz

Yaşamayı bilemem
Yaşayamam  çünkü sensizim
Kendimi boşlukta hissediyorum
Sensiz yalnız ve  öksüzüm


DÜNYAM DAR

dünyam çok dar ve bir daire gibi 
tıpkı bir mecnun gibi ben içindeyim 
yıpratıyor beni dünyam zalim kararlılık
doğ güneşim doğ olsun bana aydınlık 

bana gül yeter ki gül köyü uzakta olsun 
gül bana gül habersiz olsun ki 
dahi hislerim biliyor seni gül 
kızma sakın mecnunun günahsızdır

aramızda engel var duvarsız 
sakın üzülme ve yıpranma 
yıpranma üzülme yas tutma 
ne olur dur gidiyorum bak bana 

hilalim gözlerini özledim 
çok uzaklardasın hilalim 
fakat masamdaki çiçeğimsin 
çiçeğiyle tek özlem güneşin 

yalnız yanan ben değilim ki 
nice yananlar yanmış 
onlar da tıpkı benim gibi 
mecnunların kaderi yanmak değil mi


ÇİÇEĞİM GÜNEŞİM

çiçeğim güneşim hülyam 
dünyam karanlık ve ateş 
ızdırap çekiyorum ey güneş 
doğacak mısın batacak mısın 

kaderin böyle yakıyorsun beni 
yazılarım sensiz kuş gibi 
yanıyorum sensiz kor gibi 
yücelmiş alevim volkan'ım 

evet canım hep ağlatacak mısın 
bir gün doğ, gül bana güneşim 
ısıt beni olsun benim baharım 
hiç olmaz ki yazın hep fırtına 

rüzgarlar bana kokunu getirdi 
hâlen sağ olsun şükürler olsun 
ama nedense dünyam karanlık 
neden doğuyorsun bana yazık 

şu an kaderle birleşmişsin 
kader deli öyle kovuyor ki beni 
tıpkı azgın bir ejderha gibi 
kapıp bir gün öldürecek beni o deli


ÖLÜMDEN BETER

ölümden beter her günüm
kapkara zifir bir gün
hayat terk etmiş beni
çırpınır ruhum  kuş gibi

gel dedin hala sen yoksun 
zira bana güneş doğsun 
gitsin karanlık aydınlık gelsin 
aydınlık görsün sevinsin gözlerim 

aydınlık olmuyor ki hep karanlık 
gözlerim ağlıyor içim yanık 
zevk sayfalar senin olsun 
doğsun bana güneşim doğsun 

yaz geliyor dediler bana 
sonbahar kış günün fırtına 
sensiz mi sensiz bahar olmaz 
gül gülşen'in seninle baharım 

içimde bir fırtına esiyor 
iniliyor senin ismini anıyor 
sanki sensin gel diyor bana 
gözümde sensin benim ölüyor


SÖNSÜN BENİM YILDIZIM

kaşın saçın dilin dudağın 
gözümün içinde bahçemdir 
dilim saygılı seni gel 
maalesef yine sen yoksun 

kırları çok özledim seninle 
seninle çiçeklenir baharım 
yine ben yalnızım ve sensizim 
baharım öküzdür senin için 

gel yine gel bir gün gel
doğ göreyim seni güneşim 
yaz olsun gönlümde bahar 
nevcivan görsün gözlerini 

baharın olmaz ki sensiz 
sensiz açılmaz gül güller 
hep seninle açılır 
yazık etme baharıma gel 

Şafak oldu bana söylediler 
güneş doğmuş Sehersiz 
doğsun güneşim doğsun 
sensin benim yıldızım


YILDIZLAR KAYAR

kayar nice yıldızlar 
hiç göründü mü seherlerim 
güneş doğar söner yıldızlar 
bütün seherler seni gözler 

ben sormadan doğ ey güneş 
doğmadan öksüz Seherlerim 
çağlayan'ın senin içindir güneşin 
doğ bana doğ göreyim seni 

işte günlerim geldi geçti 
hep yalnız ve sensizim 
baharım yazım yok ki 
yalnız mevsimlerin sensiz 

ben ara bir sor halimi
anlatayım sana çektiklerimi 
çekiyorum hep senin için 
gelsen sor beni gel sor 

ben doğuda doğdum büyüdüm 
ısındım sevdim buraya geldim 
takıldım bursa'da kaldım 
eyvallah son günündür ey güneşim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

.

  Varlığın ötesinde, bir sır gizli,  Her zerrede bir aşk, ilahi ve saf,  Kalpten kalbe yolculuk başlar,  Mânâ denizinde, derinliklerde saklı...